Doğa ve Yaşam Savunucuları Ekokırım Projelerine Karşı

Açık Radyo programı Kentin Gündemi, Kuzey Ormanları Savunması’ndan ve HES’ler Kongresine Karşı Eylem Grubu’ndan konuklarla yaşanan “ekokırım” ve kentin direniş gündemi hakkında konuştu.

Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı kesip yerini inşaata açar; boşa aktığını düşündüğü dereleri, ırmakları da daracık borulara hapsederek suyunu pazarlar. Bugün, küresel sermayenin, doğa ve çevreyi talan eden projelerini, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hayata geçirdiğini görüyoruz. Neoliberal iktidarların her türlü hukuki altyapı ve düzenlemeyi sağlayarak işbirliği yaptıkları küresel sermaye, projelerin etki alanlarındaki nüfusların yaşam alanlarını ve geçim kaynaklarını yağmalayarak birikimine birikim katarken, sürecin kaybedenleri de insanlık ve doğa oluyor. Nitekim ünlü insan hakları savunucusu Hindistanlı Arundhati Roy, ülkesindeki süreci “ekokırım” olarak nitelendiriyor.

12-34

fotoğraf: açıkradyo

Her sene, dünyanın çeşitli bölgelerinden, geçim kaynakları ve toprakları gasp edilen mülksüzleştirilmiş milyonlar, güvencesiz iş gücü olarak kentlere yığılırken, kentler de şişiyor. Ancak daha da önemlisi, yeni nüfuslara yönelik onurlu bir yaşam standardı hakkını, başta konut hakkı olmak üzere sağlık, eğitim, istihdam gibi haklara erişim olanaklarını, sağlayamayan kentler, eşitlikten nasiplenmemiş, vicdansız ve adaletsiz mekânlara dönüşüyor. Kentler ayrışıyor, ayrışan kentler patlıyor; ama ne gam, dozerler ve inşaat makineleri hiç durmadan kentsel “apartheid” değirmenine su taşıyor. Etnik boyutlar üzerinden olmasa da sosyo-ekonomik temelli bir “apartheid”, emniyetsiz kentler inşa ede ede ilerliyor. Öte yandan, ülkeler, tarım alanlarını, su havzalarını ve ormanlık alanlarını her geçen gün biraz daha ranta kurban ederek büyüdüklerini sanıyorlar; oysa, son ağaç kesildiğinde son nehir kuruduğunda, son tarla betonlaştığında, geride ne kent kalacak ne de ülke!

Küresel çerçeveden bakarsak, Türkiye kentlerinin neoliberal kentleşme sürecine geç girdiklerini söyleyebiliriz. Bu gecikme Türkiye açısından elbette avantajlı bir durum olarak değerlendirilebilirdi. 2000’lerde, neoliberal büyümenin sebep olduğu çevre ve doğa kıyımı ve kentlerdeki adaletsiz gidişat artık iyice su yüzüne çıktığından, Türkiye, var olan örneklerden dersini çıkartarak “Başka bir Kent” mümkünatını arayabilirdi. Oysa tam aksine, treni kaçırdığını sanan hükümetler, geç girdikleri süreci inanılmaz bir hızla inşa ettiler. Ardı ardına ortalığa saçılan mega projeler ve binlerce baraj ve HES ile ormanlar, su havzaları, tarım alanları ve yabanıl hayvan ve endemik bitki türleriyle ekosistemler rant uğruna gözden çıkartıldı; buralardan geçinen ve buralarda yaşamlarını sürdüren nüfuslar, iktidarların gözünde bir inşaat çakılı kadar değere sahip olamadılar.

 

İstanbul’un Kuzey Ormanları, bir paket proje olarak tanımlayabileceğimiz ve her biri diğerine yaslanan ve birer doğa-kıyım, ekolojik kıyım olan 3. Köprü, 3.Havalimanı, Kanal, Yeni İstanbul vb. projelerle talana açılmakta. Bölgede yer alan ve tarım ve hayvancılıkla geçinerek kente de gıda sağlayan köyler acele kamulaştırma ilanıyla, şaibeli şirketlerin projelerine açılmak isteniyor. Köylüler zorla tahliye tehdidi altındalar. Kuzey Ormanları Savunması (KOS), 6 Şubat 2014 günü bir basın açıklamasıyla, “ Yıllardır İstanbul’u ve doğayı savunanlar olarak birinci dereceden tanığı ve mağduru olduğumuz kent yağması suçlarıyla ilgili şaibeler ortalığa saçılırken ve bu suçlar siyasi iktidar tarafından bir siyasal saldırı ve karartma kampanyasıyla bertaraf etmeye çalışılırken…, İstanbul’un kuzeyinin topyekûn yok edilmesine seyirci kalmayacağını, bu karanlık projenin tüm resmi sorumlularından hesap sormaya devam edeceğini ve proje üstlenicileri Limak, Kolin, Cengiz, MA-PA ve Kalyon Grup Konsorsiyumunun peşini bırakmayacağını duyurdu. İstanbulluları, her yönüyle şaibeli hale gelmiş olan 3. Havalimanı projesinin durdurulması talebiyle, 8 Şubat Cumartesi günü saat 15.00’da, Konsorsiyum üyesi Kalyon İnşaat tarafından satın alınan ATV – Sabah binasının önünde yapacakları eyleme katılmaya çağırdı.

twitter.com/kuzeyormanlari/status/432158550442651648/photo/1

http://yarinhaber.net/news/8207

Doğa ve Yaşam Katillerinin Buluşacağı ‘Barajlar ve HES Yapım Fuarı’na Karşı Sesimizi Yükseltiyoruz”, başlıklı bildiri ise doğa ve çevre örgütleri ağırlıklı bir grup tarafından kaleme alınmış. Yaşam alanlarını ve doğayı savunanların yıllardır gerek hukuki yollarla, gerek vadilerde dere başlarında ve şehirlerde şirket önlerinde eylemlerle, şirketlerin ve iktidarın yalanına, talanına karşı direndikleri dile getirilerek, HESler ve barajların yaşam alanlarımızı sermayeye devretme ve suyun metalaştırılması projeleri olduğuna dikkat çekiliyor. Bildiri, doğayı ve yaşamı savunan herkesi Fuar’a karşı sesini yükseltmeye ve oluşuma desteğe çağırıyor.   

twitter.com/kuzeyormanlari/status/432498768576278529/photo/

Kentin Tozu, bu hafta kentin direniş gündeminden bu iki önemli etkinliğe yer veriyor.  Önce, KOS’un basın açıklamasından bazı önemli başlıklar ile başlıyoruz:

Ardından, acele kamulaştırılan köylerden Yeniköy’den gelerek basın açıklamaya katılan Mustafa Bozkurt’un sözlerine yer verdik. Talan projelerinin neden olduğu doğa ve çevre katliamını birebir gözler önüne seren gözlemleri hepimiz için kaygı verici; sürdürülemez bir gidişatın ipuçları.

Ve konuklarımız, KOS’dan Ezgi Öz ve Onur Akgül, Barajlar HES’ler Kongresine Karşı Eylem Grubu’ndan da Devrim Kaynar (Yeldeğirmeni Dayanışması) ve Alp Temiz (Patika Ekolojik Kolektifi) ile yağmanın boyutlarını ve grupların etkinlik gündemlerini konuştuk.

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir