Bir Köre Yapmamanız Gereken Üç Şey

Eylem Yurtsever/İstanbul

Değerli okurlar, bu başlığı gördüğünüz taktirde sizi yazının tümünden sorumlu kılıyorum…

İyi okumalar…

Bir:

Bir körle karşılaştığınızda LÜTFEN “beni tanıdın mı?” diye sormayın. Kimse kimseyi tanımak zorunda değil. Bu soru bana her soruluşunda garip bir şekilde duygu karmaşası yaşıyorum.

Önce utanıyorum; çünkü karşımdaki beni aptal yerine koyuyor gibi hissediyorum, ki çoğunlukla öyle oluyor. Sonra utandığım için kızıyorum. Hem ona, hem de kendime. Ve bir cevap vermek zorunda hissediyorum kendimi; ama asıl istediğim şey kafasına şöyle bir yumruk aşketmek. En sevdiğim insan olsa bile böyle hissediyorum. Cevap vermek istemiyorum. Çoğu zaman görmezden gelmeye çalışıyorum zaten; ama tepemde akbaba gibi ötüyorlar aynı soruyla…

Tanımadığım biri olsa da olmasa da tanımadım demek istiyorum; ama böylece onların düşündüğü gibi bir aptal olacağım. Sonra çözüm olarak “aaa nasılsın bilmem kim? Seni niye tanımayayım ki?” gibi bir otomatik cevap vermeye başladım; ama bu hiç dürüst bir cevapmış gibi gelmiyor. İçimden gelen cevabı daha önce söylemiştim zaten…

Kişiyi tanımadığımda da “o kadar kişiyle görüşüyorum ki, sen sadece içlerinden birisin,” mesajı veren bir cümleyle aşağılamayı tercih ediyorum. Böylece kuyruklarını kıstırıyorlar ve ben mutlu oluyorum. Başta “beni tanıdın mı” sorusuyla yeterince aşağılanmış hissediyorum zaten.

Size şu örneği vermek istiyorum. Bir ev telefonunda, numaraları göstermeyen bir telefonu açtığınızda telefondakini nasıl tanıyorsanız biz körler de öyle tanıyoruz birisini. Bu mucize falan değil yani anlatabiliyor muyum? Birisini her tanıyışımda şaşırmaktan vazgeçin artık.

İki:

Bir köre yol göstereceğiniz zaman LÜTFEN onun bastonundan tutmayın. Bir kör bir el arabası değil, bir insan. Bunu hatırlayın ve ona tutması için kolunuzu sunun ya da aranızda bir şekilde anlaşın… Acil bir durum bile olsa kolunu nazikçe tutun.

Bastondan tutmanın insanı ne kadar rahatsız edebileceğini size şöyle anlatayım: Birinin göz kapaklarını elinizle açıp gözünü iki parmağınızla birlikte kavramak… Yeterince açık anlatabilmişimdir umarım…

Üç:

Üçüncü maddeyi açıkladığımda, ilk hatayı bu yazıyla bizzat benim yaptığımı göreceksiniz…

Lütfen genellemeyin…

Bir kör size öfkeli davrandığında “şu körler de çok sinlirli oluyorlar” demeyin. Ya da bir kör muhteşem bir başarı gösterdiğinde diğer görmeyenlerden aynısını beklemeyin. Biz körler programlanıp dünyaya fırlatılmış robotlar değiliz çünkü.

Evet… Başlıktan bu maddeye kadar çelişkili bir yazı yazdığımı itiraf etmem gerekiyor.

Pekala bir görmeyen arkadaşımıza yöneltilen “beni tanıdın mı” sorusu onu mutlu hissettiriyor olabilir. Ya da kendisine dokunulmasını istemeyen bir görmeyen bastonundan tutularak yönlendirilmeyi istiyor olabilir… Bunlar çok mümkün ve olması gereken farklılıklar.

Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Bu kadar çelişkili…

Çelişkiler her zaman beni düşündürüp kafamın çalışmasına neden olmuştur. Belki sizin de bu konu hakkında düşünmenizi sağlar…

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Eylem Yurtsever

13.08.1990′da İzmir’de doğdu. İlkokulu Aşık Veysel Görme Engelliler İlköğretim Okulu’nda, Liseyi Bornova Mustafa Kemal Lisesi’nde okudu. Lisede ilk olarak yabancı dil bölümünü bir yıl okuduktan sonra elde olmayan bazı aksilikler nedeniyle Türkçe sosyal bölümüne geçti. İlkokulda bir yıl boyunca İzmir Uğur Mumcu tiyatrosunda tiyatro eğitimi aldı. Eğitim alırken tiyatro öğretmeni tarafından yazmaya teşvik edildi. O zamanlar yazdıklarını beğenmediği için yazdıklarını yok ederek liseye kadar yazmaya ara verdi. Liseden itibaren yazdıklarını İnternet sitelerinde yayınlamaya başladı. Liseden bu yana yani 2005′ten 2012′ye kadar altı buçuk yıldır bir roman üzerinde çalışmakta. İlk olarak Ege Üniversitesi Radyo Televizyon sinema bölümünde bir yıl okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’na geçti. Radyo Televizyon Sinema bölümündeyken bir İnternet radyosu için bir güvercin eğiticisiyle, bir şair ve bir klarnet sanatçısıyla, Gülçiçek Kimya ve Sanayi adlı bir parfüm ve esans fabrikasıyla, körlerin aikido yapamayacağını savunan bir aikido hocasıyla ve ardından körlerin aikidoyu yapabileceklerini savunan bir hocayla röportaj yaparak karşıt görüşleri bir araya getirdi ve bizzat kıyasladı. İzmir’de bir grup görme engelli, bir grup gören öğrenci ile karma olarak Türkiye’de ilk defa bir aikido hocasının desteğiyle aikido öğrenmeye başladı. Uygun bir fırsatta aikido eğitimini sürdürmeyi planlamakta. Üniversite yıllarında engellilerin; otobüslerde durakların seslendirilmesi, ÖSYM sınavlarında sınavların engellilere uyarlanması için bazı sloganlar yazdı ve eylemlerin planlanmasına kendince destek verdi. Engelsiz Erişim Derneği’nin kurucularından biri. Şu günlerde okula bir yıl ara verip memuriyet sınavına girerek Manisa MEB’de memur olarak çalışıyor. Para kazanır kazanmaz çocukluğundan beri istediği şey olan bateri kursuna başladı ve yaklaşık sekiz aydır bateri çalıyor. Yapmaktan hoşlandığı şeyler: Amatörce parfüm yapmak, kitap okumak, yazı yazmak. 2013 Kasım ayında Dağ Medya'ya katıldı. Ve engelliler üzerine yazılar ve röportajlar hazırlamakta.

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Geri İzleme: DağMag’da Bu Pazar | Dağ Medya

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir