Çabucak büyüyüp şişmanlasınlar ve ölmesinler diye antibiyotik verilen, hücrelere hapsedilen, sürekli beslenen hayvanlar

Dünyanın her yerinde endüstriyel hayvancılık çok gelişmiş durumda. Yüzlerce (hatta binlerce) tavuğu, ineği, koyunu, kazı, hindiyi koca ambarlarda ufacık hücrelere hapsediyorlar ve sürekli besliyorlar. Çabucak büyüyüp şişmanlasınlar diye. Araç gereç imal eder gibi et üretiyorlar. Böyle yerlerin resim ve videoları çok kişiyi rahatsız ediyor, ama gözden kaçan bir nokta var: Bu hayvanlara durmadan basılan antibiyotikler.

Nedeni basit:  ölmesinler, sayıları azalmasın, ne de olsa sermayedirler diye.  Ancak değişik bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, bu uygulamanın büyük tehlikesi var.  Çünkü sürekli olarak yapılan bu işlem zamanla hayvanların bünyesinde antibiyotiğe dirençli bakteriler üretiyor.  Bunlar da eti yiyen insanlara bulaşıyor.  Sonunda bir hastalık ortaya çıkınca başlatılan antibiyotik tedavisi sonuç vermiyor.

Endüstriyel hayvancılığın antibiyotik kullanmasına o kadar büyük bir tepki oluşmuş ki, bazı önlemler alınmaya başlanmış.  Örneğin Amerika’da McDonald’s artık antibiyotikli tavuk kullanmıyor.  Ancak bu beslenme zinciri başka ülkelerde de aynı politikayı uyguluyor mu, bilinmiyor.

Danimarka, İsveç, Norveç, Hollanda bu tür et üretimine sınırlama getirmeye başladı bile.  Hatta konuyu Avrupa Birliği’ne taşıdılar.  Yakında AB çapında bir yasaklamaya gidilmesi bekleniyor.  Öte yandan çiftçi ve ilaç lobileri bu gelişmeyi durdurmaya çalışıyorlar.  Ne de olsa, ABD’de ve AB’de antibiyotik üretiminin üçte ikisi endüstriyel hayvancılıkta kullanılıyor.

İlk uyarıyı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yapmıştı.  114 ülkeden elde edilen verileri değerlendiren kapsamlı bir raporunda WHO bu olgunun her ülkede yaygın olarak gözlendiğini söylemişti.  Hızla “antibiyotik ötesi” bir dünyaya doğru sürükleniyorduk.  Böyle bir dönemde milyonlarca kişi antibiyotik tedavisinin sonuç vermemesi nedeniyle ölüp gidecekti.  Dirençli bakteriler verem, zatürre, kanser, vb. tedavilerine darbe vuruyordu.  Bugün bazı ülkelerde nüfusun yarısı antibiyotik tedaviye yanıt veremiyor.

Öte yandan doktorların hastalarına (fazla düşünmeden) antibiyotik reçetesi yazıverdikleri de biliniyor.  Bunun yanında bazı kimseler en ufak rahatsızlıklarında bu tür ilaçlara sarılıyorlar.  WHO ülkelerin ve tıp mesleğinin antibiyotik kullanımına daha dikkatli yaklaşmalarını isterken, ilaç endüstrisinin de daha etken sonuç verecek antibiyotik araştırmalarına öncelik vermesini bekliyor.

Atila Alpöge, Ekogazete, 16.5.2015 /  Kaynaklar:  Avaaz bülteni, 10.5.2015 – Pippa Stephens, BBC News, 30.4.2014 – Oistein Thorsen, The Guardian, 1.8.2014. [Bu yazıya bloğunuzda ya da sitenizde yer vermek istiyorsanız, yandaki bilgileri de (yazarı ve kaynakları) oldukları gibi taşımayı lütfen unutmayın.]

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir