Gazeteciden Erdoğan’a: Halk Sizden Korkuyor, Diktatör Müsünüz?

Fotoğraf: http://www.tccb.gov.tr/


 

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö ile düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, yabancı bir gazetecinin, kimi çevrelerin kendisini ‘diktatörlükle’ itham etmesi konusundaki sorusu üzerine, “Diktatörün olduğu ülkede herhalde böyle bir soru soramazsınız. Diktatörün olduğu bir ülkede o ülkenin Başbakanına veya o ülkenin Cumhurbaşkanına ailesi dâhil olmak üzere sınırsız hakaretin olduğunu göremezsiniz. Türkiye, demokratik parlamenter sistem içerisinde özgürlüklerin sınırsız yaşandığı bir ülkedir” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenledikleri ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularına da cevap verdi.

Yabancı bir basın mensubunun, kimi çevrelerin kendisini ‘diktatörlükle’ itham etmesini ve Ankara Tren Garı önündeki saldırıda kimi çevrelerin devletin parmağının olduğu yönündeki iddiaları nasıl değerlendirdiği sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diktatörün olduğu ülkede herhalde böyle bir soru soramazsınız” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Diktatörün olduğu bir ülkede o ülkenin Başbakanına veya o ülkenin Cumhurbaşkanına ailesi dâhil olmak üzere sınırsız hakaretin olduğunu göremezsiniz. Bakınız şu anda Türkiye, demokratik parlamenter sistem içerisinde özgürlüklerin sınırsız yaşandığı bir ülkedir. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin birçoğunda olmayan bu tür talepleri, bu tür etkinlikleri Türkiye’den çok daha etkin bir şekilde yapabilen ülke sayısı nadirattandır, yarışırız onlarla ve bunu iddiayla söylüyorum, iddiayla konuşuyorum. Ve Türkiye’de yazılı ve görsel medya, sosyal medya şahsım başta olmak üzere, çocuklarım ve eşim başta olmak üzere her türlü hakareti sınırsız bir şekilde yapmaktadır. Ve 13-14 yıllık Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım döneminde biz bunları hep sabırla karşıladık, hala da sabırla karşılıyoruz.”

‘Saldırıda devletin parmağı var’ şeklindeki itham ve iftiralara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamaları yaptı: “Şimdi ‘derin devlet’ deniliyor Cumartesi günü olan hadiseyle ilgili. Şimdi bu neye göre söyleniyor? Konuşmamda az önce ifade ettim değil mi? Neye göre söyleniyor? Bir tespiti burada açık ve net yapmamız lazım; fikirle mi konuşuyoruz, bilgiyle mi konuşuyoruz? Eğer fikirle konuşursanız, hep yanılırsınız. Ama bilgiyle konuşursanız bilgide delil vardır, ona saygı duyulur. Gördüğüm o ki bilgiyle değil dedikoduyla konuşuluyor veya bir fikirle, bir ideolojiyle konuşuluyor. Zaten sıkıntı burada. Herhangi bir delile dayanmadan iftira at, tutmazsa iz bırakır mantığıyla hareket ediliyor.”

Erdoğan, “Halkının yüzde 52’sinin oyuyla seçilmiş bir insanı acaba diktatör olarak ilan edenler kimler? Menfaatleri elden gidenler mi, istedikleri gibi hükümet kurup istedikleri gibi hükümet indirenler mi, dışarıdan beslenen, içeride de bu tür hâkimiyetlerini tesis edemeyenler mi?” diye sordu ve şunları kaydetti: “Türkiye, ekonomide nereden nereye geldi? Özgürlüklerde, eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette nereden nereye geldi? Bütün bunların hepsinin ölçüsü bilgi olarak ortada. Ama bütün bunlara rağmen hâlâ bu iftiralara devam ediliyorsa, buna benim söyleyecek hiçbir şeyim kalmaz. Bakınız yazılı ve görsel medyada bu denli iftiraları yapanlar rahatlıkla ortalıkta dönüyor dolaşıyorlar. İşte şimdi bu olayda da bakın hemen ‘burada derin devletin izi var’ diyenler, aslında kendilerini gizliyorlar. Şimdi bunlar ortaya çıkacak. Bakın hemen emniyet, adalet, bütün teşkilatlarımız çalışmalarını sürdürüyor. Ve bu çalışmaların neticesinde bu hangi örgütler tarafından yapılmış; bunlar ortaya çıkacak. Şu anda zaten izler sürülüyor ve bu canlı bombalarla ilgili DNA testleri vesaire bunlar yapılıyor ve istihbarat örgütlerimizin işte şurada daha kısa bir süre önce yaptıkları açıklamalarla yurt dışından ülkemize gelen bölücü terör örgütünün mensubu bazılarının tweet’lerde eylem yapmaya hazırlandıkları da zaten açıklandı. Şimdi bunların hepsi ortaya çıkacak. Ama tabii ki biraz sabırlı olmak gerekiyor. Şu anda DNA testleri üzerinde duruluyor. Bunlarla beraber bu çalışmalar sürdürülüyor. İnanıyorum ki neticesinde bu haince eylemi kim yaptı; bunları da birlikte göreceğiz.”

Erdoğan, bir basın mensubunun; “Gelinen noktada mezkur saldırı ile ilgili olarak saldırganların kimliğinin belirlendi mi? Bir örgüt işaret ediliyor mu, bir dış bağlantı söz konusu mu? Devamında şunu da sormak istiyorum: Saldırıdan sonra ihmal ve istihbarat zaafiyeti olduğu yönünde iddialar atıldı. Aldığınız bilgiler doğrultusunda siz böyle bir kanıya vardınız mı? Yine bu iddialardan yola çıkarak da iki bakanın istifası isteniyor, sizce istifa gerekli midir?” şeklindeki sorusunu da yanıtladı. Bu tür faaliyetlerin içerisinde özellikle terör ve terörle mücadele noktasında hiçbir zafiyetin olmaması iddiasının çok yüksek tonda söylenmiş bir yaklaşım olarak gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhakkak ki bir hata, bir eksiklik bir yerde vardır. Ama bunun boyutu ne kadardır, bunlar da bu incelemeler esnasında ortaya çıkacaktır” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “İstihbarat örgütünün vermiş olduğu, ülkemize girerek ülkemizde değişik eylemlerde bulunmaya yönelik bazı hazırlıkların yapıldığı -ki bunun Suriye kaynaklı olduğuna dair- bazı istihbaratlar var. Tabii istihbarat örgütü bu bilgileri size taşır. Bunu nereden alır? Zaman zaman dinlemelerden alır, zaman zaman insani istihbarattan alır. Teknik takiple bunları yakaladıkları olur. Birçok bunların tabii yolları, yöntemleri var. Ve bu çalışmaları yapmak suretiyle bu tür adımlar atılmıştır. Ha bazı eksikler var mıdır, yok mudur, eksiklerimiz nerede; bunların üzerine de tabii ayrıca gidilecektir. Biz de arkadaşlarımızla bunun çalışmalarını, görüşmelerini yaptık ve bu çalışmalar daha da geliştirilerek devam ediyor.”

Katliam İle İlgili ‘Hepimizin Hatası Olabilir’

Erdoğan, “Arkadaşlar, biz devlet yönetiyoruz ve insanız; hepimizin hatası olabilir” dedi ve cevabını şu cümlelerle tamamladı; “Eğer bunu söyleyenler kalkıp da istifa mekanizmasını bu kadar kolay çalıştırıyorlarsa, soralım; bir siyasi partiye genel başkan niye olunur? O siyasi partiyi iktidara taşımak için olunur. Ama siz bir siyasi partiyi iktidara taşıyamıyorsanız, size birileri ‘hadi istifa et’ dediği zaman niye istifa etmiyorsunuz? Başarılı olmak zorundasınız, niye başarılı olamadınız? Bunlar için hiç istifa söz konusu değil, ama orada yüzde 100 başarı bekliyor. Yüzde 100 başarılı olunamayabilir. Ama burada bazı şeylerin de yerli yerinde hakkını teslim etmek lazım. Bizim şu anda üzerinde durulan bu arkadaşlarımız Türkiye’nin dört bir yanında terörle mücadelenin kavgasını veriyor, gerek İçişleri Bakanımız, gerek Adalet Bakanımız koşturuyorlar, takip ediyorlar, böyle bir mücadeleyi veriyorlar. Öbür taraftan valilerimiz, emniyet genel müdürlerimiz bu mücadelenin içindeler. Hemen istifa ile çözüm bulamazsın. Nerede eksiğimiz var, önce bunu dört dörtlük bir tespit edelim; ondan sonra gerçekten burada bir görevi ihmal söz konusuysa, o zaman zaten atılması gereken adımı başarı için Başbakan da atar, ilgili diğer birimler de atar, buradan kimsenin şüphesi olmasın.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.