Cinsiyet Ayrımcılığı Hikayelerinin Sosyal Medyada Paylaşılması

Laura Bates
The Guardian
İngilizce’den çeviren: Deniz Gülsöken



Bu araştırmada katılımcılar gruplara bölündü ve bazılarından herkese açık olarak Tweet atmaları, bazılarından gizlice Tweet atmaları bazılarından ise hiç atmamaları istendi. Araştırmanın sonucuna göre sadece herkese açık olarak tweet atanlarda negatif etkilerin azaldığı ve psikolojik durumlarının iyileştiği görüldü. Bunun uyandırdığı izlenim ise cinsiyet ayrımcılığı üzerine tweet atmanın kolektif hareket olarak kullanılıp kadınların genel huzurunu arttırabileceği.

HİKAYELERİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞMAK POZİTİF ETKİ DOĞURUYOR

 

2012 yılında Everyday Sexism Project (Cinsiyetçiliğin deşifre edilmesine dair bir proje) ortaya çıktığından beri ben de hikayelerimizi sosyal medyadan paylaşmanın pozitif etkisini doğrudan görüyorum. Kadınlar sokakta yaşadıkları taciz tecrübelerini Tweet atıyor ve dünyanın her yerinden insanlardan anlayış, destek ve dayanışmayla karşılanıyorlar.

 

Bu süreç içerisinde bir kadının iş yerinde yaşadığı cinsiyet ayrımcılığı hikayesini Twitter’dan paylaştığını ve başka şehirde yaşayan bir insan kaynakları müdüründen yardım teklifi almasını gördüm.

SOSYAL MEDYAYI SOSYAL ADALETİ GELİŞTİRMEK İÇİN KULLANMAK

 

Erkeklerden bu Tweetlerle tesadüfen karşılaştıklarını ve daha önce bilincinde olmadıkları bir probleme dair aydınlandıklarını hissettiklerini söyledikleri mesajlar aldım. Yani bu araştırmanın sonuçları beni hiç şaşırtmıyor. Ama belki sosyal medyayı sosyal adaleti geliştirmek için kullanmaya çalışan insanları tembel bir “siberaktivizm” ya da boş bir “klavye savaşçılığı” ile suçlayanlar için şaşırtıcı olacaktır.

Yeni dalga çevrimiçi (online) feminizmin bir şekilde yöntemleri yüzünden zayıfladığını ya da tecrübelerini internet ortamında paylaşmanın yaşadıkları olayları daha somut bir şekilde rapor etmektense onlara kolay bir çıkış yolu sağlayarak kurbanları zayıflaştırdığını iddia eden çevreler var. Bu düşünce biçimi cinsiyet eşitsizliğinin genellikle gizli, kümülatif ve yerleşmiş olan asıl doğasını temelde gözden kaçırmakta. Gündelik hayatta karşılaşılan her cinsiyet ayrımcılığı hikayesi her ortamda anlatılamayabilir ama bu olayları paylaşabilecek bir platformun varlığı kurbanlara güç ve kontrol hislerini tekrar ellerine almalarında yardımcı olarak güçsüzlük duygusunu başkaldırıyla değiştirebilir.

 

Böyle hikayelerin çoğunlukla görmezden gelindiği bir dünyada anlattığınız hikayenin kabul edilmesinin ve o hikayeye inanılmasının getireceği arınma ve güçlülük hissini hafife almamak gerek. Bu hikayeleri çevrimiçi anlatmanın adaletin yerini bulmasını engellediğini iddia eden taraflar daha yanlış olamazlardı, doğru olan bunun aslında tam tersi. Birçok cinsiyete dayalı şiddet ve ayrımcılık kurbanının yaşadıkları yüzünden suçlandığı, suçlu hissettirildiği ya da en basitinden ciddiye alınacaklarına inanmamaya itildiği bir dünyada yaşıyoruz. İnsanları yaşadıklarını rapor etmekten alıkoyan da işte bu -yaşadıklarını paylaşabilecekleri çevrimiçi bir platformun varlığı değil. Hikayelerini internette paylaşan kadınlar bunu resmi bir ihbar yerine geçmesi için değil daha önceleri hiç duyulmayan bu hikayeleri duyurabilmek adına yapıyorlar.

 

Yüzlerce insan tweetlerinde daha önce bu hikayelerini polise ihbar etmeyi bırakın, aile ve arkadaşlarıyla bile paylaşamadıklarından bahsediyor. Dahası Everyday Sexism projesine yazan birçok kadın daha önce polise ihbar etmeye cesaret edemedikleri saldırılara, patronlarına bildirmekten çekindikleri tacizlere karşı seslerini çıkartabilecek cesareti hikayelerini internette anlatan başka kadınlarda buluklarını, yalnız olmadıklarını ve karşı koyabileceklerini böyle anladıklarını anlatıyor.

İNTERNET’TE OLAN İNTERNET’TE KALMAZ. ETKİSİ GENİŞ OLABİLİR.

 

Bir öğrenci yaşadığı bir tecrübenin cinsel şiddet olduğunu twitterda paylaşılan feminist bir videoyu izledikten sonra anladığını söylüyor. Koşucu bir kadın sokakta bir adamın onu taciz etmesinden sonra durup adamın aracının plakasını polise ihbar edecek cesareti kendisine verenin internette okuduğu başka kadınların hikayeleri olduğunu anlatıyor. Bir öğretmenin hikayesinde sınıfındaki kız öğrencileri öğretmen bu kadınların hikayelerini sınıfıyla paylaştıktan sonra kendi feminist topluluklarını kuruyor ve okuldaki cinsiyet ayrımcılığına karşı koyuyor. Yani internette olan internette kalmaz. Etkisi çok geniş olabilir.

#YesAllWomen #YouOKSis  #WhyIStayed

 

Tabii ki herhangi tek bir aktivizm formunun olmadığı gibi sosyal medya da mükemmel değil. İlk olarak sosyal medya, internet bağlantısı ya da elektronik aletleri olmayan insanları dışarıda bırakan bir platform; bu nedenle diğer yöntemlerle birlikte kullanılması gerekmekte. Buna ek olarak bir diğer tehlike de cinsiyetçilik gibi konulara dikkat çeken sosyal medya kullanıcılarının İnternet’te trollerin iğneleyici yorumlarla yapacakları tacizlere maruz kalmaya çok açık olması. Ama #YesAllWomen, #YouOKSis ve #WhyIStayed gibi hashtaglerin gösterdiği gibi sosyal medyanın bir fikri dünyanın her yerindeki milyonlarca insana yayabilme kapasitesi de inkar edilemez ve benzersiz. Ve aktivizm internetle başlayıp internetle bitmiyor, burada önemli olan değişim için farklı yöntemlerin birleştirilebiliyor olması. Sosyal medya daha geniş etkileri doğurabilecek bir başlangıç noktası olabilir.

LONDRA ULAŞIMINDA CİNSEL TACİZ VAKARININ BİLDİRİLMESİ YÜZDE 35 ARTTI 

 

Biz mesela Everyday Sexism projesinde internette bizimle paylaşılan hikayeleri alıp onları gerçek hayatta değişim yaratmak için kullanıyoruz. Örneğin bu hikayeleri kullanarak okullarda sağlıklı ilişkiler ve rıza üzerine konuşmalar başlatıyoruz. Böylece projeye internetten ulaşamamış olan insanlar da konuşmalara dahil edilmiş oluyor. Kadınlardan aldığımız, iş hayatında yaşadıklarına dair yüzlerce hikayeyi işyerleri ve politikacılara kadınların kariyerlerinde karşılaştıkları cinsel tacizden, annelik ayrımcılığına kadar uğradıkları şiddeti anlatmak için kullanıyoruz. Kadınlardan gelen toplu taşımayla ilgili hikayeler kullanılarak  Britanya Ulaşım Polisinin “Project Guardian” projesi desteklendi ve bu sayede 2000 kadar güvenlik görevlisi kurban odaklı prensiplerle yeniden eğitildi ve bundan beri Londra ulaşımında cinsel taciz vakalarının bildirilmesi yüzde 35 arttı.

 

Bir tweet atmak eyleme gitmekle ya da bir meclis üyesine yazmakla tabii ki aynı değil ama sosyal medyanın değerinin de görmezden gelinmemesi gerekiyor. Derince yerleşmiş cinsiyet ayrımcılığı normlarını değiştirme çabamızda milyonlarca insanın sosyal medyada feminist mesajlarla ve bu cinsiyet ayrımcılığı normlarına karşı çıkmamızla karşılaşması çok önemli. Bu vermek istediğimiz mesajlarla bunları özellikle aramayan insanların da karşılaşabilmesi için çok önemli ve yeni bir yol.

 

Feministlere sürekli yapmaya uğraştıkları şeyin yanlış olduğunun söylenmesinin sinir bozucu olduğu gibi mücadelelerinde yanlış platformu kullandıklarının ima edilmesi de aynı derecede mücadelenin değerini indirgeyici. Neden 21. yüzyıl feminizmi elinin altındaki her olanağı kullanmasın ki?


 

Kaynak: Guardian, Uçan Süpürge, Dağ Medya

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir