İnsan Hakları Örgütü: Türkiye’de insan hakları geriliyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayınlanan raporunda Recep Tayyip Erdoğan ve AKP yönetimindeki Türkiye'nin hukukun üstünlüğü ilkesini zayıflatmak, medyayı ve interneti kontrol etmek ve hükümeti eleştirenleri ve protestocuları sindirmek için çok aşırı adımlar attığını belirtti.

HRW’den yapılan açıklamaya göre "Türkiye'nin İnsan Hakları Alanındaki Gerilemesi ve Reform Önerileri" başlıklı raporun içeriği şöyle: “Türkiye'de 2013'te yaşanan kitlesel hükümet karşıtı protesto eylemleri ve iktidardaki AKP'yi tam kalbinden vuran yolsuzluk iddiaları ile bağlantılı olarak insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında yaşanan gerilemeyi özetliyor.”

Human_Rights_watch_0

Raporun giriş kısmı şöyle: 

Türkiye insan hakları alanında endişe verici bir gerileme yaşıyor. Recep Tayyip Erdoğan'ın 
liderliğinde (ki kendisi 2014 Ağustos'unda cumhurbaşkanı seçilmiştir) 12 yıldan beri 
iktidarda olan AK Parti (Adalet ve Kalkınma Partisi) siyasal muhalefete, sivil protesto 
eylemlerine ve eleştirel medyaya karşı giderek artan ölçülerde tahammülsüzlük gösteriyor. 


"Geçtiğimiz dokuz ayda yolsuzluk soruşturmalarını engelleme çabası içine giren AK Parti 
hükümeti yargı bağımsızlığını dizginlemeye ve hukukun üstünlüğü ilkesini zayıflatmaya 
çalıştı. Medya özgürlüğüne getirilen sınırlamalarla insan haklarının zedelenmesi, protesto 
eylemlerinin engellenmesi ve Türkiye'nin ceza hukuku sistemine duyulan güvenin 
azalması ülkede siyasal kutuplaşmayı derinleştirdi."


"İnsan hakları alanındaki bu gerilemenin arka planında, geçtiğimiz yıl gerçekleşen hükümet 
karşıtı kitlesel protesto eylemleri ile AK Parti hükümetini tam kalbinden vuran yolsuzluk 
iddiaları var ki bu iddialar AK Parti ile onun eski müttefiki, ABD'de yaşayan din adamı 
Fethullah Gülen'in liderliğini yaptığı etkili Gülen hareketi arasında, yerleşik politik düzen 
içerisinde yaşanan bir ihtilaf bağlamında ortaya atıldı. Bilançonun artı tarafında ise, hükümetin hapisteki Kürdistan
İşçi Partisi (Partiya Karkerên 
Kurdistan, PKK) lideri Abdullah Öcalan ile yürüttüğü müzakereleri sürdürmesi yer alıyor. "


"Söz konusu müzakereler Kürtler ile gerçek bir barış sürecini şekillendirmek için eşsiz bir 
fırsat sunuyor ve Türkiye'de insan hakları alanında bir ilerleme kaydedilmesinin yolu da 
buradan geçiyor. Ancak aynı zamanda insan haklarındaki daha büyük gerilemenin, henüz 
başlangıç aşamasındaki barış sürecini baltalaması gibi çok açık bir risk de mevcut. " deniyor.


Raporda, "Hükümetin toplanma ve ifade özgürlüğüne kısıtlamalar getirmek ve çevrimiçi (online) 
medyaya müdahale etmek gibi baskıcı önlemleri giderek artan ölçülerde kullanması, 
dünya kamuoyunun dikkatini, 2013 yılının Mayıs ve Haziran aylarında İstanbul'da ve başka 
şehirlerde yaşanan Gezi Eylemleri'nin şiddetle bastırılması vesilesiyle çekmişti." denildi.

"2013 yılının Aralık ayında ise, emniyet güçlerinin üst düzey hükümet yetkilileri ve aile 
üyelerinin adlarının karıştığı bir ceza soruşturmasının varlığını ve bu soruşturma 
kapsamında tutuklamalar yapıldığını açıklamasıyla, büyük bir yolsuzluk skandalı gün 
ışığına çıktı. Hükümet buna, emniyet teşkilatının yetkilerini kısıtlamaya ve yargıyı yürüten 
kurum üzerindeki yönetme gücünü artırmaya çalışarak karşılık verdi. Yargıç savcı ve 
polislerin görev yerleri değiştirildi, son zamanlarda da söz konusu soruşturmaları yürüten 
polis görevlileri tutuklandı ve bu meseleleri haberleştiren sosyal ve geleneksel medya 
susturulmaya çalışıldı. " açıklaması yapılıyor.


"Yolsuzluk soruşturmaları ve hükümetin buna verdiği karşılık bir çok yorumcu tarafından AK 
Parti'nin Gülen hareketi ile giderek artan siyasal ihtilafı bağlamında değerlendirildi. Gülen 
Hareketi, Türkiye'de eğitim sisteminde, medyanın, emniyet teşkilatının, bürokrasinin ve 
yargı sisteminin bir kısmında etkili.2 Gülen hareketi – AK Parti ihtilafı, özellikle de "

"Türkiye'nin zaten politize olmuş ve hiziplere bölünmüş yargı erkindeki krizi derinleştiriyor.3 
Görünen o ki, üst üste çok sayıda seçimi büyük çoğunlukla kazanmış olan Cumhurbaşkanı 
Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve AK Parti hükümetinin bakanları çoğunluğun 
verdiği gücün, hukukun üstünlüğü ilkesi karşısında öncelik taşıdığını düşünüyorlar.4 Bu 
raporda onların, yürütme erkinin emniyet teşkilatı ve yargı erki üzerindeki kontrolünü 
artırmalarını ve temel ifade ve toplanma özgürlüklerini kısıtlamalarını haklı göstermek için, 
politik muhaliflerinin eylemlerini kullanmaya çalıştıkları da iddia ediliyor. "

Rapor, "hükümetin bu otoriter gidişi geri döndürmek için acil adımlar atması gereken 
alanlardan bazılarını kaba hatlarıyla özetliyor. Rapor dört alan üzerine odaklanıyor: PKK ile 
yürütülen barış sürecindeki (ki hükümet buna "çözüm süreci" demeyi tercih ediyor) insan 
hakları adımları; hukukun üstünlüğü ilkesine yönelik tehditler; halihazırda var olan 
cezasızlık kültürünün kadına karşı şiddet vakalarında faillerin düzenli olarak cezasız 
bırakılması gibi uygulamalarla tahkim edilmesi; konuşma ve medya özgürlüğüne ve 
toplanma ve örgütlenme özgürlüklerine getirilen kısıtlamalar. "  ifadelerine yer veriliyor.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir