Tükenmez kaynaklı enerjiler iklim değişimini frenleyip kontrol altına almada kilit bir değer taşıyor

Başarılı çalışmalarıyla tanınan, en saygın uluslararası kuruluşlardan biri olarak kabul edilen Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) böyle diyor.  [Kurumun baş ekonomistini tanıyorsunuz:  Fatih Birol – Ekogazete:  18.11.2013]  IEA politik çevreleri uyarıyor.  Güneşe, rüzgâra, denize, akarsuya dayalı enerjinin hudutsuz olanakları bulunduğunu söylüyor.  Dünyanın geleceği için bunların mutlaka harekete geçirilmesini istiyor.  Bu alana ayrılmış kaynakların yetersizliğine işaret ediyor.

ETP_2015_Cover_300px

IEA bu uyarıyı iki yılda bir yayımladığı ve enerji sektörüne kapsamlı biçimde eğilen bir serinin yeni raporunda yapıyor:  “Energy Technology Perspectives 2015”.

Bu yılın raporu tükenmez kaynaklı enerjiyi ana konu olarak ele almış.  IEA politikacılara seslenirken her şeyi Paris’te Aralık 2015’te toplanacak dev toplantının pazarlık ve çekişmelerine bırakmanın uygunsuzluğuna değiniyor.  Politik sistemin, o günü beklemeden yapması gereken şeyin bu konudaki araştırma-geliştirmeye hemen şimdi kaynak aktarması olduğunu söylüyor.

  • Rapor geçtiğimiz günlerde kamuoyuna sunulunca çok geniş bir yankı yarattı.  Üzerinde durduğu bazı vurgulamalar şöyle özetlenebilir:
  • Tükenmez kaynaklı enerjiler iklim değişimini frenleyip kontrol altına almada kilit bir değer taşıyor.
  • Bu alandaki inovasyon çabalarının büyük potansiyeli var; üstelik bu, çok az el atılmış ve önü açık bir alan.
  • Kamu yönetimleri bu konuda yürütülebilecek araştırma ve geliştirme girişimlerini yeterince desteklemiyor.
  • Önümüzdeki 35 yıl içinde, enerji etkinliğini giderek arttırarak iki katına çıkarmak zorundayız.       Yani daha az enerjiyle daha fazla çıktı elde edebilmeyiz.
  • Fosil kaynaklı (petrol, kömür, gaz) enerji kullanımını hızla sınırlama zorunluluğu var.       Özellikle binaları ısıtıp soğutmakta ve fabrika faaliyetlerinde. Bunlar dünya enerji tüketiminin %40’ını alıyor.       Bir de ulaşım (%27). Sera gazı salımının %30’u bu etkinliklerden kaynaklanıyor.
  • Hedef, 2050’ye kadar fosil kaynak kullanımını %50 azaltmak ve enerjinin %40’ını tükenmez kaynaklardan elde etmek olmalı.
  • Çin, Hindistan, Brezilya gibi hızla gelişen ve dünya ekonomisine büyük ağırlık koymaya başlayan ülkeler eski enerji teknolojilerini bir kenara koyup gelişmelerini yeni enerji teknolojiler dayandırmalılar. Ayrıca bu alandaki inovasyon çabasına büyük ağırlık vermeliler.
  • Ülkelerin, özellikle gelişmiş ülkelerin, tükenmez kaynaklı enerji konusundaki araştırma-geliştirme girişimleri, ne yazık ki, çok yetersiz. 1980’de bu tür çalışmalara ayrılmış parasal kaynak, dünya çapındaki toplam araştırma-geliştirme bütçesinin %11’i idi.       Bugün bu miktar %3’e düşmüş durumda. Oysa bu yeni enerjiler dünyanın geleceği için yaşamsal önem taşıyor.
  • IEA devlet yöneticilerini hem bu alana üç misli daha fazla kaynak ayırmaya davet ediyor.       Ayrıca özel girişimleri bu konuda yatırım yapmaya cesaretlendirecek politikalar istiyor.
  • Unutmamak gerekir ki, geçtiğimiz yüzyıl fosil kaynaklı enerji alanında büyük gelişmeler yaşadı.       Şimdi sıra tükenmez kaynaklı enerjide. Buradaki değişim ve gelişimin de aynı baş döndürücü nitelikte olacağı anlaşılıyor.

Rapora ulaşmak isterseniz, buraya tıklayabilirsiniz:  İngilizce rapor  –  Fransızca rapor.

Atila Alpöge, Ekogazete, 9.5.2015 /  Kaynaklar:  IEA Basın Bülteni, 4.5.2015 – Pierre Le Hir, Le Monde, 4.5.2015.  [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir