Askeri Terimden Sanatsal Terime

Meltem Tüzün

Etimolojik olarak incelendiğinde Fransızca avant-garde’dan gelen kelime bir ordunun, birliğin öncü kolu anlamında kullanılır. Sanatsal bir terim olarak ilk kullanımı ise 1830 larda ütopyacı sosyalist Saint Simon tarafından kullanılmıştır. Sosyalist ütopyalar, nihayetinde insanlığın bir sanat alemine ulaşacağını vaat ederler. Bu aleme yolculuğun yine sanatın kılavuzluğunda yapılması umulur. Yani sanat hem araç hem de amaçtır.

Piero Manzoni Artist's Shit

Avantgarde kelimesinin sanata yansıyan ruhu ilk olarak romantizmle birlikte görülse de aslında değişen yeni toplum, siyaset, ekonomi ve sanat düzeni ile 2. Dünya savaşı dönemi ve sonrası, modernizmle birlikte evrilip onunla birlikte anılmaya başlar. Bu nedenle modernizm ve avangard kavramları arasında temelden bir ayrım olmamakla birlikte her ikisi de yer yer aynı ruhu paylaşır. Her ikisi de sanatçının topluma ve kendine yabancılaşmasıyl a burjuva zihniyeti karşısında aynı tavrı takınır.

Romantizmle birlikte peydahlanan yüzlerce yıllık geçmişi olan klasik sanata başkaldırı, nihayetinde avangard ruhunu ortaya çıkarmıştır. 19.yy dünya düzeninin getirdiği yeniliklerle sanatçı artık kilise ya da burjuvaya hizmet etmeyi bırakmış, klasik gelenekten güçlü bir kopuş göstermiştir. Sanatçı yüzlerce yıllık var olan sanat eserini kutsal, müzeleri mabet olarak gören tüm düzene karşı çıkmış, sanatı ve sanatçıyı bu doğrultuda evriltmeyi amaçlamışlardır. Sanat hakkında yüzyıllardır değişmeyen biriciklik, estetik, mimesis kavramlarını galericisinden izleyicisine herkese sorgulatmıştır. Ve kuşkusuz avangard ruhunu en iyi yansıtan isimlerden biri ölümünün üstünden geçen yıllara rağmen yaptığı işle Sanat Tarihi Dünyasını tartışmalara sürükleyen Duchamp’tır.

Duchamp sıhhi tesisat firmasına ait olan bir pisuarı R. Mutt adı ile imzalayıp ters çevirip “Fountain” adı ile 1917 de New York da ilk kez düzenlenecek olan ve kendisinin de jüri üyesi olduğu Müstakiller Salonuna heykel olarak sunmuştur. Duchamp’a göre Bay Mutt un pisuarı kendi elleriyle yapıp yapmadığı bir önem taşımaz, pisuarı seçen odur. Önemli olan gündelik hayata dair bir nesneyi sunduğu şekil ile nesnenin kazandığı yeni anlamdır. Bay Mutt salona sunduğu heykeli ile var olan sanat düzenine tam da istediği duruşu sergilemiştir ve sanat dünyasında yepyeni bir tartışma başlatmıştır. Bu tartışmayı şiddetli bir biçimde devam ettiren birçok sanatçıdan bir diğeride Piero Manzonidir. Sanatçı 1961’de Artist’s Shit ( La Merda D’Artista) adını verdiği 90 adet küçük konserve kutusuna koyulmuş 30gr. lık dışkısını sanat eseri olarak galerilere sunmuş ve o yılların altın fiyatına göre satışa sunmuştur.

Duchamp ve Manzoni yaptığı işlerin yarattığı sansasyonlarla avangardın tepesine oturmuşlardır. Zaman içinde fluxus, happening gibi akımlarla avangarde ruhu varlığını sürdürmeye çalışmıştır. Fakat Peter Bürger’e göre daha kusursuz bir biçimde tasarlanıp gerçekleştirilseler bile happeningler, dadaist gösterilerin isyan değerine artık ulaşmamaktadırlar. Bunun nedenlerinden biri de avangardistlerin başvurduğu etki araçlarının şoke etme etkisini kaybetmesidir. Nitekim avangard ruhu 2. dünya savaşı sonrası hızla yükselip sonrasında zamana ve sisteme yenik düşmüştür. Başlangıçta sanatın kurumlaşmasına karşı olan avangard ruhu temsil eden sanatçılar, karşı çıktığı müze ve galerilerde yer alarak başlattıkları savaşı kaybetmişlerdir.

KAYNAKÇA

Avangard Kuramı, Peter Bürger

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Meltem Tüzün

15.12.1988 yılında İstanbul’da dünyaya geldim. Liseyi, Kemal Hasoğlu Lisesinde bitirdiğimde, ardıma bıraktığım yazı geçmişim lisede çıkartmış olduğum tek sayılık bir sanat ve sosyal konulu dergi ile ardımda bıraktığım günlüklerden ibaretti. Lise ardından 3 yıllık bir aradan sonra Anadolu Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nü kazandım. İlk sene İngilizce hazırlık sınıfı okumayı özellikle bölümü tanımak amaçlı tercih ettim. Ve iyi ki de yaptım diyorum. Üniversitede geçirdiğim 5 senenin sonunda, mezun olduğumda, artık büyümüş bir aşk ile bağlıydım bölümüme. Okul sonrası her şeyden biraz uzaklaşmak, okuduğum alanla ilgili ne yapmak istediğime daha sağlıklı kararlar verebilmek adına yurtdışına gitme kararı aldım. Avrupa Birliğinin desteklediği projelerin birinden kabul alarak İtalya'nın Palermo şehrine gittim. Ve 8 ay bir Afrika yardım kuruluşunda gönüllü olarak çalıştım. Bu 8 ay farklı kültürleri, insanları tanımam, Avrupa'yı elimden geldiğince gezebilmem, okuduğum bölümün hakkını gezerek ve görerek de vermem için çok iyi bir deneyim oldu. Öğrenim gördüğüm 4 sene boyunca hangi alanda uzmanlaşacağım konusunda kararsızlıklar yaşasam da geç olup güç olmamakla birlikte kararımı verdim. İçerisinde siyaseti, sosyolojiyi, felsefeyi ve sanatı bir arada barındıran bir dönem seçmeliydim.Ben de Çağdaş Sanat üzerine yoğunlaşmayı tercih ettim. Henüz bir üniversitede yüksek lisans programına başlamamış olsam da bu konuya odaklanmış bulunmakla birlikte aynı zamanda şu an bir sanat galerisinde çalışmaktayım. Ayrıca zaman zaman Businessweek Türkiye dergisinde gezi ve sanat etkinlikleri yazıları yazmaktayım. Bu nedenle sizlere elimden geldiğince, kalemimden geldiğince bir çok insana anlamsız gibi görünen Çağdaş ve Modern Sanat üzerine ve sanatçılar, eserleri hakkında yazılar yazacağım ve zaman zaman Avrupa da gezip gördüğüm yerlerle ilgili yazılar sunacağım.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir