2013 yılında binlerce engelli devletin çeşitli kadrolarında işe alındı!

Hepinizi ikinci yazımla selamlıyor, yeni yılınızı kutluyorum. Bir yandan da insanın içindeki değişimin zamana değil de olaylara ve deneyimlerden çıkarılan özün kıvamına ve tadına göre değeceğini düşündüğümden herhangi bir zaman dilimi olan yeni yılın benim nazarımda pek önemli olmadığını vurgulamak istiyorum.

Eylem Yurtsever

Eylem Yurtsever /@EylemYurtsever
info@dagmedya.com

Her şeye karşın, insan bazen kendini ve çevresini değerlendirmek ister ve bazı zamanları bunun için değerlendirir. Yeni yıl gibi zaman dilimleriyle kesişen düzlem izlenimi, sonu olmayan bir dairede yürüdüğü izlenimine göre daha da yürünüp koşulabilir, yani yaşanabilir bir tasavvurdur.

Onun için ben de bu yılı bitirip 2014 yılın başlatan noktaya hayali bir gözetleme kulesi oturtup gerideki yılın engelliler açısından nasıl geçtiğini izlememi sağlayan bir mercekle izlenimlerimi sizlere aktarmaya çalışacağım:

Bu yılın engelliler açısından nasıl geçtiğini şöyle bir düşündüğümde, engelli politikasıyla ilgili geçen yıllara göre çok daha net bir izlenim alabildim.

E nihayetinde bu yıl bir politikacımız, içinde “engellileri adam yerine koyduk,” cümlesi geçen bir konuşma yapmıştı. Bir başkası: “Görme engellilerden öğretmen olmaz…” demişti. Üstelik bu yazıda bile oldukça başarılı görme engelli onlarca öğretmeni sayabilirim sizlere.

Öte yandan da binlerce engelli devletin çeşitli kadrolarında işe alındı. Daha önce bu kadar engelli alınacak dense, zannediyorum kimse inanmazdı. Peki neden? Neden bu kadar insan işe alındı? Bunu sorgulamak ne uzmanlık alanım ne de yapmak istediğim bir şey; ancak bunun sonuçlarını sorgulamak suretiyle nedenine de belli bir oranda ulaşacağımı düşünüyorum.

Evet, o kadar engelli işe alındı… Kaçı gereğince çalışıyor? İşe alınan kaç engelli gerçekten ihtiyaç duyulduğu yerlerde çalıştırılıyor? Engelli bir insandan nasıl yararlanabileceği, onun çalışabilmesi için zaruri değişiklikleri hangi yönetici ya da amir bilip uygulayabiliyor? Bu amirlere gerekli eğitim verildi mi? Verilmediyse neden hala duruluyor? Ne bekleniyor?

Engellilerin pes edip istifa etmeleri mi umuluyor, yoksa bir süs bitkisi olmayı kabullenip öylece oturup maaşını alan bireyler haline getirilerek sindirmek, onların yaşamdan beklentilerini en aza indirgemek mi hedefleniyor?

Yani bir engellinin ihtiyaçlarını karşılayan ya da diğer insanlarla birlikte çalışmalarını kolaylaştıracak eğitimler verilmesini sağlayan bir birim olsa çok mu zor olur?

Mesela Almanya’da engelliler belirli yerlerde çalıştırılıyor ve toplumla kaynaştırılmıyorlar ya da orada kısıtlı bir iletişimleri var. Türkiye’de durum biraz daha iyi gibi. Yine de amirlerin ya da işyerlerindekilerin inisiyatiflerine bırakmaktansa en azından başlangıç olarak duruma el konulsa ve engellilerin oryantasyonları yapılsa çok daha iyi olmaz mı?

Bir işin yapılması kadar onun uygun yapılması da önemli değil midir?

Sonuç olarak bu soruları sorulabilir hale getirmek bile çok iyi bir başlangıçtır bence. Eskiden bir engelli çok zor iş bulabiliyordu ve bu çok daha kötü bir durumdu. Sorulabilecek soruların olması ilerleyebileceğimiz bir zemin olduğu anlamına gelir. Cevaptan çok sorular önemlidir şu aşamada. Yanıtlar sorular sorulmadan verilemez çünkü…

İşte bu yıl bu soruları getirdi benim zihnime. Sırf bu sorular sorulabildiği için çok bereketli bir yıl olduğunu düşünüyorum ve hepinize yanıtlayabilmeniz, buna paralel olarak ilerleyebilmeniz için sorularla dolu bir hayat diliyorum. Sorularla dolu bir yıl dilemekle yetinmek cimrice olurdu her halde…

Eylem Yurtsever’in 2013’de yayınlanan yazısı|

http://www.dagmedya.net/author/eylem-yurtsever/

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Eylem Yurtsever

13.08.1990′da İzmir’de doğdu. İlkokulu Aşık Veysel Görme Engelliler İlköğretim Okulu’nda, Liseyi Bornova Mustafa Kemal Lisesi’nde okudu. Lisede ilk olarak yabancı dil bölümünü bir yıl okuduktan sonra elde olmayan bazı aksilikler nedeniyle Türkçe sosyal bölümüne geçti. İlkokulda bir yıl boyunca İzmir Uğur Mumcu tiyatrosunda tiyatro eğitimi aldı. Eğitim alırken tiyatro öğretmeni tarafından yazmaya teşvik edildi. O zamanlar yazdıklarını beğenmediği için yazdıklarını yok ederek liseye kadar yazmaya ara verdi. Liseden itibaren yazdıklarını İnternet sitelerinde yayınlamaya başladı. Liseden bu yana yani 2005′ten 2012′ye kadar altı buçuk yıldır bir roman üzerinde çalışmakta. İlk olarak Ege Üniversitesi Radyo Televizyon sinema bölümünde bir yıl okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’na geçti. Radyo Televizyon Sinema bölümündeyken bir İnternet radyosu için bir güvercin eğiticisiyle, bir şair ve bir klarnet sanatçısıyla, Gülçiçek Kimya ve Sanayi adlı bir parfüm ve esans fabrikasıyla, körlerin aikido yapamayacağını savunan bir aikido hocasıyla ve ardından körlerin aikidoyu yapabileceklerini savunan bir hocayla röportaj yaparak karşıt görüşleri bir araya getirdi ve bizzat kıyasladı. İzmir’de bir grup görme engelli, bir grup gören öğrenci ile karma olarak Türkiye’de ilk defa bir aikido hocasının desteğiyle aikido öğrenmeye başladı. Uygun bir fırsatta aikido eğitimini sürdürmeyi planlamakta. Üniversite yıllarında engellilerin; otobüslerde durakların seslendirilmesi, ÖSYM sınavlarında sınavların engellilere uyarlanması için bazı sloganlar yazdı ve eylemlerin planlanmasına kendince destek verdi. Engelsiz Erişim Derneği’nin kurucularından biri. Şu günlerde okula bir yıl ara verip memuriyet sınavına girerek Manisa MEB’de memur olarak çalışıyor. Para kazanır kazanmaz çocukluğundan beri istediği şey olan bateri kursuna başladı ve yaklaşık sekiz aydır bateri çalıyor. Yapmaktan hoşlandığı şeyler: Amatörce parfüm yapmak, kitap okumak, yazı yazmak. 2013 Kasım ayında Dağ Medya'ya katıldı. Ve engelliler üzerine yazılar ve röportajlar hazırlamakta.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir