Türkiye’de maden felaketi: Çin, güvenliğin hızla arttırılabileceğini gösterdi -Çeviren: Deniz Çakmak

Türkiye Soma kömür madeni trajedisi, kömür madenciliğinde güvenlik konusunu bir kez daha gündeme taşıdı. Global üretimin yarısını oluşturarak dünyadaki en geniş kömür endüstrisine sahip ülke Çin’in edindiği tecrübelerden Soma felaketinin etkisindeki Türkiye’ye çok sayıda ders çıkmaktadır.

Tim Wright
Professor of East Asian Studies at University of Sheffield

Çin’de madenci ölümleri yıllardır medyanın daimi ilgi alanındadır. Durum hala ciddiyetini koruyor olsa da, son birkaç yılda büyük gelişme göstermiştir ve bu, kömür madenciliğindeki kazaların azaltılmasının mümkün olduğunun bir göstergesidir.

2000’li yıllara kadar, Çin’deki maden güvenliği kayıtları uluslararası bir utanç ve Çin toplumunda ciddi bir endişe kaynağıydı. 1990’larda, madenlerde yılda yaklaşık 6000 Çinli madenci ya da üretilen her bir milyon ton kömür başına 5 işçi hayatını kaybetti. Bu sayı, Amerika ya da Avustralya gibi güvenlik seviyeleri yüksek diğer büyük kömür üreticileri şöyle dursun, Hindistan’da 130 ya da her bir milyon ton başına sadece 0,5 kişiydi.

btnk9c4r-1400144521

Buna karşın son yıllarda bu durum, 2013 itibariyle ölüm sayısının 1000 civarına ya da her bir milyon ton başına 0,3 kişi olmasıyla önemli gelişim göstermiştir. Kömür madenciliğinde hala çok sayıda kaza olmaktadır; fakat endüstrideki büyük genişleme düşünülünce, sonuçlar önemli bir başarıdır.

Benzer şekilde kömüre bel bağlayan yeni bir güç olarak Türkiye, gelişmekteki maden kültürünü ilerletmek için gözlerini Çin’e çevirebilir.

Yeraltındaki patlamalar

Çin’deki eski yüksek ölüm oranlarına yönelik pek çok faktör bulunabilir.  Çin kömürünün büyük çoğunluğu yeraltı madenlerinden çıkarılmakta. Bunlar, tabiatı gereği dış ortamdakilere göre daha tehlikelidir. (Fakat bu, ne yeraltı ölüm potansiyelindeki düşüşü inkar etmek ne de dış kesimlerdeki ciddi çevresel etkileri göz ardı etmek anlamına gelir.)

Yeraltı madenlerindeki gazı dışarı çıkarmak ya da içerideki kömür tozunu azaltmaktaki belirli hatalar büyük felaketlerin kaynağı olmakta sıklıkla. Çin, 2005’de, her biri yüzden fazla yaşama mal olmuş üç patlamaya şahit oldu ve Türkiye’de yaşanan son felaket madencileri yerin altına hapseden bir patlamayla başladı.

Çin hükümetinin ekonomik gelişmeyi neredeyse ayrıcalıklı denebilecek odak noktası yapması güvenliğin ve güvenlikte gerekli yatırımların ikinci plana atılmasına sebep oldu. Bununla birlikte, maden ocakları, en büyükleri de buna dahil, ciddi maliyet baskılarıyla karşılaştı ve güvenliğin  ekonomize edilmesi kolay bir şey halini aldı. Çoğunluğu göreceli ilkel teknoloji kullanan onlarca küçük kırsal maden ocağı, denetimsiz çalışmaktaydı ve teftiş zamanlarında da regülatörlere rüşvetler verilmekteydi; bu tip ocaklardan alınan ölüm verileri diğerlerine oranla en yüksek seviyedeydi.

Bu bahsedilenlerin birçoğunda 2000’li yıllarda değişimler gözlendi. Özellikle İç Moğolistan’ın yeni gelişmekte olan bölgelerinde açık ortam kesimi metodu kullanılarak daha çok kömür çıkarılmaya başlandı. Eski jeolojist Hu Jintap ve Wen Jiabao’un liderliği maden güvenliğinin de içinde bulunduğu sosyal problemlere daha fazla ışık tutmaya başladı ve maden firmalarına içerideki gazın dışarıya çıkarılmasında gerekli ekipmanlara yatırım yapılmasında baskıcı bir seri kurallar getirildi.

Artan kömür fiyatları bu yatırımlar için fon sağladı. Hükümet ayrıca, sorumluluklarındaki ölüm kazaları için ödemek zorunda olacakları bedelleri arttırarak maden firmalarına kazaları pahalı pahalı durumlar haline getirdi.

Küçük maden ocakları kapatıldı

Çin diğer bir yandan küçük çaplı kırsal maden ocaklarını kapattı ya da iyileştirdi – sıklıkla da lokal yönetimlere ve çalışma ve geçim için bu işe bağlı nüfusa rağmen. Önemli bir role sahip Yeni Zelanda’lı Dave Feickert gibi yabancı maden güvenliği uzmanlarının olduğu uluslararası incelemelere de müsaade edildi.

Çin’deki gelişmeler, önceleri herhangi bir limiti olmayan iş gücü arzında sıkılaştırılmaya gidilmesi gibi sosyal faktörlerin de bir sonucuydu. Bu işe alım kısıtlaması öncelikle kıyı kesimlerdeki ihracat-odaklı fabrikalarda hissedildi. Maden bölgelerindeki ebeveynler çocuklarının tehlikeli oyuklara girmesi riskini göze almalarına müsaade etmemektedir. Kömür ekspertizleri 2000’lerin başlarında bile hala, 20 yıllık geçmişinde Çin’in madenlerini kimin çıkardığı sorusuna bir cevap aramaktaydı.

Çin’in durumundan, kömür maden endüstrisinde tek bir çözümün var olmadığı, standartlarda ve güvenlikte birçok gelişimin mümkün olduğu görülmektedir. Şüphesiz birincil faktör, gazın dışarı çıkarılması ya da açık alan kesimine daha fazla mesai harcanması gibi teknoloji ve organizasyonla ilgilidir.

Fakat yönetimden gelen güçlü bir taahhüt ve gelişmiş güvenlikte verimi arttırma istekliliği de kati suretle gereklidir. Gerekli yatırımlara gücü yeter hale gelinirken, güvenli bir üretim için işler teşviklerle sunulmalıdır. İş gücü arzında düşüş başladığında görüldüğü gibi sonuç olarak çalışanlar daha çok söz ve pazarlık gücü sahibi olursa, bu teşvikler büyüme gösterecektir.

https://theconversation.com/turkey-mine-disaster-china-has-shown-that-safety-can-be-improved-rapidly-26728


Deniz Çakmak

Deniz Çakmak

Deniz  Çakmak tarafından theconversation.com adresinden Dağ Medya için çevrilmiştir. / *Deniz Çakmak kimdir? Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. Özel  bir  şirkette çalışıyor. Serbest çevirmenliğin yanı sıra  gönüllü  çevirmenlik  de yapmakta.  Noter yemini bulunan Deniz Çakmak; Nemesis Kitap bünyesinde kitap çevirileri yapıyor. Sürdürülebilir yaşam film festivalinde gönüllü film çevirileri ekibinde yer aldı. Bilgi tercüme bünyesinde hala serbest çalışmakta.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir