Analiz|Gazetelerin İnternet siteleri dijital gazetecilik açısından ne kadar olgun?

EFE KEREM SÖZERİ

T24 haber sitesi, Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu’na 22 Şubat sabaha karşı düzenlenen operasyon hakkında 17 gazeteden 45 yazarın yazdıklarını derledi.

Ben de bu derlemeyi temel alarak köşe yazarları tarafından ortaya konan emeğin niteliğini ve bunu sunan haber sitelerinin internete özgü imkânlardan ne ölçüde faydalandığını birkaç açıdan değerlendirmek istiyorum.

Haber siteleri (dijital gazetecilik), basılı gazetelerden farklı olarak, okuyucuya ses ve video ile zenginleştirilmiş bir haber içeriği sunmak dışında, okuyucunun farklı yollarla erişebildiği, etkileşebildiği ve ilgili başka içeriğe ulaşabildiği bir mecra. Örneğin Facebook üzerinden bir trafik kazası haberinin videosuna erişebilir, bunu yorumlayabilir ve benzer kaza haberlerine ulaşabilirsiniz.

Bu kaynaklar-arası geçişkenlik İnternet’in de temelini oluşturan hyperlink’ler (kısaca linkler) sayesinde oluyor.

Bundan beş yıl önce bir dijital haber metninde linklere yer vermenin okuyucunun dikkatini dağıtıp dağıtmadığı tartışılıyorken, bugün linkler dijital haber kaynaklarının olgunluğunu ölçmek için kullanılıyor (Gascón & Segura, 2012). Olgunluk hem okuyucuya haber sitesindeki ilgili başka içeriği de sunarak haber sitelerinin reklam gelirini artırma yeteneğini, hem de gazeteciliğin temel ilkelerinden olan doğruluğun şeffaf bir şekilde denetlenebilmesini içeriyor.

Peki yukarıdaki derlemeye alınan Türkiye’deki gazetelerin internet siteleri dijital gazetecilik açısından ne kadar olgun?

Aranan özellikler

Yukarıda bahsettiğim araştırmada olgunluk ölçütü olarak linkler temel alınmış, bunlar, yazıya kaynak oluşturan linkler (örnek: kaza haberinin videosu), ilgili içeriğe yönlendiren linkler (örnek: benzer kazalar) ve yazıyı daha geniş bir perspektifle ele almayı sağlayan linkler (örnek: kaza istatistikleri, kazaların engellenmesine dair öneri raporları vb.).

Derlemedeki 45 köşe yazısını incelerken ben de benzer bir yol izledim, ayrıca sosyal medyada sıklıkla kullanılan ve benzeri içeriği otomatik olarak gruplamaya yarayan etiket (tag) yönteminin kullanımını da ele aldım.

Tanımlar

Kaynak linkleri: Yazı içerisinde bahsedilen olayı veya kişiyi daha ayrıntılı açıklayacak, yahut öne sürülen iddiayı destekleyecek olan kaynaklara verilen linkler.

Geniş perspektif linkleri: Yazının içinde, sonunda veya yanında konuyla ilgili raporlara ve istatistiklere verilen linkler.

İlgili içerik linkleri: Yazının sonunda veya yanında konuyla ilgili haberlere veya yazılara verilen linkler.

Etiketler (tag): Çoğunlukla otomatik olarak oluşturulan ve aynı sitede yayımlanmış konuyla ilgili içeriğe ulaşmayı kolaylaştıran linkler.

Sonuçlar

17 gazeteden derlenen 45 yazı içinde kaynak linkleri sayısı 0, geniş perspektif linkleri sayısı 0, ilgili içerik linkleri sayısı 16, etiket sayısı ise toplamda 135.

İlgili içerik linklerinin 15 tanesi ve etiketlerin 100 tanesi Cumhuriyet Gazetesi’ndeki 5 yazıdan geliyor.Cumhuriyet yazarları dışında sadece Sabah’tan Haşmet Babaoğlu’nun yazısının altında ilgili bir içerik var (türbenin yeni yerinde çalışan iş makinalarının videosu), Milliyet’ten yer verilen 5 yazıda ise otomatik olarak oluşturulmuş ortalama 5 etiket söz konusu. BirGün ve Evrensel’de yazar isimlerinin de yer aldığı 3’er adet etiket var. Geri kalan tüm sitelerde link ve etiket sayısı 0.

Bu sonuçları şu listede ayrıntılı olarak görebilir ve denetleyebilirsiniz.

Cumhuriyet Gazetesi bu derlemedeki en farklı örnek olduğu için onu detaylı olarak aktarmak gereği duyuyorum.

5 yazarın yazılarının başında ve sonunda 3’er adet ilgili içerik listelenmiş, bunlar bir eklenti sayesinde otomatik olarak yapılıyor. Her yazının altında da yine otomatik olarak oluşturulmuş 20 adet etiket de yer alıyor. Ancak bu etiketler yazının içeriği ile pek alakalı değil, kelime arama yöntemiyle oluşturulmuş ve arama sözlüğü iyi tanımlanmamış; Özgür Mumcu’nun yazısında birer kez geçen “keramet” ve (zafer) “sarhoş”luğu anlamlı etiketler değil.

Her yazıda, hemen başlığın altındaki “Zaman Tüneli” adlı linke tıklayarak ise o yazı ile ilgili haber ve yazılara kronolojik olarak erişmek mümkün. Fakat bu derlemedeki zaman tünelleri sadece Başbakan Davutoğlu’nun operasyon hakkındaki açıklamasına dek uzanıyor; konunun daha uzak geçmişine dair içeriğe ulaşmıyor.

Etiketlerin alakasız oluşu ve Zaman Tüneli’nin kısıtlı geçmişi Cumhuriyet’te ilgili içeriği bir internet editörünün bilinçli bir seçimle oluşturulduğunu gösteriyor.

Milliyet gazetesinin bu derlemedeki yazılarda otomatik olarak oluşturduğu “Ankara”, “Hadise” ve “vatan” gibi etiketlerin altında doğal olarak konuyla ilgisiz çok sayıda haber var, dolayısıyla bu, etiket tekniğinin başarılı bir kullanımı değil.

Cumhuriyet Gazetesi’ni dışarıda tutarak genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, bu derlemede yer alan gazetelerin internet sitelerinin dijital gazetecilik açısından olgun olduklarını söylemek mümkün değil.

Ancak bazı sitelerde yazıların ve haberlerin farklı şekilde ele alındığını gözlemlemek de mümkün.

Yazının başında yer verdiğim trafik kazası haberi örneğinde Radikal Gazetesi “İETT” etiketini kullanarak ilgili kaza haberlerini listelemiş ve kazanın güncellenen videolarını habere bir İnternet editörü eliyle eklemiş. Ancak bu imkânları köşe yazılarında kullanmıyor. Aynı yayın holdingine bağlıHürriyet İnternet sitesinde de haber ve yazılar arasında benzer bir uygulama farkı var.

İncelediğim tüm haber sitelerinde etiketlerin kullanılmaması teknik yetersizliklerden kaynaklanmıyor. Etiketleri oluşturacak ve ilgili içeriği ona göre derleyecek eklentiler tüm haber sitelerinde kurulu. Gördüğüm kadarıyla bu eklentiler sadece SEO (arama motorlarında daha üst sıralarda çıkma) amacıyla kullanılıyor. Arama motorlarına gönderilen etiketler ise gazete adı, yazar adı ve yazının başlığından ibaret.

Kaynaklara ve ilgili içeriğe link verilmemesine rağmen derlemedeki tüm yazılarda yazarların önceki yazılarına kronolojik olarak ulaşmak mümkün. Yani haber siteleri okuyucuya benzer içeriği değil, yazarın başka konulardaki görüşlerini sunuyorlar. Siyasi alandaki kutuplaşmanın bir yansıması olarak değerlendirdiğim bu durumu başka bir yazıda ele alacağım.

Bu sonuçlar ışığında, birkaç örnekle nasıl daha iyi yapmalı, şimdi bunu anlatmaya çalışacağım.

Kötü örnek, daha iyiye yol gösterebilir

Fatih Çekirge “ABD ordu karargâhından üst düzey bir komutan önceki gün gazetecilere bir demeç verdi” diyor ve bu sözleri tırnak içinde alıntılıyor; ama komutanın adı ne, hangi gazeteden alıntı yapılmış kaynak göstermiyor. Bunu bir editörün dahi arayıp bulması kolay değil, kamuya açık olan bir bilgiyi dahi kaynak göstermeden aktarmak iyi bir pratik değil.

Şükrü Küçükşahin ise yazısının girişinde IŞID’in Musul Konsolosluğu baskınını tarihiyle veriyor. Buna dair Hürriyet haberine link vermek oldukça kolay olurdu.

Ahmet Hakan iktidarın söylemlerinden çeşitli örnekler hatırlatıyor, ancak bunu kimin, ne zaman söylediğini dahi belirtmiyor. Abdülkadir Selvi ise operasyona dair oldukça ayrıntılı teknik bilgiler veriyor, bunları kimi zaman tırnak içinde aktarıyor ancak haber kaynağını -kimliğini gizli tutarak dahi- söylemiyor.

Halbuki, Aslı Aydıntaşbaş YPG’den yardım alındığı konusundaki iddiaları Kobani’deki Kürt güçlerinin sözcüsü İdris Nassan ile telefon görüşmesi yaparak ilk ağızdan doğruluyor. Burada “İdris Nassan” arama sonucu bir etiket yapılabilir ve kendisi hakkındaki haberler okuyucuya sunulabilirdi. Aynı şekilde “Hadise” ve “vatan” gibi otomatik oluşturulan etiketler yerine “IŞİD” ve “Kobani” arama sonuçlarından otomatik etiketler üretilebilirdi.

Nasıl olmalı?

Türkiye’den iyi bir örnek, Bianet’te Ekin Karaca’nın Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur’la yaptığı söyleşi. Bu metin hem birinci elden uzman görüşünü aktararak nitelikli bir içerik sunuyor, hem de doğru anahtar kelimelerle ilgili içeriği sıralıyor.

Muhabirler ve köşe yazarları her konuda uzman olmak durumunda değiller, okuyucuya bilgiyi önemli kaynaklardan ve geniş bir perspektifle aktarmak dijital gazetecilik olgunluğundan çok muhabirlerin alanını (ve maaşını) alan yazarların gazetecilik ilkelerini uygulamasını gerektiriyor. Bu açıdan hem Murat Yetkin hem de Murat Bardakçı kendi uzmanlık alanları (diplomasi ve tarih) yönlerinden konuyu detaylı inceliyorlar, ancak kaynak belirtmekten bazen geri duruyorlar.

Dijital gazetecilik olgunluğu açısından ise derlemenin kaynağı olan T24 oldukça iyi bir örnek. Aktarılan 45 yazıya da yazı içinde link verilmiş, “Kim ne yazdı” etiketiyle benzer derlemelere, “Süleyman Şah” etiketiyle bu konudaki haberlere ulaşmak mümkün. Cumhuriyet’in yaptığı gibi, editörler gündemdeki konuları düzenli olarak zaman tüneli haline de getiriyorlar.

Dünyadan iyi örnek ise The Guardian haber sitesi ve burada Süleyman Şah Türbesi’nin taşınmasını “çok yerinde bir çözüm” olarak yorumlayan Andrew Brown’un yazısı. Bu örneği daha çok dijital gazetecilik açısından incelemek istiyorum.

Brown’un yazısında toplam 10 adet link var. Bunlardan 5’i The Guardian’ın kendi sitesine verdiği linkler, 5’i ise başka internet sitelerine açılıyor.

The Guardian-içi linklerin ilki Türkiye’nin askerî operasyonu haberine açılıyor, ve yazının giriş cümlesinde yer alıyor. Bu oldukça doğru bir kullanım şekli, çünkü başka bir ülkenin tarihine dair “açıklayıcı” özellikteki böylesi yazılarda linklerin baştan itibaren kullanımı okuyucunun konuyu anlamasına yardımcı oluyor.

Geri kalan linkler ise yazı boyunca verilen tarihsel ve dini olaylara dair, ve öncelikle ilgili bir içerik varsa The Guardian-içi linkler verilmiş. Bu sayede okuyucunun başka sitelere gitmek yerine The Guardian içinde kalması, daha çok etkileşime girmesi, sonuç olarak da reklam gelirinin artırılması sağlanıyor. The Guardian’da yer almamış bir olaydan bahsedilmişse okuyucunun bilgiye ulaşma hakkına sadık kalınarak faydalı linkler verilmiş. Örneğin bu derlemedeki yazarlardan sadece Yusuf Ziya Cömert’in bahsettiği, Süleyman Şah’ın daha önce barajlar nedeniyle gerçek yerinden taşınmış olmasına benzer bir sembolik durum İngiltere’deki Stonehenge’in bir kopyası ile anlatılmış.

Daha iyi nasıl olmalı sorusunun cevabı biraz daha emek ve özen, biraz daha gazetecilik ilkelerine saygı. Ancak okuyucunun talebi bu mu, siyasi ve ticari konumlarını öncelikli tutan gazete sahipleri buna yanaşır mı, başka bir yazıda bunu da ele almak istiyorum.

—–Ek:

İncelemeye alınan 17 gazeteden 45 yazarın gazetelere göre dağılımı

Cumhuriyet (5)
Orhan Bursalı, Çiğdem Toker, Aydın Engin, Özgür Mumcu, Orhan Can

Milliyet (5)
Aslı Aydıntaşbaş, Tunca Bengin, Serpil Çevikcan, Kadri Gürsel, Mehmet Tezkan

Hürriyet (4)
Taha Akyol, Fatih Çekirge, Ahmet Hakan, Şükrü Küçükşahin

Star (4)
Nasuhi Güngör, Sevil Nuriyeva, Medaim Yanık, Özay Şendir

Bugün (3)
Yavuz Baydar, Orhan Kemal Cengiz, Adem Yavuz Arslan

Habertürk (3)
Murat Bardakçı, Umur Talu, Ruşen Çakır

Vatan (3)
Okay Gönensin, İbrahim Kiras, Hüseyin Yayman

Yeni Şafak (3)
Abdulkadir Selvi, Yusuf Ziya Cömert, Yasin Aktay

Akit (2)
Ali Karahasanoğlu, Hasan Karakaya

Evrensel (2)
Yusuf Karataş, Mustafa Yalçıner

Millet (2)
Murat Aksoy, Bengüç Özerdem

Radikal (2)

Oral Çalışlar, Murat Yetkin

Sabah (2)
Mehmet Barlas, Haşmet Babaoğlu

Sözcü (2)
Necati Doğru, Enis Berberoğlu

Birgün (1)
Nazlı Alpman

Ortadoğu (1)
Orhan Karataş

Türkiye (1)
Rahim Er

*Bu yazı ilk P24‘de yayımlanmıştır. 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Geri İzleme: DağMag’da Bu Pazar | Dağ Medya

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir