CHP Milletvekili Erdemir: Türkiye’de LGBTİ bireylere yönelik ayrımcılık ve şiddet arttı

Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’de lezbiyen, gay, biseksüel ve transları (LGBT) hedef alan ayrımcılığın ve şiddetin giderek arttığını belirterek, “AKP Hükümeti, LGBT yurttaşları mağdur eden şiddeti ve ayrımcılığı benimsemiştir; fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddeti, pek de hoşlanmadığı bu toplumsal kesim ile mücadele, onlar üzerinde egemenlik aracı olarak kullanmaktadır.” dedi.

12-18

TBMM’nin insan hakları ve demokratikleşme kapsamında bu vatandaşların sorunlarının çözümüne yönelik programlar oluşturması gerektiğini kaydeden Erdemir, “TBMM, homofobi ve transfobi temelli ayrımcılık ve şiddet ile mücadeleye sıfırdan başlamak zorunda değildir. Türkiye’nin tabi olduğu Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ve AGİT gibi kuruluşların belgeleri hükümet kılavuzluk edebilir” diye konuştu.

Türkiye’de nefret suçlarına ilişkin düzenlemede LGBT kişilerin koruma dışı bırakıldığını ifade eden Erdemir, “Bu tavır göstermektedir ki AKP Hükümeti, LGBT yurttaşları mağdur eden şiddeti ve ayrımcılığı benimsemiştir” ifadesini kullandı.

Erdemir, LGBT’lerle ilgili uluslararası alanda yayımlanan ve Türkçe’ye çevrilen bazı kitapları göstererek, bu kitapları bütün milletvekillerinin okumasını tavsiye etti.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdemir, Türkiye’de uzun süredir devam eden, insanların inançları, siyasi ve felsefi görüşleri temelinde fişlenmesi gibi kötü bir gelenek olduğunu ifade etti. Erdemir, fişlenen insanların ötekileştirildiğini, atama ve yükseltmelerde ayrımcılığa maruz kaldıklarını söyledi.

Aykan Erdemir, IŞİD’in Türkiye’ye yönelik saldırıda bulunacağı iddialarına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, hükümetin bu konudaki politikasını eleştirdi. Erdemir, “Eğer Türkiye, Ortadoğu’daki terörün göz yumucusu olursa bu terörün dışında kalamaz. Türkiye’deki toplu taşıma araçlarında IŞİD tişörtü giymiş militanlar dolaşıyor. Yani uluslararası bir terör yapılanmasının artık yerli unsurları da var. Hükümet yerli otomobil üretmekte başarılı olamadı ama IŞİD’in yerli versiyonunu üretmekte başarılı oldu” diye konuştu.

Avrupa İşbirliği Günü’nde LGBTİ Hakları

Bursa Milletvekili Erdemir’in konu ile ilgili yaptığı açıklamanın tamamı şöyle: “Avrupa ailesi olarak 21 Eylül Pazar günü Avrupa İşbirliği Günü’nü kutlayacağız. İlk defa 2012 yılında düzenlenen Avrupa İşbirliği Günü bu sene “Sınırlar paylaşılıyor – mesafeler yakınlaşıyor!” şiarıyla üçüncü kez kutlanacak. Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve Bölgeler Komitesi tarafından desteklenen bu etkinlik Avrupa’daki bölgeler ve ülkeler arasında işbirliğinin getirdiği kazanımları kutlamayı amaçlıyor.

Türkiye’nin Avrupa ile işbirliğinin önemli bir ayağını ayrımcılık, nefret suçları ve şiddetle mücadele oluşturuyor. Ben de Avrupa İşbirliği Günü vesilesiyle işbirliğimizin bu önemli altbaşlığını gündeme taşımayı uygun gördüm. Ayrımcılık, nefret suçları ve şiddet dediğimizde Türkiye’nin önde gelen sorunlarından biri cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli, yani homofobi ve transfobi temelli ayrımcılık, nefret ve şiddettir.

Bugün Türkiye’de lezbiyen, gey, biseksüel ve trans yurttaşları hedef alan ayrımcılık ve şiddet artarak devam etmektedir. Bu artışta, ülkemizin lezbiyen, gey, biseksüel ve trans yurttaşlarının, kendi insan haklarına ilişkin ulusal ve uluslararası gelişmelerden haberdar olmaları,  kamusal alanlarda ve özel hayatlarında bu bilgi ışığında, kendi eşit insan onurlarına sahip çıkarak, “hak sahibi birer eşit yurttaş” bilinci ile hareket etmelerinin etkisi vardır. Bir başka neden, ihlallerin artan bir oranda medya ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla görünür kılınmasıdır. Durum, bu açıdan kadına yönelik şiddet vakalarının doğası ile benzeşmektedir.

Eşcinsel ve translara yönelik şiddet ve ayrımcılık, dünyanın tüm coğrafyalarında değişen oranlarda da olsa gözlenir. Ülkeler arasındaki temel farkı yaratan; kamu yönetiminin, yargı sisteminin ve siyasetinin bu meseleyi hangi çerçevede ele aldıkları ve hangi çözüm yollarını önerdikleridir.

TBMM’nin ve tüm partilerden milletvekillerinin, insan hakları ve demokratikleşme çabalarının kapsamına LGBT yurttaşların sorunlarını ve çözüme dair programları yerleştirmeleri gerekmektedir. TBMM, homofobi ve transfobi temelli ayrımcılık ve şiddet ile mücadeleye sıfırdan başlamak zorunda değildir. Türkiye’nin tabi olduğu uluslararası rejimin baş aktörleri olan Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ve AGİT gibi hükümetler arası kuruluşların, sayısı her geçen gün artan belgeleri Hükümet’e kılavuzluk edebilir.

Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ve AGİT senelerdir yayımladıkları raporlar ya da siyasi kararlar ve beyanatlar aracılığıyla, AKP Hükümeti’ni konuya dair acil önlemler almaya çağırmışlardır. Ne yazık ki, LGBT’lerin insan haklarına ilişkin konulara açık/kapalı nefret söylemleri ile yanıt vermedikleri zamanlar dışında, AKP Hükümeti’nin bu çağrılara karşılığı “toptan kayıtsızlık” olmuştur. Hükümet, tabi olduğu sözleşmeleri ve siyasi kararları görmezden gelmektedir. Geneli itibariyle de mahiyetinde büyük eksiklikler taşıyan nefret suçları düzenlemesinde, ülkemizde bu tarz suçların birincil hedefi durumundaki LGBT kişiler koruma dışında bırakılmıştır. Bu tavır göstermektedir ki AKP Hükümeti, LGBT yurttaşları mağdur eden şiddeti ve ayrımcılığı benimsemiştir; fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddeti, pek de hoşlanmadığı bu toplumsal kesim ile mücadele, onlar üzerinde egemenlik aracı olarak kullanmaktadır. Hükümetin, geçen sene uluslararası basında da büyük yankı bulan “Eşcinsellere Özel Hapishane” tasarısı, bu “ gözden uzaklaştırma” anlayışını açığa vurmuştur.

AKP’nin LGBT haklarına ilişkin yükümlülüğü yukarıda söz edilen uluslararası kuruluşlardan ve sözleşmelerden ibaret değildir. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığın sona erdirilmesine ilişkin asıl ve en güçlü talep, Türkiye Cumhuriyeti’nin lezbiyen, gey, biseksüel ve trans yurttaşlarından gelmektedir!  Bugün Türkiye’de LGBT haklarına ilişkin faaliyet yürüten, kamu organları ve siyasetçiler ile diyalog ve işbirliği kapasitesi son derece gelişmiş çok sayıda STK vardır. Bunlar arasında Kaos GL, Pembe Hayat, Siyah Pembe Üçgen ve SPoD isimli dernekler ile Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi sayılabilir ki gün be gün genişlemekte olan liste bunlar ile sınırlı değildir. Yurttaşlarımızın eşitlik, şiddet ve ayrımcılıktan korunma ve sosyal adalet talebini ele almada TBMM’nin olduğu kadar İçişleri Bakanlığı’nın, Adalet Bakanlığı’nın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, Kamu Denetçiliği Kurumu ile Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekmektedir.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir