Ateizm Derneği’nden ” Zorunlu Din Dersleri Kaldırılsın” Kampanyası Başlatıldı

Ateizm Derneği, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi adı altında verilen derslerde sadece Sünnilik mezhebi işlendiği, diğer din ve inançlar hakkında yeterli bilgi verilmediği, dersten muaf tutulmak için, öğrenci ailelerinin gayrimüslim olduklarını belgelemeleri ve kanıtlamaları istenmesinin ve bunun T.C. Anayasasının 24. maddesine aykırı olması sebebiyle” kampanya başlattı. 

89

Kampanyanın başlatılma detayları şöyle açıklandı:

“Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” adı altında verilen derste salt Sünnilik mezhebi işlenmekte, diğer din ve inançlar hakkında yeterli bilgi verilmemekte ve ayrıca bu dersten muaf tutulmak için, öğrenci ailelerinin gayrimüslim olduklarını belgelemeleri ve kanıtlamaları istenmektedir.

Bu durum T.C. Anayasasının 24. maddesinde belirtilen “Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” ilkesine aykırıdır.

Söz konusu aileler çocuklarının zorunlu din dersinden muaf tutulmaları için dini inançlarını açıklamak, belgelemek ve ibraz etmek zorunda bırakılmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı, din derslerinden muafiyet talebi olan öğrencileri ve velileri ‘dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya’ zorlayarak, alenen anayasal suç işlemektedir.

Dahası, bir Hristiyan ya da bir Musevi, mensup olduğu dinin deşifre olmasını kabul ettiği takdirde zorunlu din dersinden muaf tutulabilirken, bir ateistin -deşifre olmayı göze alsa bile- zorunlu din dersinden muaf tutulması maalesef mümkün olmamaktadır.

Toplumda çoğunlukta olan dini inancın, diğer inanç kesimlerine karşı bir baskı aracı olarak kullanılması henüz okul çağındaki çocuklara kadar inmiştir. Zorunlu din dersinden muaf tutulma şartı olarak “gayrimüslim olduğunun okul yönetimine belgelenmesi” demek, o öğrencinin ve ailesinin de alenen deşifre edilmesi demektir. Bu durum henüz ergenlik çağındaki çocuğun sosyal yaşantısını olumsuz etkileyebilir, psikolojik gelişimine zarar verebilir. Yürütme organı burada yasa koyucunun ve toplumun kabul ettiği anayasanın 24. maddesi ile çelişmektedir.Üstelik bu uygulamada, çocuğunun zorunlu din dersinden muaf tutulmasını talep eden ailenin de dini inancı deşifre edildiği için, kişiler dini inançlarını açıklamak zorunda bırakıldıkları için hem anayasanın 24. maddesinin ihlali, hem de Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlali söz konusudur. Bununla ilgili olarak Sinan Işık’ın 2010 yılının Şubat ayında AİHM’e yaptığı 21924/05 no’lu başvuruyu örnek verebiliriz.

Ayrıca 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte, daha da erken yaşlarda verilmeye başlanan zorunlu din dersleri, seçmeli ders adı altında sunulan ve bazı okullarda “kadro eksikliği” bahane edilerek alternatifsiz bırakılan “Peygamberin Hayatı” gibi dersler toplumda dinsel asimilasyonu hedefleyen, din ve inanç özgürlüğünü kısıtlayan, ayrıştırıcı, ötekileştirici projelerdir.

Okullardaki zorunlu din dersinin yanı sıra, devlet gözetimindeki yurtlarda kalan çocukların da toplu halde ibadet etmeleri, namaz kılmaları, akşam sohbetlerine katılmaları yönünde baskı yapıldığına defaatle tanık olmaktayız.

Buna ek olarak biyoloji derslerine kadar giren yaratılış hipotezi, çocukların bilimsel düşünme yetisi geliştirmelerini yavaşlatmakta ya da engellemektedir. Biyoloji dersinde tanrının bazı hayvanları tasarladığını(!) öğrenen çocuk, ileride evrimcilere/ateistlere karşı önyargılı yaklaşabilir. Deistlere ve ateistlere karşı önyargıların oluşmasında ve beslenmesinde, okullardaki taraflı, tek tipçi eğitimin de payı olduğunu düşünüyoruz. Uzun vadede düşünüldüğünde ailelerin kendi içinde bile huzursuzluğa yol açacak bir uygulama bu.

Zorunlu Din Dersleri ile İlgili Çözüm Önerileri ve Taleplerimiz

Bu durumdan muzdarip olan Hristiyanların, Musevilerin ve hatta Alevilerin de olabileceğini düşündüğümüzde, gerek anayasanın 24. maddesiyle çeliştiği için, gerek dinsel asimilasyona yol açtığı için, bu uygulamanın kaldırılması ya da yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Öncelikle gayrimüslim olma halinin ibraz edilmesi şartı kaldırılmalıdır.

Çocuklarının din dersinden muaf tutulması konusunda -kimliğindeki din hanesinde ne yazarsa yazsın- öğrenci velisinin okul yönetimine sözlü beyanı yeterli hale gelmelidir.

Çünkü çocuklarının zorunlu din dersi almasını istemeyenler sadece Hristiyanlar ve Museviler değildir. Muhtemelen Aleviler de, Deistler de, Ateistler de çocuklarının bu dersi almasını uygun görmeyebilirler. Çocuklarının geleceğine, alacakları dini eğitime karar vermek, devletin değil, ailelerin tasarrufuna bırakılmalıdır.

Zorunlu din dersi konusunda ailelerin kararına güvenilmeli. Bu durumda hem azınlık ailelerin dini inancı açıklamaları zorunlu tutulmayacak, hem de hangi dinden olursa olsun çocuklarının zorunlu din dersinden muaf tutulmasını talep eden ailelerin isteği göz ardı edilmemiş olacaktır. Kampanyayı incelemek için tıklayınız

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir