UN WOMEN ve UNFPA Özgecan Aslan cinayetini kınadı

Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi  Birimi ve BM Nüfus Fonu Özgecan Aslan’ın vahşice öldürülmesini kınayan bir açıklama yayınladı. Açıklamada, ‘  cinsiyet temelli şiddetle mücadele eden kadın, erkek tüm Türkiye halkının yanında yer almaktayız.’ denildi.

BM çatısı altında faaliyet gösteren iki kurum da, kadınlara karşı şiddetin insan hakkı ihlali olduğuna dikkat çekti. BM Kadın ve BM Nüfus Fonu, Türk yetkililerden kadınlara karşı şiddet konusunda sıfır toleransı teşvik etmelerini istedi.

İki kurum ayrıca 2012 yılında İstanbul Kongresi’nde Türkiye’nin uluslararası kadına karşı şiddetle mücadeleyi içeren Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne imza attığını ve bunu etkin bir şekilde uygulaması gerektiğini bildirdi.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Biz, BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi ve BM Nüfus Fonuolarak Özgecan Aslan’ın vahşice öldürülmesini kınamakta ve cinsiyet temelli şiddetle mücadele eden kadın, erkek tüm Türkiye halkının yanında yer almaktayız.

Kadınlara ve kız çocuklara yönelik şiddet, vahim bir insan hakları ihlalidir ve bu şiddet ancak kadına yönelik şiddetin ana sebepleri olan cinsiyet eşitsizliği ve kadına yönelik ayrımcılıkla mücadele ile sonlandırılabilir. Birleşmiş Milletler Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (UN Women) ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) kadınlara ve kız çocuklara yönelik şiddete sıfır tolerans prensibini benimsemekte ve Türkiye’nin 2012 yılında onadığı İstanbul Sözleşmesi olarak anılan, milat niteliğindeki uluslararası sözleşme, “Avrupa Konseyi Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Sözleşme”nin etkili bir şekilde uygulanması konusunda çağrıda bulunmaktadır.
Biz, BM Kadın Birimi ve BM Nüfus Fonu Türkiye Temsilcileri olarak, Özgecan Aslan’ın hunharca öldürülmesini kınıyor ve kadınlara ve kız çocuklara yönelik şiddete “Hayır” demek için Türkiye’nin dört bir yanında sokaklara dökülen binlerce kadın ve erkeğin dayanışmasına katılıyoruz.
Türkiye, kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki yasalarla ilgili çok büyük ilerleme kaydetmiştir ve özellikle İstanbul Sözleşmesinin ilk imzacısı olarak desteklenmesine öncülük eden Türk Hükümetinin bu çabasını takdirle karşılıyoruz. İstanbul Sözleşmesi bir Birleşmiş Milletler sözleşmesi olan Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinde (CEDAW) belirlenmiş olan küresel standartlar ile uyumludur ve uygulanması halinde kadınlar ve kız çocuklar için dünyanın daha güvenli bir hale gelmesinde etkili bir araç olacaktır.
Türkiye’de yasalar ve kurumsal yapılanma konusunda her ne kadar iyileşmeler olsa da eldeki son veriler 2008 yılından bugüne, kadına yönelik şiddetin azalması yönünde anlamlı bir ilerleme olmadığını göstermektedir ki bu durum endişe vericidir. Kadına yönelik şiddet Türkiye’de hala yaygınlığını sürdürmektedir ve her 5 kadından 2’si cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Kadına yönelik şiddetin mağdur üzerinde çok ciddi etkileri olmakla beraber bu durumdan aileler, toplum ve sonuçta tüm ülke olumsuz yönde etkilenmektedir. Kadına yönelik şiddeti önlemek, hayatları kurtarmak ve insanların acı çekmesine mani olmak demektir. Bu sebeple Sayın Başbakanın Özgecan Aslan cinayetini kınayarak kadınlar ve kız çocuklara yönelik şiddetle mücadele konusunda bir Eylem Planı hazırlanacağı şeklindeki açıklamasını memnuniyetle karşıladığımızı belirtmek isteriz.
20 yıl önce Pekin’de 189 ülke tarafından onaylanan Pekin Eylem Platformu, cinsiyetler arası eşitsizliğin ana sebeplerine işaret eden ve böylece toplumda kadın ve erkeğe eşit bir şekilde değer verilmesini ve eşit haklardan yararlanabilmelerini sağlayacak etkili önleme stratejilerinin geliştirilmesi için çağrıda bulunmuştur. Pekin Eylem Platformunda şiddet mağduru kadınlara daha iyi bir hizmet sunulması, cinsel istismar ve tecavüzü de içerecek şekilde her türlü cinsiyet temelli şiddetten ve aile içi şiddetten kadını koruyan etkili yasalar ve şiddeti uygulayan faillerin etkin bir şekilde kovuşturulması ve cezalandırılması konularının altı çizilmektedir.
Toplumdaki her birey, özellikle de erkekler ve erkek çocuklar, kadına yönelik her türlü şiddetten ve aile içi şiddetten uzak bir toplum yaratma hedefine ulaşmada yardımcı olabilir. Her birimiz toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına, zarar verici geleneksel uygulamalara ve kadına yönelik ayrımcılığa karşı mücadeleye destek olabiliriz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ancak mutlak cinsiyet eşitliğinin sağlanması ile mümkün olacaktır.”

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir