Türkiye açık veriye gerçekten kapalı mı?

Dağ Medya’da iki yıla yakın bir süredir Veri Gazeteciliği (Data Journalism- Data Driven Journalism) ‘ne yönelik içerikler üretiyor,  veriye dayalı haberler yapıyor, veri ile çalışmanın hem ne kadar zaman aldığını, hem de açık verinin kamu kurumları tarafından  istenilen güncellikte ve teknolojide nasıl sağlanamadığına tanık oluyoruz.

Veriye dayalı üretmek istediğiniz çalışmalar, Türkiye’de var olan teknoloji altyapısıyla ilerleyemiyor. Veri ile çalışmaya karar verdiğinizde kurum olarak her şeyi kendiniz üstlenmeniz gerekiyor neredeyse.  Üzerinde çalıştığınız konu her ne ise, Türkiye’nin kurumlarından güvenirliği şaibeli veri setleri / istatistikleri ile yola çıkmanız gerekiyor. Hele ki konu kamu yararı taşıyor ise iş giderek zorlaşıyor.

Bu alanda çalışan  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) doğrudan olmasa da dolaylı olarak, ‘ kamudan, yeterli veri gelmediği sürece bizden, sağlıklı istatistik beklemeyin’  diyor.   Bu açıklamaya bir örnekle yer vermekte yarar var.

Dağ Medya’da kayıp çocuk sayısına ilişkin bir haber hazırladık ve üç farklı kurumun üç farklı verisine ulaştık. Böyle bir sonuç ile karşılaşınca, soruna dikkat çeken bir çalışma yapmak zorunda kaldık.

Bugün Edip Emil Öymen‘in Dünya gazetesinde yer alan yazısı dikkat çekici. Öymen, ‘Açık veriye kapalıyız’ başlıklı bir yazı kaleme alarak: ‘ Dünya, büyük veri / data diye dertlenirken, bunu nasıl çözeriz, nasıl yorumlarız diye düşünürken, biz kamu verilerinden istatistik veri / bilgi üretmede yetersiziz. Üstelik, TÜİK’in yakınmaları yeni değil. İki yıl önce de (11.04.12), TÜİK’in 472 veya 475 (gazetelerde bu veri bile kesin değildi!) kalem “veri”yi sağlayamadığını okuduk. Örneğin, OECD istediği zaman bu veriler TÜİK’te olmuyormuş. Böylece, uluslararası indekslerde Türkiye, belki de olduğundan daha yetersiz ve kötü durumda görülüyormuş.  
Bu zafiyetin ilacı var: Açık Veri. Ama, kapalılığa pek meraklı bir kültürde açık veri nasıl olacak? ‘ diye soruyor. 

Kapalı kültür açık verinin temininde sorun oluşturuyor olabilir belki fakat tek nedenmiş gibi gözükmüyor. Veri Gazeteciliği alanı üzerinden değerlendirmemiz gerekir ise, veriye dayalı araştırma yapılmadıkça bu alanda talep dengesi değişmedikçe  kamudan bilgi alma, kamudan veriyi toplama sorunu derinleşerek ilerlemeyi sürdürür.

Türkiye açık veriye kapalı bir toplum demek isabetli gözükmüyor bu sebeple. Verileri anlamlandıran, kullanan, işleyen, yüksek kamu yararı taşıyan araştırma konuları yapıp yayımlayan  gazetelere/ gazetecilere talep bu kadar azken bunu medya kurumlarının da  diğer kurumlar gibi düşünmesi gerekiyor.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Pınar Dağ

about.me/dagpinar

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.