“Devlet”i günümüz diline taşıyan Badiou, tam bir 21. yüzyıl uyarlaması yapmış

Duygu Aksoy /@duaksoy
Felsefe Tarihi Üzerine Doktora Yapıyor
Dağ Medya Kitap Eleştirmeni


 

ALAİN BADİOU

PLATON’UN DEVLETİ

Bu ay roman okumaya kısa bir ara verip hâlihazırda yazmaya çalıştığım tezim için felsefe okumalarına vakit ayırdım. Kıta felsefesinin önde gelen isimlerinden Fas doğumlu Fransız filozof Alain Badiou’nun kendi deyimiyle “çılgın bir teşebbüs” olarak gördüğü “Platon’un Devleti” adlı hiperçevirisi -serbest uyarlaması da diyebiliriz- sanırım beni fazlasıyla etkiledi. Metis Kitap tarafından yayımlanan “Platon’un Devleti” modern insanın Platon’u daha iyi anlamasını sağlayacak etkileyici ve biraz da kafa karıştırıcı türden bir eser olarak karşımızda.

Platon – Bugün için!

Felsefi düşüncesinde Lacan’ın etkileri fazlasıyla hissedilen Alain Badiou Marksist- Komünist dünya görüşünün ve Fransız solunun önde gelen temsilcilerinden olsa da düşünsel sentezi seven bir felsefeci. 2007 yılında başlattığı Pour aujourd’hui: Platon! (Platon – bugün için!) seminer dizisini bir kitapla taçlandıran Badiou farklı bir anlatı tarzına imza atmış. Böyle bir deneyimin olası handikaplarını önlemek istercesine önsözde Platon’un orijinal metniyle arasına radikal bir mesafe koyduğunu söylüyor yazar. Diğer yandan özgün metne sadakatini koruduğunu da itiraf ederek Platon severlerin yüreğine su serpmiş oluyor bir nebze.

Badiou’yu böyle bir çalışmaya sevk eden birçok sebep sayılabilir. Öncelikli olarak Platon’un günümüzde yeterince doğru anlaşılmadığını düşündüğü için böyle bir çalışmaya giriştiğini söylüyor. Platon’un modernize edilmesi gerektiğine olan inancı onu uzun yıllar süren titiz ve incelikli bir çalışmanın kollarına atmış diyebiliriz.

Badiou’nun bu eseri yazma sebeplerinden bir diğeri modern dönemde yaygınlaşan rölativist bakış açılarının sonuçlarını görmesi ve insanlığın yeniden mutlak bir hakikatin varlığına ihtiyacı olduğunu hissetmesi olmalı. Biraz da yazar, demokratik materyalizmi aşma fikriyle girişmiş bu çalışmaya. Matematiği varlıkbilimi olarak kabul eden Badiou’nun mutlak olana meyyal olması beklenir bir durum hiç kuşkusuz. Badiou bu çalışmayla, dünya hayatımıza yön veren şey mutlak olana yönelişse bunu ancak Platon’dan öğrenebiliriz demiş oluyor bir bakıma.

Mağara Metaforu Yerini Sinema’ya Bırakıyor

Felsefe literatürünün mihenk taşı olan “Devlet”i günümüz diline taşıyan Badiou, meşhur mağara alegorisini sinema salonunda yeniden anlatmayı deneyerek birçok örneği güncellestirmiş. Bilgisayar, televizyon, mp3 çalar hatta formula 1 yarışlarını bile örneklemelere katarak tam bir 21. yüzyıl uyarlaması yapmayı başarmış.

21. yüzyıldan konuşan Marx’ı, Freud’u, Kant’ı bilen bir Platon’la karşılaşınca bol göndermeli bir yolculuğa çıkıyoruz haliyle. Özellikle aydınlanma filozoflarından fikirleriyle birçoklarını etkilemiş Kant, Hegel, Nietzsche gibi birçok filozofa atıflarla zenginleşen eser bütün filozofların davetli olduğu etkileyici bir düşünsel festival gibi düşünülebilir.

Zarar vermek hiçbir zaman adil bir davranış değil derken Nietzsche’yle alay edip, adalet kavramı üzerinden kapsamlı bir tartışmayı devam ettirirken Hitler ve Napolyon örnekleri vererek yakın tarihe eleştirel bir bakış atıyor müstehzi müstehzi. “Şu Zavallı” diyerek hitap ettiği Kant da Badiou’nun saldırılarından kurtulamıyor. Hatta benim gibi Kant’ın üstüne biraz fazla gittiğini düşünüp savunmaya geçmeye başlıyorsunuz kitabı okurken. Savaşı “bir ulusun öznel açığa çıkışının zorunlu diyalektik ânı” kabul eden Hegel Baba’ya dokundurmalar da az değil. Aristo için de “parlak bir çocuk ama hiç sevmem” diyebilecek kadar açık sözlü ve biraz da acımasız tabii.

Şiir- Felsefe Çatışması

Badiou’nun metnin orijinaline sadık kaldığı düşüncelerin başında meşhur sofist Thrasymakhos ile Sokrates’i konuştururken retoriğe karşı matematik, şiire karşı felsefe çatışmasını devam ettirmesi gelebilir. Kısacası felsefe ile retoriğin amansız çekişmesi tam hız devam ediyor. Matematiği varlıkbilimi olarak kabul eden bir filozof için yadırganmayacak bir tekrar olarak sunuluyor felsefe ve şiir savaşı. Badiou “taklidin taklidi” (mimesis) olarak gördüğü şiiri dolayısıyla şairi “hayali eğilimlerden başka bir şey yaratmaz” diye eleştirirken Platon’a sadık kalmayı başarıyor.

Yazarın Platon’un düşüncesine sadık kalmadığı noktalar da var elbette. Platonda çok zayıf kalan kadın meselesine fazlasıyla müdahale ettiğini görüyoruz. “Platon kadınlar konusunda beni hiç anlamadı”, “Bodiou’nun bana verdiği yetkiye dayanarak Platon’un getirdiği yoruma resmen ve açıkça karşı çıkıyorum” gibi düzeltmeler mizah ve ironi dolu keyifli bir okumanın göstergeleri aynı zamanda.

Badio’nun devletinde Platon’un kardeşi rolünü üstlenen kadın kahraman Amantha neredeyse başrolde yer almış. Kadın erkek eşitliği ve kadınların eğitim ve yönetimde eşit kabul edilmeleri gerektiği, kadın ve erkeğin doğalarının çok da farklı olmadığı gibi konular Badiou’nun güncellemeleriyle yeniden tartışılıyor. Kadınlarla ilgili hoş tiradlara bolca rastlıyorsunuz Platon’un Devlet’inde. Modern dünyanın kadın meselelerine de sert eleştiriler getiriyor yazar Sokrates’i konuştururken.

“Bir kadın kalçalarını gösterdi diye kendinden geçmek aptalcadır ama Fransızlar gibi kadın saçlarını başörtüyle kapatmasın diye yasa çıkarmak da daha az aptalca değildir. Ancak boş kafalılar kendilerininkinden en farklı bir geleneği gülünç ya da utanç verici bulurlar.”

Alain Badiou’nun hiperçevirisinde biçimsel değişiklikler de var şüphesiz. Bunlar arasında klasik metni diyalog biçiminden roman biçimine taşıması, şimdiki zamanı geçmiş zamana, ben dilini üçüncü tekil şahıs diline dönüştürmesini sayabiliriz. Kısacası biçimsel farklarıyla da başarılı bir güncelleme Platon’un Devleti.

Eserle ilgili olumsuz birkaç şey de söylenebilir. Lacancı olduğunu bildiğimiz Badiou psikanaliz dilini fazlaca kullandığı için Platon’u anlaşılır kılmak adına giriştiği çalışmada kavramları biraz daha zor ve sıkıcı hale getirmiş bana göre. “Ruhun üç gücü” yerine “öznenin üç mercii” terkibini tercih etmiş mesela. “Şehvet akıl ve ruh” denen üçlemeyi de “düşünce duygulanım ve arzu” olarak değiştirmeyi uygun görmüş. Tanrı için “Büyük Öteki”, “iyi ideası”nı ise “doğru ideası” olarak değiştirmiş. Bizdeki çevirilerin ne kadar iyi olduğu tartışılır fakat Platon’la özdeşleşmiş kavramların yeni terkiplerini biraz yadırgadığımı itiraf etmeliyim.

Son olarak okuyucular için bir uyarı yapmam gerek. Alain Badiou’nun serbest uyarlaması olan “Platon’un Devleti”, eserin orijinalini okumayı da gerektiriyor haliyle. Bu nedenle yaklaşık bin sayfaya yakın bir okuma bekliyor okuyucuyu. Fakat buna değer diyorum. En nihayetinde herkesin her şeyi bildiği bir zamanda tıpkı Sokrat gibi hiçbir şey bilmediğimizi fark etmeye fazlasıyla ihtiyacımız var.

Şimdiden iyi okumalar!

“PLATON’UN DEVLETİ”

ALAİN BADİOU

METİS YAYINLARI, 414 SAYFA.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Duygu Aksoy

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. Lisansını “Din Ahlak İlişkisi Bağlamında Altın Kural ve İmmanuel Kant’ın Kategorik İmperatifi” adlı teziyle bitirdikten sonra mastırını yine aynı üniversitede Din Felsefesi alanında “Çağdaş Din Felsefesinde Estetik ve Sanat” başlıklı teziyle tamamladı. Master teziyle ilgili olarak bir süre İtalya’da sanat eserleri üzerine araştırmalar yaptı. Doktorasına ise Felsefe Tarihi alanında devam etmekte. Çalışmalarını daha çok ahlak felsefesi ve sanat felsefesi konuları üzerinde yoğunlaştırıyor. 31 Aralık 2013 tarihinde Dağ Medya'ya katılarak edebiyat dünyasına dair ilk kitap eleştiri yazılarına başladı.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir