Kalemlerin zincirlerinden kurtulduğu bir yıl olsun

Küçük şehirde kadın olmak zordur. Küçük şehirde güçlü ve hayallerinin peşinden koşan, özgür bir kadın olmak daha da zordur.

Müjde Ağır /Muhabir-Doğum Fotoğrafçısı

Özünü gizleyerek yaşamaya mahkum etmeye çabalayan, riyakar bir toplum içinde büyürsünüz. Ayak uydurursanız özünüzü katledersiniz. Özbenliğiniz ölürse siz de ölürsünüz. İnsanları memnun etmeye ve takdir toplamaya programlanmış robotlar gibi yaşarsınız.

basınn özgürlüğü

Ya da pılınızı pırtınızı toplayıp çeker gidersiniz kendi doğrularınızla ve ideallerinizle yaşamaya. Siz giderken pek çok şeyi ve kimseyi ezip geçmek zorundasınızdır. Ben öyle yaptım.

Ailemi ve avucumdaki tüm imkanları ezip geçip, çoculuğumdan beri hayal ettiğim hedefime yürümeye başlarken destek bulamadım. Küçük şehrin kadını gazeteci olamazdı. Gazeteci olursa o şehrin zihniyetine ayak uyduramazdı. Hem sonra, etraf ne derdi?

Yıl 2013 oldu. Öğretmenlik yapmaya çalışarak geçen üç buçuk yılın ardından istifamı verdim. Hem de geri dönüşü olmayacağına, hayallerimin peşinden koşacağıma söz vererek!

Gündemde en çok konuşulan şey “baba” lakaplı Müslüm Gürses’in vefatıydı. Ancak bu sıralarda Venezuelalı politikacı ve ülkenin devlet başkanı, Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi’nin (PSUV) lideri olan Chávez, Usta tiyatrocu Metin Serezli hayatını kaybetti. PKK’nın elindeki biri kaymakam sekiz kamu görevlisi BDP milletvekilleri ile İHD ile Mazlum-Der temsilcilerine teslim edildi. Katolik Kilisesi’nin 266. Papası Arjantinli Jorge Mario Bergoglio oldu. Eski Papa hayattayken seçilen ilk Papa olarak tarihe geçti. Ankara Kızılay’da bulunan Adalet Bakanlığı’nın önünde ses bombası patladı. AK Parti Genel Merkezi’ne roketli saldırı düzenlendi. PKK kurucusu tutuklu Abdullah Öcalan’ın 5 sayfalık mesajı Diyarbakır’da yaklaşık 1 milyon kişinin katıldığı nevruz kutlamasında okundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Mavi Marmara baskını nedeniyle Türkiye’den özür dilediğini açıkladı.

Topladım pılımı pırtımı bir yandan yazmaya devam ederek kendimi yollara attım. Şehir şehir, dost dost gezmeye başladım. Ben yollardayken, oyuncu, yönetmen ve senarist Yaşar Güner, ilk Avrupa Güzeli Günseli Başar, Bursaspor Kulübü Başkanı İbrahim Yazıcı, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in eşi Nazmiye Demirel hayatını kaybetti. Olağanüstü Hal (OHAL) Bölge Eski Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Sarıyer Reşitpaşa’daki evinde ölü bulundu.

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde patlamalar oldu. 40 kişinin öldüğü, 100 kişinin yaralandığı açıklandı. Patlama ile ilgili yayın yasağı getirildi. Kimse yazmadı, göstermedi. Ellerini göğe kaldırmış feryat eden acılı anne Döne Kuvvet, sosyal medyanın yardımı ile Reyhanlı’nın simgesi haline geldi. Önemsenmediğini hisseden, kalbi kırık Reyhanlı halkı, birkaç ay sonra onları dinleyip haberlerini yazmaya giden bana minnetle kucak açıp, hayatımda bir dönüm noktası daha yaratacaktı.

Alkol ile ilgili düzenlemeleri de içeren Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Gece saat 22.00’den sonra perakendede alkol satışı yasaklandı. Alkolün sınırlanması ile halkın ayılma süreci başladı.

İstanbul Boğazı’na inşa edilecek 3. köprünün temeli, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın da katıldığı törenle atıldı. Kuzey Ormanları’nın acımasızca devam eden tahribatını ana akım medya yazmadı, göstermedi. Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında , Taksim Gezi Parkı’nda 5 ağaç yerinden söküldü. Durumu gören Taksim Dayanışma Bileşenleri Platformu üyeleri iş makinesinin önüne geçerek yıkımı durdurdu. Bu tarihten sonra yaşananlar haftalarca sürecek bir eylemin başlangıcıydı.

Ve benim de başlangıcım…

Her şey bir ağaçla başladı. Ama o ağacın köklerinde neler birikmişti ki bunu da anlamamak için direnen bir topluluk daha oluşmakta gecikmedi. Direnişçiler, “Ağacıma, alkolüme, aileme, hayatıma dokuma!” diye özgürlük adına savaşırken, karşı direnişçiler bir ağaç için ortalığın savaş alanına çevrildiği konusunda ısrar ettiler.

31 Mayıs gecesi yer yerinden oynadı. Binlerce direnişçi ve polis arasında öldüresiye bir savaş başladı Taksim’de ve bu sokaklara, caddelere yayıldı. Daha sonra tüm şehirlere… Bu sırada binlerce vatandaş yaralandı, gencecik insanlar öldü. Polis destan yazdı!

Ulusal kanallar ve gazeteler hiçbir şey yazmadı, göstermedi. Sokaklarda kan dökülürken, televizyonlarda penguenler ve ne hikmetse diktatör Hitler vardı. Sosyal medya bir anda haber kaynağı oldu. Ve ben daha keskin yazmaya başladım. Çünkü yazacak kimse yoktu! Adana’daki direnişi ve Taksim’e desteği yazarak başladım muhabirlik macerama. Adana direndikçe ben bir adım daha yaklaştım gazeteciliğe. Onlar direndi, ben ilerledim…

Sonunda kendimizi medyanın kalbi İstanbul’a attık. Alternatif medya olarak sokaklara döküldük. Biz de üç maymunu oynayan ana akım medyaya karşı direnişe geçtik. Bir adım daha ilerledik…

Mısır’da darbe oldu. Mısır Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdulfettah El Sisi yönetime el koyduklarını duyurdu. Rabia bir anda bir direniş simgesi oldu. Ülkemizde kayıplar ve gözyaşları devam ederken  televizyonlarda uzun uzun Mısır direnişi verildi. Herkes bir anda Mısır’da ölenlere ağlayıp, orada direnen kahramanlara hayranlık duydu.

Ergenekon Davası’nda kararların açıklanacağı gün geldi. Silivri insanlar ile doldu taştı. Kambersiz düğün olmaz diye, biber gazı da gitti Silivri’ye. Gözler, ağızlar, burunlar, yandı. 17 kişi için müebbet hapis kararı verildi, yürekler yandı.

Fenerbahçe’nin efsane isimlerinden Selçuk Yula, ünlü sanatçı,tiyatrocu Tuncel Kurtiz, yazar Turgut Özakman hayatını kaybetti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan demokratikleşme paketini açıkladı. Demokratikleşmek için başörtüsü yasağı ve andımız kaldırıldı.

Asya ile Avrupa arasında denizin altından demiryolu ulaşımını sağlayacak Marmaray, törenle açıldı. Marmaray’ın arıza yapması, muhteşem bir şekilde Gezi Direnişine bağlandı. Türkiye ile Japonya arasında Sinop’a yapılacak nükleer santral yapımı için imzaları atıldı.

“Ak Partili 4 milletvekili ilk kez Meclis Genel Kurulu’na başörtülü girdi” diye haberler yapıldı ve gündem kaynadı. Bir kişi de çıkıp “Bu nasıl haber, ne ilkinden bahsediyor bu medya, daha önce Merve Kavakçı girmemiş miydi?” demedi! Velhasıl, böylece Mecliste başörtülü dönem de başlamış oldu.

