Türk Tabipleri Birliği: Soma’da işçiler madene inmeye zorlanmamalıdır

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve Türkiye Psikiyatri Derneği, Soma’da yaşanan facianın geniş kitlelerin toplum ruh sağlığını etkileyen bir afet olduğunu ve bu afetin etkilerinin uzun yıllar sürebileceğini belirterek, Soma’da ruh sağlığı yönünden yapılması gerekenler konusunda bir açıklama yaptı. Açıklamada, işçilerin madene inmeye zorlanmaması gerektiği vurgulandı.

SOMA

Açıklama şöyle: 

Ruhsal Travma, Afet Ve Travmaya Bağlı Ruhsal Hastalıklar

Bir insanın yaşamını veya ruhsal ve bedensel bütünlüğünü tehdit eden, aşırı düzeyde korkutan, dehşete düşüren, tamamen çaresiz hissettiren olağandışı ve beklenmedik olaylar travma olarak tanımlanmaktadır. İnsanlar için fiziksel, ekonomik ve toplumsal kayıplar doğuran, gündelik yaşantıyı aksatarak kesintiye uğratan, geniş bir kitleyi ya da toplulukları etkileyen travmatik olaylar ise ‘afet’ olarak adlandırılır.

Soma Maden Faciasında 301 madenci hayatını kaybetmiştir. Kayıp yakınları, maden işçilerinin geneli, arama-kurtarma çalışanları, yani faciayı doğrudan, öğrenerek veya tanık olarak ya da meslekleri gereği yaşayan insanlar düşünüldüğünde Soma’da yaşanan facianın geniş kitlelerin toplum ruh sağlığını etkileyen bir afet olduğunu görebiliriz. Bu afetin etkilerinin uzun yıllar sürebileceğini de varsayabiliriz.

Bireysel ya da toplumsal travmatik olayları insanlar genellikle dört şekilde yaşarlar;

i.                    Doğrudan kendi başlarına gelir,

ii.                  Yakınlarının ya da sevdiklerinin başlarına geldiğini öğrenirler,

iii.                Olaya tanık olurlar,

iv.                 Meslekleri gereği bu tür olaylarla karşılaşmak zorundadırlar.

Afetleri oluş nedenlerine göre sınıflandırılabilir;

i.                    Deprem gibi doğal afetler

ii.                  Savaşlar gibi insan elinden kasıtlı olarak ortaya çıkan afetler

iii.                Kazalar

Genellikle yoksul ve çeşitli eksik ve yetersizlikleri bulunan ülke ve toplulukların afetlerden daha fazla etkilendiği bilinmektedir. Afetler yaşandıkları topluluklarda başta depresyon, travma sonrası stres hastalığı, anksiyete hastalıkları olmak üzere pek çok ruhsal hastalığa yol açar. Deprem gibi doğal afetler, savaş, çatışma, iş kazaları, ağır trafik kazaları sonrasında olaydan etkilenen insanlarda ilk yıllar içinde oldukça yaygın, yıllar sonra azalmakla birlikte yine de belirgin düzeyde travma sonrası stres bozukluğu ortaya çıkmaktadır. Ruhsal travmalar ve afetler sonrasında sadece ruhsal hastalıklar değil; kalp – damar sistemi, sinir sistemi, mide-barsak sistemi, bağışıklık sistemi gibi pek çok sistemi ilgilendiren tıbbi hastalıkların yaygınlığında da bir artış beklenir. Ayrıca ortaya çıkan ruhsal hastalıklar ve özellikle travma sonrası stres bozukluğu hasta kadar yakın çevresindekileri, aile bireylerini, arkadaşlarını ve iş ortamını da etkileyecektir. Bu nedenle, afetler halk sağlığını olumsuz yönde etkileyen etkenlerin başında gelir.

Afetlerin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve engelleyebilmek için;

i.                    Afete karşı hazırlıklı olmak, afetin insanları etkilemesini kolaylaştıran etkenleri engellemek gerekir.

ii.                  Afet yaşayan topluluklarda psikososyal hizmetlerin ilk andan itibaren başlaması ve sürdürülmesi hastalıkların gelişimini engelleyecektir.

iii.                Hastalıklar geliştikten sonra yapılacak tedavi ve rehabilitasyon çalışmaları ile kişilerin daha sağlıklı ve işlevsel hale gelmesi mümkündür.

Kişilerin ruh sağlıklarını olumsuz olarak etkileyen nedenlerin arasında;

i.                    Yaşadıkları korku, dehşet, çaresizlik

ii.                  Güvensizlik, değersizlik, yetersizlik

iii.                Yas, kayıp

iv.                 Toplumdan ve kamudan yeterli desteği alamama

v.                   Ekonomik güçlükler

gibi duygu, düşünce ve durumlar sayılabilir.

Ruhsal travma sonrasında neler yaşanabilir?

Ruhsal travmaların temel özelliklerinden birisi, travma sonrasında onun hakkında konuşmanın, dile getirmenin zor oluşudur. Ağır bir travmaya maruz kalan insanlar bir yandan hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarını sürdürmeyi isterler, olayı inkar etmek için çaba harcarlar  ama bir yandanda travmaya ait o dehşet sahnelerini tekrar yaşar, kabuslar görür, korku ve çaresizlik hissederler, yaşadıklarını dile gelmek isterler. Ağır bir travmayı, afeti yaşamak kadar tanığı olmak da ruhsal açıdan benzer etkilere yol açmaktadır. Afetin tanıkları yani yardım ve arama kurtarma ekipleri, sağlık çalışanları gibi meslek uzmanları da birincil olarak etkilenenler kadar etkilenebilirler.

Afeti yaşayanlar hiç yaşanmamış gibi yaşamlarına dönmek ve bu olayı unutmak isterler ama bunu hiç unutamazlar, bir ruhsal travmanın etkileriyle başa çıkmadan, unutmaya çalışmak insan ruhunun yaralanmasına, hastalanmasına yol açan en önemli nedenlerdendir.

Afetten sonra bu anı çağrıştıran ufacık, önemsiz, diğer insanlarla olayla doğrudan ilişkilendirilmeyen şeyler bile ani duygusal patlamalara yol açabilir. Travmaya uğrayan ya da tanığı olan insanlar olayı tekrar tekrar yaşıyormuş gibi hissederler. Bu belirtiler travmadan hemen sonraki dönemde çok daha fazla ve şiddetlidir, yıllar içerisinde bu sorunlar düzelmekle birlikte yine de önemli sayıda bir insanda uzun dönemli kalıcı izler bırakabilir.

Ruhsal Travma Sonrasında Neler Yapılabilir?

Bir ruhsal travma sonrası gelişen travmatik ruhsal hastalıkların tedavisi ‘güvenin yeniden inşası’ ile başlar. Travmatik olayların en önemli özelliklerinden birisi kişinin kendisini çaresiz hissetmesidir, kişi bu travmadan ne kaçabilmiştir, ne de bu olaya direnebilmiştir. Tedavinin temel aşaması; kişinin yeniden kendisini güvende hissetmesinin sağlanmasıdır. Yaşamın ilk yıllarında kazanılan temel güven duygusu insanların insanın başkalarıyla ilişkilerinde insanoğlunun kadim yasalarına, adalete, hakkaniyete güven duymasıdır. Temel güven duygusunun kaybı halinde insan yaşama anlam veren temel değerlerini, inançlarını yitirebilir. Ancak temel güven duygusu onarıldıktan sonra travmanın etkilerinin iyileşmesi ve sonra olayın mağdurları ile topluluk arasındaki bağın onarılması için çalışılır.

Travma, afet ve ruh sağlığına dair tüm bu bilgiler ışığında biz Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye Psikiyatri Derneği olarak Soma ve tüm illerdeki maden işçilerinin yeniden iş başı yapmasından duyduğumuz yoğun endişeyi, kaygıyı basın ve kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

·         Öncelikle bu olay tıpkı bir doğal afet gibi etki şiddeti çok büyük olarak kabul edilmelidir. Soma’da yaşanan felaket sadece Soma halkını, ülkenin her yerindeki maden işçilerini etkilememiş, özellikle bölgede yaşayanlar ve ülke geneli için olumsuz bir etki bırakmıştır.

·         Ülkemiz tarihindeki iş ve çalışma koşulları nedeniyle ortaya çıkan en vahim felaketten kısa bir süre sonra “güvenli bir iş yeri ve ortam” oluşturulmadan, denetlenmeden ve kamu ve bağımsız bilirkişiliklerce rapor edilmeden madencilerden çalışmalarının istenmesi doğru değildir. ‘Temel güven duygusunun’ yeniden inşası ruh sağlığını olumlu yönde etkileyecektir.

·         Elbette ki ağır ruhsal travmalardan, ağır kayıplardan bir süre sonra yaşam eski haline dönmelidir. Yaşam biçiminin yeniden kurulabilmesi için güvenli ortamlar ve temel güven duygusunun yeniden inşası ve onarılması gerekecektir. Hiç bir sağlıklı denetim yapılmadan insanlardan benzer koşullarda çalışmaya zorlamak hem çalışanların, hem onların ailelerinin, yakınlarının, çocuklarının ruhsal sağlıklarını ciddi şekilde tehdit edecek, yas tutma sürecini olumsuz etkileyecektir.

Soma sonrasında ülke ruhsal açıdan bir yangın yerine benzemektedir. Bu ülkedeki tüm insanların Soma’ya dair hissettikleri derin üzüntü, suçluluk, sorumluluk hissi ile baş edebilmeleri için, bu felaketten sonra ruhsal hastalıkların gelişmesini azaltabilmek için koruyucu ruh sağlığı uygulamaları göz önüne alınarak temel taleplerimiz;

–          Madenlerin çağdaş düzeyde gerekli tüm güvenlik önlemlerine sahip olup olmadıkları kamu ve bağımsız yetkin kurumlarca denetlenmeden ve eksikler tamamlanmadan maden işçilerinin ‘ekmek paraları‘ için madenlerde çalışmasının istenmemesini,

–          Öncelikle temel güven duygusu onarılmalı, neredeyse yüz yıldır hiç bir maden işçisinin yaşamını yitirmediği ülkelerdeki teknoloji ve denetim sistemi aynı şekilde ülkemizde hızla hayata geçirilmelidir.

–          Madenlerin güvenlikleri denetlendiğinde ve çalışmaya açıldığında; başta Soma bölgesi olmak üzere tüm madencilerin ruh sağlığı değerlendirmelerinin yapılması, ruhsal sorun veya hastalık saptananların tedavi edilmeleri ve alacakları sağlık kurulu raporu ile belirli bir süre ücretli olarak izinli sayılmaları,

–          Bu bölgede yaşayan tüm insanlara yaslarını tutabilmek için destek olunmalı, toplu anma etkinlikleri düzenlenmeli, insanların yaslarını tutmalarına olanak sağlayacak uzun süreli felaket izinleri dahil her türlü düzenleme acil olarak yapılmalıdır. Güven ve adaletin temini önemlidir.

–          Özellikle Soma Bölgesi’nde çalışan madencilerin ve ailelerinin ruh sağlığı ihtiyaçlarının değerlendirilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması önem taşımaktadır. Ruhsal travmalar sonrası özellikle travmadan doğrudan etkilenen risk gruplarının belirlenmesi ve bu kişilere acil ruhsal destek ve danışmanlık hizmetlerinin sistematik bir şekilde sunulması için devlet ve sivil toplum kuruluşları işbirliği içinde hizmet üretmelidir.

Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir