Akvaryumlar hayvan haklarını ihlal ediyor

Çeviri: Damla Ferahi

Hayvan hakları aktivistleri hayvanat bahçelerine neden karşılarsa yine aynı sebeplerle akvaryumlara da karşıdırlar. Kara hayvanları gibi deniz hayvanları da insan sömürüsüne maruz kalmadan özgürce yaşama hakkına sahiptir. Ek olarak, akvaryumlarda hayvanları tutsak etmenin kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur.

Hayvan hakları perspektifi, hayvanlar nasıl ortamlarda tutulursa tutulsun ya da muamele nasıl olursa olsun, hayvanları kendi eğlencemiz için esaret altında tutmamızın bir hak ihlali olduğunu söyler.

Bazı insanlar deniz canlılarının hissedebilir olduğu konusunda şüphe duyarlar. Bu önemli bir konu çünkü hayvan haklarının temeli hissedebilir olmaya dayalıdır -acıyı hissedebilme, sosyal ilişkiler kurma, farkındalık. Araştırmalar balıkların, karideslerin ve yengeçlerin kesinlikle acıyı hissettiklerini gösteriyor. Peki daha basit sinir sistemlerine sahip olan deniz anası ya da deniz şakayığıları? Bu canlıların hissedebilirliği tartışılıyor ama ortada kesin bir gerçek var ki o da balıkların ve deniz memelilerinin acıyı hissettiği.

Hayvan refahı bakış açısı, hayvanlar iyi muamele gördüğü sürece insanların hayvanları kendi amaçları için kullanabileceğini öne sürer. Fakat, refahçı bir bakış açısından bile akvaryumlar çok problematik yerlerdir. “Dev akvaryum”larda yaşayan hayvanların yaşam alanları kısıtlıdır, sıkılırlar ve bunalıma girerler. Hayvanlar için daha doğal bir ortam sunma amacıyla farklı türler bir arada tutulur, bu da yırtıcı deniz canlıların diğerlerini öldürmesine sebep olur. (Av olan hayvanların doğal ortamlarında kaçıp kurtulma şansı varken bu küçük akvaryumlarda kurtulma şansları daha zayıftır, yani bir “doğallıktan” söz etmek imkansız.) Yanı sıra, bu hayvanlar akvaryumlara taşınmadan evvel denizlerde ya da okyanuslarda kendi doğal ortamlarında yaşıyorlardı. Kendi evlerinde avlanıp oralardan koparılmak bu hayvanlar için acı verici, stresli ve hatta bazı durumlarda ölümcüldür. Esaret altında beslenmek de problematiktir çünkü geniş okyanusta yaşamak yerine artık sınırlı akvaryumlarda yaşayacaklardır.

Deniz memelilerinin üzerinde daha fazla duruluyor çünkü çok iriler ve esaret altında çok acı çektikleri apaçık ortada. Deniz memelileri diğer ufak balıklardan daha fazla acı çekiyor diyemeyiz ama bu memelilerin çektikleri acıyı biz daha açık bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Bir yunus kendi doğal ortamında günde 64 kilometre yüzerken ABD standartlarında bir akvaryum yunuslara 9 metre genişlik sağlıyor. Kendi doğal ortamındaki hareketi sağlayabilmek için bir yunusun günde 3.500 kere akvaryumun içinde dönmesi gerekirdi. Esaret altındaki katil balinalar (adına katil demek yersiz) yani orkalar içinse Humane Society şöyle bir açıklamada bulundu:

“Esaret altında tutuldukları bu doğal olmayan ortam deri problemlerine yol açıyor. Ayrıca güçlü suyun eksikliğinden sırt yüzgeçleri çöküyor. Sırt yüzgeçlerinin çökmesi esaret altında tutulan tüm balinalarda görünürken, doğal ortamda yaşayan balinaların sadece %1′inde ortaya çıkıyor.”

Nadir görülen bir başka durum ise, tutsak edilen ve denizden ayrılan hayvanlar post-travmatik stres bozuklukları sebebiyle insanlara saldırıyor.

Bazıları akvaryumların insanları rehabilite ettiğini ya da zooloji alanında eğittiği görüşünü öne sürer. Bu görüş akvaryumların insan merkezci bir tutuma sahip olduğunun kanıtıdır. İnsanların bencil çıkarları hayvanların acı çekmesini haklı çıkaramaz.

Balinalar doğal ortamlarında aileleriyle birlikte yaşarlar, aile bireyleri arasında güçlü bağlar vardır. Fakat akvaryumlara satılmak üzere avlanılan bu hayvanlar ailelerinden koparılır. Bu, aile bireyleri için travmatik bir deneyimdir.

Deniz hayvanlarını yakalamak şiddet içeren bir prosedür. Hayvan sürüleri yorgunluktan bitkin düşene kadar botlarla kovalanır. Ağlarla yakalanan hayvanlar bir daha okyanusu görmemek üzere tutsak hale getirilir. Yakalanma hayvanlarda şoka ve yaralanmalara sebep olur. Deniz memeleri yakalandığında, geriye kalan aile bireyleri yakalanan akrabaları için dehşete düşerler, onu kurtarmak için uğraşırlar. Yakalanan akrabalarının peşinden kilometrelerce yüzdükleri görülmüştür.

Klor, bakır ve diğer ağır kimyasallar akvaryumların temizliğinde kullanılır. Bu da hayvanların gözlerinin yanmasına, derilerinin soyulmasına hatta kimyasallar sebebiyle ölmelerine sebep olur. Eski bir yunus eğiticisi olan Ric O’Barry kullanılan temizlik malzemeleri yüzünden bazı yunusların kör olduğunu belirtmiştir.

Hayvanların esaret altında tutulduğu bu mekanlara gitmeyerek, hayvan sömürüsüne karşı yapılan eylemlere destek olarak, çevrenizde bilinç uyandırarak ve hayvanlara verilen acıları teşhir ederek harekete geçebilirsiniz.


 

Çeviri: Damla Ferahi

Kaynaklar:
1-http://animalrights.about.com/od/animalsinentertainment/a/Aquariums-And-Animal-Rights-Whats-Wrong-With-Aquariums.htm

2-http://animalrightsflorida.org/Aquariums/index.html

http://hayvanozgurlugucevirileri.com/2014/02/05/akvaryumlar-hayvan-haklarini-ihlal-ediyor/

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.