Tam bu sıralarda biz bu mesleğe giden yolda bir adım daha attık. Adımlar sıklaştıkça hedefler büyüdü, savaş daha hırslı geçmeye başladı.

Gazeteci Savaş Ay, oyuncu Nejat Uygur, oyuncu Zafer Önen, sanatçı Adnan Şenses hayatını kaybetti.

Yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında aralarında bakan çocukları, belediye başkanı, banka yöneticileri ve işadamlarının da bulunduğu 37 kişi gözaltına alındı. Bütün ülke içi para dolu ayakkabı kutularını konuşmaya başladı. Artık ayakkabı kutusu, zenginlik sembolü olacaktı. Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ikinci dalgasıyla ilgili soruşturma dosyası, savcı Muammer Akkaş’tan alındı. Savcı “Soruşturma yapmam engellenmiştir” dedi. Bu sırada üç maymun silkelenip kendine geldi. Cemaat ile hükümet birbirine düşünce arada ipini koparan medya akın akın haber yapmaya başladı. O kadar kendine geldi ki hatta hızını alamayıp aslını öğrenmeden karalama haberler sermeye başladı. Gazetelerde boy boy manşetten verilen yatak odasındaki para sayma makinesinin aslında polis tarafından konulduğu anlaşıldı mesela…

Bakanlar arka arkaya istifa etti. Bakanlardan sonra partiden istifa eden vekiller geldi. Nazlı Ilıcak işinden oldu. OdaTV’ye açıklama yaparak işi kara mizaha çevirdi. Sadece bakanlıktan değil, milletvekilliğinden de istifa eden Erdoğan Bayraktar, yaptığı keskin konuşma ile dikkat çekti ve başbakanı istifaya çağırdı. Kabine tekrar kuruldu. Başbakan Erdoğan, istifaların ardından “içlerindeki kötüleri” ayıkladıklarını söyledi!

Fethullah Gülen bütün bunların üzerine tarihin en okkalı bedduasını ederek gönüllere taht kurdu. Nazlı Ilıcak ve Erdoğan Bayraktar kahraman oldu.

Bu sırada kocası tutuklu olan Ebru Gündeş’in açıklama yaparken döktüğü gözyaşları yürekleri dağladı. Herkes uçağının elinden alınmasını konuştu, dertlendi, alkışlarla ona destek verdi. Devrin en mağdur insanı olarak Ebru Gündeş de tarihe imzasını atmış oldu.

2013 böyle sona ererken, biz bu yolda ağır ve zor adımlarla ilerlemeye çalışan gazeteci adayları, bazılarımız ağzımız açık şekilde izleyip algılamaya çalıştık içinde bulunduğumuz işi, bazılarımız kabullenip alışmaya çalıştık, bazılarımız ise eğrisini doğrusunu görerek daha sıklaştırdık adımlarımızı.

Neticede 2014’e, önceki yıldan üç çeşit grup basın mensubu daha katıldı. Suya sabuna dokunmayan birinci grup, suya sabuna emredildiği şekilde dokunan ikinci grup ve suyu da sabunu da korkmadan evirip çevirmeye adanmış üçüncü grup…

O küçük şehrin gözle görünmeyen zincirlerinden kurtulup özgürlük mücadelesine baş koyalı bir yıla yakın zaman geçti. 2014’e hangi grubun içinde, nasıl girdiğimizin tam olarak bir önemi yok. Malum, özellikle bu senenin sonunda ‘gruplar arası kaynaşmanın’ ne kadar kolay olduğunu ve doğal karşılandığını da görmüş olduk.

Medyanın gözünü kulağını açmakla kalmayıp, gördüğünü bildiğini göstermekten çekinmediği; haksızlığa karşı savaşmaktan korkmayıp, haklının yanında olmaktan şaşırmadığı; insanlık, özgürlük ve meslek etiği adına direnmekten usanmadığı bir yıl diliyorum.

 

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir