Kani Beko: Ölüm işçileri yakalıyor. İktidar ve sermaye mazur gösterme telaşında

Kani Beko

Soma’ da ölen 301 madencinin katliamı karabasan gibi toplum üzerinde dururken, şimdi de İstanbul’un ortasında Mecidiyeköy’de, park ve depremden korunma alanı olarak düşünülen bir  alanda  başka bir katliam yaşandı… Bu alana rezidans yapılan Torun Center’da 10 işçi  asansörün 32. kattan düşmesi sonucu öldüler.

6331 sayılı yasa çıkalı 2 yılı geçti. Yasadan beklenen işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında iyileşmelerin gerçekleşmesi ve olumsuzlukların giderilmesiydi. Ama sonuç ne? Ölümlü iş kazalarında en az %20 artış oldu…

Ülkemizde inşaat sanayi büyüyor, biriktiriyor ve rekabet ediyor. Öyle bir büyüyor ki, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de bir yılda gerçekleşen tüm iş kazalarının %10’u, sürekli iş göremezliklerin %25’i ve ölümlü iş kazalarının %34’ü inşaat işlerinde gerçekleşmektedir.

Verili teknolojik koşullarda, taşeronlaştırma ve güvencesiz çalışmayla iş saatlerinin artırılması, çalışmanın hızlandırılması ve işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yokluğu ile  mümkün oluyor. Çalışma ortamı ve çalışma şartları denilen ve işçinin bütün bir hayatıyla ilgili olan her şey bu süreçte buhar olup uçuyor.

Yasalar uygulamaların asgari düzeyini belirler. Sağlık ve güvenlik alanında asgari düzeyde mevzuatın izlenmesi hayata geçirilmesi, olmuyorsa denetim ve yaptırım olgusu  inşaatları hiç mi hiç “bağlamıyor”. Büyüleyici büyüme sarhoşluğu başları döndürürken, çalışanların bedenleri düşüyor, kayboluyor, patlıyor, yanıyor, eziliyor  ve parçalanıyor.

İşte bu birikimi sağlayan gerçek: Taşeronlaştırma, güvencesiz çalışma, sendikasızlaştırma, örgütsüz işçi kitlesi, iş saatlerinin artırılması ve hızlı çalıştırmadır.

İnşaatlarda çalışan işçiler yaşarken gözden çıkarılmış durumda. Sömürülüyor, en kısa sürede yaşamları tüketiliyor. Ama çok daha kötüsü ölülerine bile saygı gösterilmiyor.

İşverenleri aklayan ve üretim sistemi üzerine tek laf etmeyen yetkililerin bu yaklaşımları “ölü bedenler”üzerinden yaratılan birikimin siyasal ve ekonomik bir tercih olduğunu bize çok açık bir şekilde göstermektedir.

Ve  dahası Torunlar Center’da bizim karşımıza çıkan korkunç gerçek; Soma madenlerinde işçi sağlığı ve güvenliği hizmetini veren şirketin, bu katliamda da  karşımıza  çıkmasıdır. Görülüyor ki, sermaye kendi ekonomik faaliyetlerinde İSG alanının birikim ve rekabeti engellememesi için kapalı sistem bir hizmet ağı oluşturmuş ve birbirlerinin işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerini de vermeye başlamış olmalarıdır.

Sermaye açısından işçi sağlığı ve güvenliğinin ekonomi-politiği, rekabet ve birikime engel olmamasıdır. Ama aynı zamanda, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının rekabet ve birikimin sağlanabileceği piyasa ilişkileri içinde yer almasıdır.

Politikaların ve uygulamaların karşısında yapılacak tek şey var: İnsan onuruna yakışır iş için örgütlü bir mücadele hattını sınıfın bilinciyle yaşama geçirmek…

Ölümlere “fıtrat” diyen, işçileri yalancılıkla suçlayan sermaye düzenine karşı mücadeleyi ve örgütlenmeyi yükseltmektir.

Ölüm işçileri yakalıyor…

İktidar ve sermaye “kara vicdanlı ve şeytanca mazur gösterme” telaşında!

1

İşçilerin Kaldığı yer

2

Güvenlik yok ama polis var

 

 3

Erdoğan &Aziz Torun

4

Torun Center

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir