Efe Kerem Sözeri [@efekerem ] : TİB, Türkiye’nin NSA’i olmak istiyor

EKS
Efe Kerem Sözeri /  


5651 Sayılı Kanun’da yapılacak son değişiklik ile TİB, kullanıcıları her an fişlemek ve internet sitelerini mahkeme kararı olmadan engellemek istiyor.

TİB: Tek elden suç tanımı, ihbar başvurusu, ceza, gözetim ve sansür hizmeti

5651 Sayılı Kanun, tam adıyla “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” 2007 yılında yürürlüğe girdi. O tarihteki haliyleerişim sağlayıcılar (yani TTNET, Superonline gibi internete bağlanma hizmeti veren şirketler) kullanıcılarının trafik bilgisini 2 yıla kadar saklamakla yükümlüydü ve bu bilgiler ancak mahkeme kararı ile verilebiliyordu.

TBMM’de önceki gün onaylanan değişiklik ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), trafik bilgisini şirketlerden doğrudan temin etme yetkisine kavuşuyor. Değişikliğin gerekçesinde, “mahkeme kararı üzerine ilgili işletmeciye başvurup trafik bilgisinin talep edilmesi ve işletmecinin talep edilen bu ham bilgileri kullanılabilir ve anlamlı hale getirip göndermesi ya da ham olarak gönderilen bilgilerin Başkanlık tarafından kullanılabilir ve anlamlı hale getirilmesi zaman almakta, böylece soruşturma ve kovuşturmaları geciktirmektedir. Terör saldırısı tehdidi gibi acil durumlarda talebe zamanlıca cevap verilmesi imkanı bulunmamaktadır” deniliyor.

Eğer Edward Snowden’ın ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) hakkında açıkladığı bilgileri takip ettiyseniz, TİB’in elinde toplamak istediği ham bilgilerin (metadata) “kullanılabilir ve anlamlı hale getirilmesi”nden ne kastedildiğini anlamış olmalısınız.

Yakın zamanda Hollanda’da bir internet güvenlik örgütünün raporunda açıklandığı nedenlerle metadata (veri hakkında veri) bilginin kendisi kadar anlamlı olabiliyor. TİB’in bu yasa ile bizzat toplamak istediği veri de bir kullanıcının siyasi tercihleri ve özel hayatı hakkında çok fazla bilgi verebilir. Örneğin haber okumak için girdiğimiz site ve okumayı seçtiğimiz haberler siyasi tercihlerimizi oldukça net bir şekilde ortaya koyarken, arama motorlarıyla ulaştığımız “LGBT hakları”, “vicdani ret”, “ateizm derneği” vb. hakkındaki siteler de özel hayatımıza dair tercihlerin kayıt altına alınmasına yol açabilir. Haberlerde sık sık yer alan, kamu çalışanlarının siyasi tercihlerine göre atanıp atanmayacaklarının belli olması durumu, çok daha kapsamlı ve nitelikli bir boyuta ulaşabilir.

Duruşmasız ceza

5651’de yapılan değişikliğin endişe veren ikinci boyutu ise site engellemelerinin TİB Başkanı’nın re’sen kararıyla da mümkün olması. Yasanın tepki çeken önceki halinde TİB tarafından verilen sansür (URL bazlı engelleme) kararları erişim sağlayıcılarına tebliğ ediliyor, karar 4 saat içinde yürürlüğe girip 24 saat içinde mahkemeye gönderiliyordu. Mahkemenin de takip eden 24 saat içinde kararını vermesi gerekiyordu. Özetle, bir internet sitesi şikayet üzerine 48 saate kadar mahkeme kararı olmaksızın sansürlenebiliyordu.

Şikayetler, 5651 Sayılı Kanun’un 9 ve 9/A maddelerinde sayılan kişisel hakların korunması ve özel hayatın gizliliği ilkeleriyle sınırlanmıştı ve İhbar Web hattı üzerinden yapılabiliyordu. Şikayet sürecinin kolaylaştırılması ve hızlandırılması içinse Erişim Sağlayıcıları Birliği kurulmuştu.

Yapılan son düzenleme ile, bir internet sitesi hakkında hiçbir şikayet olmasa dahi “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi” gerekçeleriyle o siteye erişim TİB Başkanı’nın talimatı üzerine 24 saat boyunca engellenebilecek, mahkeme kararı da beklenirken 48 saatlik sansür TİB Başkanı’nın inisiyatifiyle uygulanmış olacak. Nasıl ki İstanbul Valisi kamu düzenini koruma gerekçesiyle Taksim’i 1 Mayıs’ta kapatıp oraya çıkan tüm toplu taşıma araçlarını iptal ediyor, TİB Başkanı da bir yolsuzluk kaydı çıktığında tüm internet şirketlerine email yazarak Twitter’ı 48 saatliğine erişime kapatabilir.

İnternet denetiminin anti-demokratikleşmesi

TİB’in ilk başkanı hukuk mezunu Fethi Şimşek olmuş ve bu görevini 7,5 yıl sürdürdükten sonra savcılığa geri dönmüştü. Yerine vekaleten Emniyet Genel Müdürlüğü’nde AR-GE birimi amiri olan bilgisayar mühendisi Osman Nihat Şen atanmış, 17 Aralık’ta hükümet üyelerinin de içinde yer aldığı yolsuzluk ağının telefon görüşmeleri basına sızınca yerine Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Ahmet Cemalettin Çelikgetirilmişti.

Hukukçudan polise, polisten MİT görevlisine devredilen TİB başkanlığı görevi, 15 Mayıs 2011’de “İnternetime Dokunma” diye sokaklara dökülen talebe nasıl bir cevap verildiğinin özeti. Zaten demokrasiyle yönetiliyor olsak kanunlar toplumun ihtiyaçlarına göre çıkar, bu ihtiyaçların dile getirilebilmesi için yeni yollar açılırdı. Türkiye’de ise 2011’den beri daha bariz bir şekilde kanunlar iktidar partisiyle çıkar ilişkisi içinde bulunan küçük bir topluluğun ihtiyaçlarına göre değiştiriliyor, ifade özgürlüğü ise giderek kısıtlanıyor. Sadece internet alanında yapılan düzenlemelere bakarak dahi Türkiye’deki yönetim şeklinin baskıcı oligarşi olduğunu öne sürmek mümkün.

“Bilgiyi şifrelemek, şifresini çözmekten daha kolaydır”

Snowden gibi, devlet gözetimi karşısında bireysel özgürlükleri savunanların pratik önerileri Türkiye’deki internet kullanıcıları için giderek daha çok önem kazanıyor: Devlet gözetiminden tamamen kurtulmak mümkün değil, ama iletişimimizi şifreleyerek onların işini zorlaştırabiliriz. Öncelikle, girdiğimiz her sitenin HTTPS (güvenli iletişim protokolü) kullanmasını talep edebiliriz. “Her yerde HTTPS” adlı tarayıcı eklentisi bunu sizin adınıza talep ediyor. Eğer girdiğiniz haber sitesi HTTPS desteklemiyorsa onlara bir email yazıp bunun neden çok önemli olduğunu açıklayın. Ne yazık ki Jiyan da dahil olmak üzere pek çok haber sitesi bu sisteme henüz geçebilmiş değil. Email ve anlık yazışma gibi iletişim yollarında da kişisel bilgilerinizi korumak için mobil ve masaüstü uygulamalar var. KemGözlereŞiş bu konuda Türkçe yardım alabileceğiniz en iyi adres.

Kişisel haklarımıza ve özgürlüklerimize karşı alenen savaş ilan etmiş, bizim vergilerimizle sansür ve gözetim ekipmanı alarak silahlanan devlet örgütüne karşı savunmaya geçmenin vakti geldi. Julian Assange’ın dediğini aklınızdan çıkarmayın: “Bilgiyi şifrelemek, şifresini çözmekten daha kolaydır”.

*Bu yazı Jiyan.org'dan alınmıştır.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir