Jan Garbarek, 5:25 ve hayatın içinden dışına “biz”

Merhaba sevgili okur… Uzun zamandır yazamayışıma mazeretim var da yazacak yerim yok.. 

Orhan Veli şiirinde derki..

Eskiler alıyorum 
Alıp yıldız yapıyorum 
Musiki ruhun gıdasıdır 
Musikiye bayılıyorum 

Şiir yazıyorum 
Şiir yazıp eskiler alıyorum 
Eskiler verip Musikiler alıyorum. 
Bir de rakı şişesinde balık olsam 
..

Erol Dağ/Mersin

Sizi bilmem ama ben bir melodiye, ritme uzun seneler takılırım. İlk dinlediğim andan itibaren o ana unutulmaz bir işaret koyarım. Unutmam. Hani zihinsel aktiviteleri arıtmak için ve unutmayı zorlaştırmak için hatırlamak istediğiniz şeyin ekine anlamlı anlamsız bir sürü sanal takı ekleriz. Bir nesne ile olayla bağdaştırırız..  Bende  ise bu durum müzikle olur. Müzikle olayları hatırlarım. 

Bir film müziği ise filmin sahnesini müzikle hatırlarım.. Arka müziği olmayan anları pek hatırlamam. Mesela ilk klasik müziği nasıl dinledim derseniz 1980'li yıllarda TRT'nin haftada sadece Cuma günleri sabah saat 07:10 ile 07:30 arasında binbir gece masalları programı vardı. Ve bu programda kullanılan müzik Nikolai Rimsky-Korsakov'un ünlü senfonik suitidir.

Nefistir. Heyecan doludur. Sinbadın gemi yolculuğunu anlatır. Şahane sesler size 1001 gece masalını okur.

07:10 ile 07:30 arasında annem babam kahvaltı yaparız alelacele. Çünkü babamla beraber okula gideceğiz. Tam 07:30 olur. Program biter. Biz kalkarız. Şehre gideriz. Ve ben büyük bir heyecanla bir sonraki haftanın gelmesini beklerim. Ve hep o sahneyi öylece hatırlarım. Ve uzun bir süre hep masal ve konuşulanların ilgimi çektiğini düşündüm. Ta ki bir zaman 1001 gece masallarının kitabını alıp okuyunca eksiği fark ettim. Müzik yoktu. Ve özellikle Sheherezade yoktu. Herhangi bir müzik değil. İlahi bende 1980'li yıllarda nerden bulacağım bu kaydı ki.

Ama şansımız şu idi: okuldan sonra eve yani Mitini'ye gitmek için bindiğimiz minibüslerin durağında , müzisyen İlhan İrem’in , Erzincan'da askerlik yaparken açtığı bir stüdyodan temin ettim.. Bir adet kaset. Çift taraflı çevir dinle diğer yönünü dinle..Halen o kaset ya Ankara’dadır. Ya da kız kardeşlerimden birindedir. O yüzden her şehrazada dinlerken Cuma günü halim aklıma gelir. Başkada bir an aklıma gelmez..Özlemle .Sanırım muzik konusunda ailecek tutarlı bir davranışımız bu zaman başladı.

 12-12

1990, Mitini, Elma ağacının altı, Ankara'dan gelmiştim ben ve iki kardeşim...

Hiç unutmam  Ankara’da kasetle müzik dinlediğimiz zamanlarda yolculuk halimizde yanıma kaset alır dinlerim. Bir arkadaşımla İstanbul’a gittik ve yanıma bir klasik müzik kaydı olan kaseti almıştım. Yolda dinlerim diye.. İstanbul'da kaseti araçta teybe takılı unuttum. Arkadaşım daha sonra şöyle bir şey anlattı. Erol, oğlum arabada beni beklerden teybi açmış açar açmaz senin kaset çalmaya başlamış. İleri geri sarınca hep aynı melodi gibi düşünmüş. Babası gelince “ya baba sanırım bu radyo bozuldu. Hep aynı şeyi çalıyor." Bu aslında müzikle olan halimizi çok kısa özetliyor.

Ve ne kadar şanslıyım ki Ankara'da üniversitede, ev arkadaşlarımla bilenlere anlatmama gerek yok. Abidin Paşa Tıp fakültesi caddesinden yürüyerek Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasını dinlemeye giderdik. Bazen bilet alırdık bazen salonun orta kısmına oturup dinlerdik.

Sıhhıye'den Abidin Paşa'ya araç olmadığından yaklaşık 4-5 kmyi gece yürüyerek giderdik. Bunu hep yapardık. Okul zamanında Alexander Borodini'yi bildim. Carmen operasına cümbür cemaat sınıfı götürürdüm, hoş bir çok sınıf arkadaşım sıkılarak çıktmasına şaşırmamıştım.

İşin tuhafı ben onlara göre dağda olan yabaninin tekiydim ne tuhaf alışkanlarım varmış. 5 bin kişilik mühendislik fakültesinde seçmeli ders olan muziğe okulun büyük bir kısmı sadece öylesine giderken hatta seçmeyip giderken, sanırım 5 bin kişiden sadece 10 kişi resim dersini seçiyoruz. 

Ressam hocamız geliyor bazen şarap ve müzik eşliğinde karakalem yağlı boya çalışıyoruz. Bazen sergilere gidiyoruz cümbür cemaat yine içiyoruz şarapları ve müzikler eşliğinde. Ne demişti Orhan Veli , müzik ruhun gıdasıdır. Ruhumun yalnızlığını en çok muzikle giderdiğimi biliyorum ve yaşıyorum da …

Ve bu yıllarda  bazı müzikleri fanatik şekilde takip te ettim. Elektronik müzikle tanışmam özellikle Yunanlı Yanni ile 1989 da oldu. Müthiş bir farklılık . Yann'nin her yıl bir albümü çıkardı. Ve mutlaka gider alırdım. Bir yıl sonra yeni albümü heyecanla beklemek bir yıl boyunca 60 dakikalık 45 dakikalık müzikle ve tabiî ki ilk dinlediğim Yanni bestesi Reflection of Passion 🙂

Ankara'yı bilenler 1990 yıllarında Mülkiyeleriler Birliği'nin karşısında Piggale Pizza vardı. Benim tam tamına orada 20 günlük pizza pişirme tecrübem olmuştu. Soruyorlar okul bitti ne yapıorsun pizza pişiyorum:-) ha ha ha ney yapsaydım sabun deterjan mı ilahi (!)

Neyse efenim aynı döneme denk geldi Norveçli Jazzcı Jan Garbarek ile tanışmam. Kuzey denizinin içinde buz gibi bir adam. Denizin üstünde sadece ucu görünen gerisini bildiktçe tanıdıkça anlaşılan biri. 
Ve hayayatımın her aşamasında oldu. Ardahan'da doğal gaz boru hattında çalışırken , Muş havalimanı, Batman'da Bismil'de , Aliağa'da , Türkmenistan'da, Libya'da, Pakistan'da Dubai'de ,Irak'ta, Seul'da, İran'da, Suudistan'da, Norveç'te .. İzmir de ..Mersin'de..Erzinan'da..

Jan Garbarek'in Pakistan'a giderken Nusrat Fateh ile bir müziğini dinlemiştim. O zaman Nusrat Fateh ile tanıştım. Sizlere bu kadar uzun bir yazı yazmamın herhangi bir nedeni yok ancak size hiç yapmadıysanız bir defada olsa Jan Garbarek'in bir müziğini dinlemenizi istiyorum. Ruhunuzun içine işlesin.. Sizi sarıp sarmalasın. Hangisi derseniz eğer işte size fon müziği olarak kullandığı ve Orta Doğudaki savaşı ve insanlarının ruhundaki bezginliği, bu muziğe görüntü olacaklarının farkında olmayışlarını gösterenini dinleyin.

Jan Garbarek'in 1998' de yayınlamış olduğu albümdeki bir beste olan Rites (bunu nasıl çevirirsiniz bilmem ama ritüel , ayin, tören anlamına geliyor ) Rites’e bir çok görsel video yayınlanmış halini izleyebilirsiniz. Ancak öncereceğim görüntü Rites'in ruhuna çok uygun.

Bu görüntülerin bir çoğu Afganistan Pakistan ve Afrika bölgelerinde çekilmiş insan görüntüleri. Kameraya bakan kendi halinde insanlar. Sahnelerde yer alan insanların hikayelerine dair en ufak fikriniz olmamasına rağmen saksafonun sesi ordaki hikayeleri o kadar güzel anlatıyor ki kelimelere gerek duymuyorsunuz.

Hadi gelin Jan Garbarek'in 5:25'lik Rites'inin "O anlarını" izleyelim…

0,28 dakikasında bir futbol kalesi olduğunu düşündüren karenin ortasına düşen insan görüntüleri ..ve insanların başlarında taşıdıkları yükler..

picture-1

 

0,40 saniyede bir köyden çekildiği aslında köyde değildir Afganistan ya da Pakistan ya da Afrika'da bir ülkenin yerleşim yerinde çekilen ve saksafon ile bizi uyandıran bir sahne..

picture-2

0,48 dakikada görüntümüz onları izlediğimizden habersiz kadınlar halı örmekteler. Belkide muziği duyuyorlarlardır ne dersiniz.

picture-3

0,54 .cü dakikaki görüntüde oyun oyayan çocukların bizi duyduğunu/ gördüğünü sanmıyorum. Ne eğleniyorlar. Ne kadar her şey normal görülüyor değil mi?

picture-4

1,03 dakika çocuk çöplerin arasında kendine belki yine çöplerden bulduğu bir eldivenle yarar bir şeyler araştıryor. Asıl en büyük mal varlığı sanki el arabası. Onu izlediğimiz bilmiyor.Müziği de duymuyor..

picture-5

1.8.​ Dakika sahnemiz bir Pazar yerine dönüyor. İnsanlar koşturuyorlar. Müziğimiz halen duyulmuyor. Ama sanki sağda birisi onu izlediğimizi görüyor gibi..

picture-6

1.16 dakikada eserimizle karşılaşıyoruz kendimizle başbaşayız. Övünmeliyiz.

picture-7

1.27 dakikadan itirabten çöp alanlarından hayat süren yaşamak için ekomonik bir değer bulmaya çalışan insanlar. Onlar için olağan sıradan bir durum. Biz izlemeye devam ediyoruz. Oturduğumuz yerden saksafonu dinliyoruz. Hey oradaki duyuyor musun muziği?

picture-8

1.35 ve gözümüzün içine bakan insanlar. Onları gördüğümüzü görüyorlar. Duyduğumuzu hissettiğimizi hissediyor mu? Sağ gözü sakin , briaz anlamsız sol gözü ise kızgın bakmakta. Kaşlar hep çatık..Sanki bir cami avlusunda ..

picture-9

1.49 ne kadar tanıdık bir sahne.Onlarca güvercin. Ve yem atan insanlar halen bizim farkımızda değiller.

picture-10

2.02 ve bizi hem görüyor hemde dinlediğimizi duyuyor. Hüzünlü gözlerinden belli değil mi?

picture-11

2.20 bizi görüyor sanki. Ama dinlediğimizi duyamıyor. Ya sağındaki! bize bakamıyor bile..

picture-12

2.28 bizde size gülümsüyoruz

picture-13

2.40 3 farklı bakış hafif uyanık ihtiyar sıcak bir samimiyet anlamsız bir genç bakış

picture-14

2.47 gözlerdeki sıcaklık ben sizi görüyorum diyor sanki

picture-15

2.5 mavi gezegenim ne adil değil mi her yerde aynı güzellik

picture-16

3:00 bir mezarlık sahnesi bir çocuk ne bizi gördüğü var ne muziği duyacak hali.

picture-17

3.04 sahnemizin anlamı değişiyor. Bizi görüyor muziğin de anlamı kalmıyor. Sanki hiçte memnun değil halinden..

picture-18

3.16 dakika akşam vakti sanki bir ev. Elektrik yok. Lüküs lamba. Bizi görüyor farkında mısınız?

picture-20

3.26 ve saksafon ne heyecan verici umut veriyor farkında mısınız? Küçük kız bizi görüyor ve dinliyor sanki

picture-21

3.29 umut vermeye devam ediyor saksafon.Görüntüde kimsenin de derdi değil biz ve müzik

picture-22

3.38 sizi görüyor ve dinlediğinizi duyuyorum 

picture-23

3.44 top oynayan farkında olmayan insanlar. Saksafon bize ne anlatmak için çıldırıyor.

picture-24

4.11 umudumuz tükenircesine bir bakışa saksafon eşlik ediyor.

 

picture-25

 

4.13 her şey ne kadar ıssız ve aynı zamanda gürültülü. Duyduğumuz arabaların sesi. Issızlık sokak lambasının aydınlattığı kişi

 

picture-26

4.32 dinlediğimiz, bize bir şey mi anlatmaya çalışıyor.

picture-27

4.33 bizim farkımızda olan ve okuyan kişi şimdi farkımızda değil

picture-28

5.04 halinden memnun biri müziğimizin sesi kesildi ama o bunun farkında

picture-29

5.23 müziğimiz bitti duvarımızda aşağıdaki görüntü kaldı.

picture-30

Dünyanın en modern ülkesinin sanatçısının bir bestesi ile size  Afganistan gibi Asya kıtasında insan görüntülerinin olduğu videonun her dakikasını algınızı artırması ve unutmamanız için detaylandırdım.
Benim müzikle görüntüleri unutmamam gibi. 
Görüntüler, sahneler, insanlar, hikayeler, yaşadığımız anın tanıkları… gerçeğimiz.. Unutmamak için unutturmamak için..adalet duygumuzu yitirdiğimizi hatırlatmak için.

Bunca anlatımdan sonra Jan Garbarek'in Rites'ini kesintisiz dinleyebilirsiniz.. Ve unutmayınız..

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir