TEPAV: Türkiye’de veri toplama ve saklama konusunda TÜİK yetersiz kalmakta

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) 81 il için toplumsal cinsiyet eşitliği karnesi  hazırlarken veri toplama aşamasında yaşanan güçlükleri aktardı. 16 madde halinde sıralanan veri toplama güçlükleri arasında özellikle  veri toplama ve saklama  konusunda TÜİK’in yetersiz kaldığına da değinildi

İnternet'ten alınmıştır.

İnternet’ten alınmıştır.

2013 Ocak ayında başlayıp aynı yılın Temmuz ayında sonlandırılan veri  toplama aşamasında karşılaşılan güçlükler aşağıdaki şekilde özetleniyor:

1. Veri varlığı ve kaynakları: Türkiye’de veri toplama ve saklama  konusunda TÜİK yetersiz kalmaktadır. Kurum ve kuruluşların topladıkları verileri birbirleriyle paylaşmaması, birçok kaynaktan ayrı ayrı veri isteme zorunluluğunu beraberinde getirmiştir.

2. Verilerin sınıflandırılması ve standardizasyon: Verilerin sınıflandırılması ve standardizasyonu hem merkezi hükümet hem de yerel yönetimler açısından önemli bir sorun alanıdır. Örneğin, belediyelerden kadın çalışan sayıları talep edildiğinde verinin standart şekilde toplandığı belirlenmiştir. Kimi belediyeler çalışan sayılarını taşeron firmadaki çalışan sayılarıyla birlikte topladığı cevabını verirken, kimi belediyeler taşeron firmalarda çalışan sayılarına erişemediklerini ifade etmiştir. Bu durum  sınıflandırma ve standardizasyona ilişkin sorunlar yaratmanın yanı sıra belediyenin kaç personelle hizmet ürettiği bilgisine sahip olmadığını da göstermektedir. Tüm belediyelerden aynı veriler alınmadığı için taşeron firmalarda çalışanların verisi karne hazırlanırken kullanılamamıştır.

3. Bilgi edinme formlarının birbirinden farklı düzenlenmiş olması, aynı bilginin bazı birimler tarafından paylaşılırken bazı birimler tarafından paylaşılmaması standardizasyon konusunda yaşanan diğer sorunlardandır.

4. Veri üretme sıklığı ve düzeni: Verilerin periyodik olarak toplanmaması karşılaşılan bir diğer sorundur. Örneğin ergen doğurganlık oranını hesaplamak için kullanılan “annenin yaşına göre doğumlar verisi” il bazında  2010 yılında son bulmaktadır. Erişilen en son veri 2010 yılına aittir, 2011 ve 2012 yılında bu veri ya toplanmamıştır ya da derlenip kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Aile içi şiddete yönelik en son veriler 2008 yılına aittir. Bu ve benzeri durumlar, çalışmada kullanılan verilerin tarihlerini paralel hale getirmeyi zorlaştırmıştır.

5. Verilerin periyodik olarak toplanmaması zaman içinde karşılaştırma yapmayı da olanaksız kılmaktadır. Bu durum iyileşme alanlarını ve politikaların etkililiğini görmemizi zorlaştırmaktadır.

6. Veri derleme düzeyleri ( İl, NUTS II, NUTS I): Karne çalışması yerel düzeyde toplumsal cinsiyet eşitliği düzeyini ölçme-değerlendirme  üzerine kurgulanmıştır. Bu amaçla, kadının çalışma hayatındaki yerini görmek üzere kadın istihdamı ve işsizlik oranları, aile içi şiddet düzeyi, sosyal hayatta kadının durumu ortaya koyan başlık parası, kadının siyasal hayata katılımını gösteren kadın muhtar oranı, yargı mekanizmalarında kadının etkililiğini ölçmede kullanılan kadın hakim ve savcı sayısı verilerine il düzeyinde ihtiyaç duyulmaktadır. Yereli anlamamızı sağlayacak bu ve benzeri veriler il bazında EK 3’de belirtilen kurumlardan istenmiştir. Ortaya çıkan sonuçlar şunlardır:

7. Verilerin bir bölümü örneğin kadın hakim ve savcı oranı Türkiye  geneli, kadın istihdamı oranı NUTS II düzeyinde bulunmaktadır. NUTS  II düzeyinde elde edilen veriler o bölgedeki illere ilişkin genel bir kanıya sahip olmamızı sağlasa da iller arasındaki farklılıklar nedeniyle o verilerin  il düzeyinde kullanılması mümkün değildir. Araştırma kapsamında aynı  NUTS II bölgesinde yer alan illerin toplumsal cinsiyet göstergelerinin birbirinden farklı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle aynı NUTS II  bölgesi içinde yer alan illerde istihdama ilişkin verilerin birbirine yakın olması için bir neden bulunmamaktadır. İstihdama ilişkin il düzeyinde cinsiyete duyarlı bir biçimde elde edilen tek veri kayıtlı istihdamdır. Bütün illerde kayıt dışılığın ve 15-65 yaş aralığındaki kadınların istihdama  katılım eğilimlerinin eşit olduğu varsayımı üzerinden kayıtlı istihdam karnede değerlendirme göstergesi olarak kullanılmıştır. Kayıtlı istihdam verisi bu sınırlılıklar içinde yorumlanmalıdır.

8. Kadının sosyal hayattaki yerini iyileştirmek ve cinsiyet eşitliğini sağlamak için verilerin cinsiyete duyarlı bir biçimde her kademede (il ilçe-mahalle düzeyinde) toplanması, standartlaştırılmış ve sürekliliği sağlanmış düzenli aralıklarla toplanması gerekmektedir.

9. Verilerin paylaşımı: Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile bilgiye erişimde büyük bir kolaylık sağlandığını söylemek mümkünse de hâlâ veri toplama ve paylaşmada eksikliklerin olduğu görülmektedir.

10. Yazılı olarak veri talep edilen kurumların bir bölümü “Yazıda talep edilen bilgilerin gönderilmesi uygun görülmemiştir” gibi yasal düzenleme çerçevesi dışında cevaplar vermişlerdir. Aynı veriyi bir kurum paylaşırken bir diğeri yasal gerekçeyle paylaşmama yoluna gitmektedir. Bilgi edinme protokolünde işleyiş ve kuralların iyi oturmamış olması nedeniyle kişiler kendi insiyatifleriyle bilgileri paylaşıp paylaşmamaya karar verebilmektedir. Bu durumu ortadan kaldırmak için veri toplanması ve paylaşılmasıyla ilgili tüm kurumların aynı standartlarla davranmasını sağlayıcı tedbirler alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. 7 Kayıt dışı istihdamın özellikle emek yoğun sektörlerde yüksek olduğu bilinmektedir. Bu nedenle emek yoğun sektörlerin örneğin tekstilin yaygın olduğu illerde istihdama katılım düzeyi ile kayıtlı çalışma arasındaki farkın diğer illere göre daha yüksek olacağı göz önünde tutulmalıdır.

11. Verilerin paylaşılması ve kullanıma sunulması ise ayrıca düşünülmesi gereken bir konudur. Hangi verinin hangi kurumdan edinilmesi gerektiği her zaman çok açık olmamakta, araştırma yapanların kamudaki işleyişi çok iyi bilmemesi ya da en son yapılanmaları takip edememesi durumunda veriye ulaşmak zorlaşmaktadır. İnternet ortamı da veriye kolayca ulaşılabilecek bir biçimde sunulmamıştır.

12. 6. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık eksikliği ve kavramlara uzaklık: Karne çerçevesinde elde edilmek istenen bir diğer veri belediyelerin bünyelerinde bir kadın birimi veya kadın erkek eşitliğini sağlamak üzerine kurulmuş bir merkez olup olmadığıdır. Belediyelere kadın biriminden/merkezinden bahsedildiğinde kavramsal olarak bu konuya yabancı oldukları görülmüştür. “Kadın biriminin” ne anlama geldiği ve ne amaçla kuruldukları açıklandıktan sonra böyle bir şeyi hiç duymadıklarını söyleyen belediye çalışanları olmuştur. Dahası kadın ve erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için çalışmalar yürütmesi amaçlanan böylesi bir birime gerek olmadığı yönünde geri bildirimler de alınmıştır. Geri dönüşler birlikte değerlendirildiğinde özellikle yerel yönetimlerin cinsiyet eşitliği konusunda farkındalığının yeterli düzeyde olmadığı söylenebilir.

13. 7. Yetki Karmaşası: Belediyelerde her ne kadar hangi birimin hangi işlerden sorumlu olduğu biliniyorsa da bölümler arasındaki karmaşa yaşandığı da görülmektedir. Görüşme yapılan bölümün konunun kendi görev alanlarına girmediğini söyleyip başka bir müdürlüğebölüme- birime yönlendirdiği, yönlendirilen yeni birimin tekrar eski bölümle bağlantı kurduğu durumlar yaşanmıştır. Veri toplama sürecinde kurumların kendi içerisinde bilgi akışı ve yetki alanı konusunda problem yaşadıkları gözlemlenmiştir.

 

14. 8. Ulaşılamayan veriler: Karne hazırlık sürecinde kadın erkek eşitliğini değerlendirmeyi olanaklı kılacak göstergeler saptanmıştır. Göstergeler, ilgili verilerin varlığı koşulunda oluşturulabilir. Türkiye’de temel sayılabilecek göstergeleri, örneğin anne ölüm oranı gibi, oluşturmak için il düzeyinde veriye ulaşmak mümkün olmamıştır. Sağlık Bakanlığı bu konudaki bilgi talebini 4982 sayılı yasaya dayanarak karşılamamıştır. BM tarafından hazırlanan Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi (GII) yerele uyarlanırken anne ölüm oranı verisinin il düzeyinde derlenmemesi nedeniyle bölge verisinin baz alınmasına neden olmuştur. Yine kadınların yaşam koşullarını belirleyen önemli bir gösterge olan aile içi şiddet gibi veriler il düzeyinde toplanmamaktadır. Anne ölüm oranı verisinin yokluğu en temel insan haklarından sağlık hizmetlerine erişimi il düzeyinde karşılaştırmamızı engellemiş, aile içi şiddet verisinin il bazında ulaşılamamazlığı ise acil önlem alınması gereken illeri tespit etmeyi olanaksızlaştırmıştır.

15. Verinin temel amaçlarından biri politika yapım sürecinde yol gösterici olmasıdır. Mevcut durumu ortaya koyan veriler olmadan kadının toplumdaki yerini iyileştirmeye yönelik etkili politikaların tespit edilmesi ve uygulanması olası gözükmemektedir. Elbette il düzeyinde veri üretildiği halde bu üçüncü kişilerle paylaşılmıyorsa bu da başka bir sorun alanına işaret etmektedir.

16. Karne çalışmasında veri derleme konusunda gösterilen ısrarın temel amacı politika yapıcıların ve uygulayıcıların bu süreçteki aksaklıkları fark etmesini sağlamaktır. Sonuçta karne çalışmasının bir amacı da veriye dayalı politika üretimine katkı sağlamaktır.

 

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz..

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Geri İzleme: Weekly Study Material | Data Journalism/Veri Gazeteciliği

  2. Geri İzleme: Weekly Study Material / Haftalık Okumak İçerikleri | Veri Gazeteciliği | Data JournalismVeri Gazeteciliği | Data Journalism

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.