Dink Ailesi avukatı Fethiye Çetin: Cinayetin izleri Kozmik Oda’ya gidiyor

Hrant Dink cinayetinde adı geçen kamu görevlileriyle ilgili soruşturma devam ediyor. AKP ile cemaat arasında kopan fırtınalardan sonra hareketlenen soruşturma dosyasında tutuklanan kamu görevlileri var. Dosyada ismi geçen kamu görevlilerinin de ifadeleri tamamlandı. İfadesi alınmayan tek isim şu anda Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Engin Dinç. Öte yandan Dink cinayetinin Yargıtay’ın bozma kararının ardından devam eden davasında da mahkeme soruşturmayı genişletmeden, sona doğru yaklaşıyor. Dink cinayetine ilişkin belgelerin bulunduğu iddia edilen Kozmik Oda’yla ilgili başlatılan soruşturma süreci de kapatıldı. Dink cinayetine giden süreçte İstanbul Valiliği yapan eski İçişleri Bakanı Muhammer Güler’in dosyasının da kayıp olduğu iddia ediliyor.

Agos Gazetesi’nden YETVART DANZİKYAN VE UYGAR GÜLTEKİN’in Dink cinayetinde devam eden soruşturma sürecini ve tartışmaları 28 Nisan’daki duruşma öncesinde Dink Ailesi avukatlarından Fethiye Çetin’le konuştu.

Yeniden yargılamanın devam ettiği Dink davasında ve kamu görevlileriyle ilgili devam eden soruşturma hangi aşamada? 
5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren davada, ne yazık ki Yargıtay’dan döndüğünden beri hiçbir somut adım atılmış değil. Yargıtayın bozma kararından sonra mahkemenin, serbestlik ilkesi gereğince soruşturmayı genişletmesi, yeniden delil toplaması, yeniden tanıkları dinlemesi gerekir.  Bu nedenle mahkemeden taleplerimiz oldu ama mahkeme bu taleplerin hepsini reddetti. Mahkemenin tavrı Yargıtayın çizdiği sınırlar içerisinde kalarak ve sadece görüntülerdeki şahıslarla ilgili Adli Tıp İncelemesi konusunu tamamlayarak davayı bitirmek. Nedir bu sınır? Yasin Hayal, Hrant Dink’e kızdığı için, üç beş arkadaşıyla bir örgüt oluşturmuş ve Hrant Dink’i öldürmüş. Bu sınır içinde yürüyor dava. Görüldüğü kadarıyla mahkeme heyetinin bu sınır dışına çıkmaya niyeti yok. Oysa biz temyiz dilekçesinde 33 eksik  inceleme konusu tespit etmiştik. Yargıtay bunların içinden sadece birine itibar etmiş. O da olay yerinde Ogün Samast’ın arkasından bir inşaata giren iki kişinin kimliğinin araştırılması konusundaki iddiamızdı. Biz onlardan biri Yasin Hayal’in ağabeyi Osman Hayal’dir dedik.  Adli Tıp’a gitti görüntüler ve Adli Tıp,  ‘yetersiz görüntü, odur ya da değildir diyemeyiz’ cevabını gönderdi. Biz teknolojik olarak daha yüksek bir merkezde görüntü kalitesini de yükseltilerek yeniden inceleme istedik. Mahkeme reddetti. İşte Yargıtay, sadece bu konuda ‘yeniden inceleme yapılsın’ dedi. Diğer 32 noktadaki eksik inceleme konusu bozma nedeni yapılmadı. Mahkeme, işte bu incelemeyi yapıp davayı bitirmek niyetinde.

Güler’in dosyasının kaybolma ihtimali yok
Savcılıkta 2007’den bu yana açık olan bir soruşturma dosyası var. O  zaman savcılar,  “Biz davayı açtık ancak soruşturma sürecek. Örgütün başka üyeleri olabilir, başka eylemler olabilir” demişlerdi. O tarihten başlayarak sayısız belge, bilgi sunmamıza, dilekçelerimize rağmen dosyada yıllarca hiçbir hareketlenme olmadı. Kamu görevlileri ile ilgili soruşturmalardan da bir şey çıkmadı. İç hukuk yollarını tüketerek kamu görevlileriyle ilgili dosyaları AİHM’E taşıdık. AİHM, birkaç noktada ihlal kararı verdi.  AİHM kararı kesinleşince, kamu görevlileriyle ilgili etkili soruşturma yapılması için savcılığa yeniden başvurduk. Bu dilekçelerimizin başında Muammer Güler’in ismi vardı. Savcılar dilekçelerimizi alıp dosyalara koydular ama soruşturmada bir gelişme olmadı; ortaya çıkan her yeni belge ve her iddia üzerine yeniden başvurduk, yine sonuç alamadık.  AYM’ye başvurduk, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne AİHM kararına uyulmadığını yazdık. Dilekçeler vermeye devam ettik. Son olarak dördüncü yargı paketindeki bir düzenleme ile bir olanak bulduk ve yeniden başvuru yaptık.  Yıllardır hareketsiz duran dosyada, geçen yıl hareketlenme başladı. Geçen yıl tam AKP – Cemaat kavgası başladığı dönemde, Adalet Bakanlığı müdahalesiyle soruşturma yeniden başladı. Güler’in dokunulmazlığı olduğu için ifadesi halen alınmadı. Ancak 7 Haziran’da dokunulmazlığı kalkıyor.

Dosyasının kaybolduğu söyleniyor.

Bu mümkün değil. Bizim Muammer Güler hakkında başka şikâyetlerimiz de var. Savcılık dosyasında hepsi var. İstenirse dosya hemen yeniden ihya edilir. Bizim dilekçelerimiz elimizde. Dosyanın kaybolması mümkün değil.

Başta Akyürek ve Yılmazer olmak üzere bazı kamu görevlileri tutuklandı. Daha geniş bir soruşturma yürütülmesi yönündeki talepler de var. Nasıl bir denge var?

Son zamanlarda basının özellikle hedef gösterdiği iki isim var: Biri Ramazan Akyürek diğeri ise Ali Fuat Yılmazer.  Ali Fuat Yılmazer’in, cinayet öncesinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığında C Şubesi Müdürü olarak görev yaptığını ve cinayet planlarına ilişkin bu daireye gönderilen F4 istihbarat raporlarının gereğini yapmayarak Hrant Dink cinayetini önleyici tedbir almadığını biliyoruz. Elinin altında Hrant Dink dosyası olduğunu da biliyoruz. Cinayet sonrasında ise bu şahıs İstanbul Emniyet Müdürlüğü istihbarat Şube Müdürlüğü’ne atandı.

Ramazan Akyürek ise cinayet öncesinde, cinayet planları yapıldığı sırada Trabzon Emniyet Müdürü’yken sonrasında İstihbarat Daire Başkanlığı’na atanmıştı ve bilgi sahibi olmasına rağmen cinayetin işleneceğine ilişkin istihbaratın gereğini yapmamıştı. Her iki şahıs da Hrant Dink’in yaşamının tehdit altında olduğunu, onun hakkında öldürme planları yapıldığını biliyorlardı. Üstelik tam da o sıralar, Fransa’da tartışılan yasa ve 1915 tartışmaları nedeniyle Ermeniler aleyhine son derece gergin bir hava yaratılmıştı. 2006 yılı sonlarında Mesrob Mutafyan’ın, Ermenilere ait kilise ve kurumlarla şahısların tehdit altında olduğu ve önlem alınması gerektiğine ilişkin İstanbul Valiliği’ne verdiği dilekçe bile tek başına kamu görevlilerinin önlem alması için yeterliyken bu görevliler kıllarını kıpırdatmadılar. Üstelik bu devlet, 1970’li yıllardan beri Hrant Dink’i izliyor, hakkında dosyalar tutuyor. Hrant 1990’lı yılların sonunda pasaport için başvurduğunda uzun süre ona pasaport verilmedi. Şimdi, öğreniyoruz ki İstanbul Emniyeti İstihbarat şube Müdürlüğü, Hrant’ı ‘Ermenilik faaliyetleri” nedeniyle çalışma konusu olarak tespit etmiş ve pasaport almasını bu nedenle engellenmiş. Yani İstanbul Emniyeti 1970’li yıllardan başlayarak Hrant’ı izliyormuş.

RÖPORTAJIN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.