2013 Biterken İnternet’e Bir Bakış!

 …Belediye seçimleri yaklaşıyor. Bu konuda kampanyalar açılabilir ve “fiber konusunda vizyoner davranacak, fiberin önünü açacağını bana garantileyecek belediye başkan adayına oy vereceğim” denilebilir. Tüketici dernekleri nerede; bu kampanyalar açmaları için tam sırası.

Fusun S.Nebil turk-internet.com‘da 2013’de Türkiye’nin bilişim ve telekomda nereye geldiğini, gelişmeler ve dünya ölçeğinde yapılan raporlarda İnternet konusunda ne durumda olunduğunu yazdı. Haberler kötü! Nebil, İnternet konusunda gerilediğimizi çünkü olduğumuz yerde durduğumuzu belirterek, 3 Yıldır İstanbul’da bir Metre bile Yasal Kazı Yapılamıyor, Fiber Döşenemiyor  diyor. Ve bunun başlıca sorumlusunun belediyeler olduğunu bu sebeple yaklaşan yerel seçimlerde seçmenin bu konuda kampanya başlatabileceğine dikkat çekiyor.

Turkiye-internet

Fusun S.Nebil’in yazısı şöyle:

Yılsonunda gelenekseldir; bilişim ve telekomda nereye gelmişiz diye bakar ve yıl boyunca meydana gelen ilgili olayları özetleriz; turk-internet.com olarak konuya İnternetle başlayalım dedik ama durum pek parlak değil; eylül ayından bu yana yayınlanan tüm uluslararası raporlarda, ülkemizin İnternet konusunda gerilemekte olduğunu görüyoruz. Geriliyoruz çünkü biz olduğumuz yerde duruyoruz, diğerleri ise gelişiyor. Bu nedenle sıralamalarda 10’ar adım gerilemeye başladık. Hangi raporlar derseniz; yayınlandıkları tarih sırasında linklerini verelim;

Bu listelerdeki yerimizin gerilemesinin temelde 3 eksiklik nedeniyle olduğunu söyleyebiliriz (başka nedenler de var tabi ki)

  • Türkçe İçerik Eksikliği
  • Fiber Eksikliği
  • Güven Eksikliği

Kısaca açarsak; Türkçe içeriğimiz yetersiz çünkü hem masraflar, hem de gelirler açısından sorunlar çözülmüş değil. İçerikçiler, hosting için Türkiye’de, dünyadaki rakamların yaklaşık 2 katı ücret ödemek zorundalar. Diğer masraflar da benzer durumda. Vergi ve diğer giderler de zaten çok yüksek. Buna karşılık gelirler kilitli. İçerikten gelir elde etmenin 2 temel yolu; reklam ve abone gelirleri. Her 2sinde de başarı mümkün değil. Çünkü internette kimse abonelik ödemek istemiyor. Reklam ise, ajanslar tarafından büyük medya şirketlerine yönlendiriyorlar.

Güven eksikliğine bakarsak; başta siyasiler ve devletin çeşitli kademeleri tarafından, sürekli olarak internetin kötü bir şey olduğunu pompolanıyor. 2006 sonunda toplu olarak yapılan çocuk pornosu tutuklamaları bu konuda en kötü izlenimi yaratan olay oldu (ki aslında bilişim polisi yeni kurulduğu için toplu yapılmıştı ama toplu yapılması kötü bir izlenim ve hatta sapıklar var paniği yarattı). Zaten arkasından da 5651 sayılı kanun geldi.

Gerçi interneti tüm devlet yetkililerinin kötülediğini düşünmüyoruz ama zaman zaman interneti kötüleyen pek çok devlet yetkilileri ile de karşılaştık, karşılaşıyoruz. Mesela batıdaki bir ilimizin valisinin “arkadaşlar biz çocuklarımızı bu internetten kurtaracağız” dediği bir etkinlikte bizzat konuşmacı olarak yer aldık. Geçtiğimiz günlerde katıldığımız “çocuk ve internet” konferansında da benzer şekilde “internet yüzünden geleneksel aile yapısı bozuluyor” ifadesini bir bakanlık yetkilisinin ağzından bizzat duyduk.

Özetle; internet sahipliğinin sınırlı kalmasının 2 nedeninin bu olduğunu düşünüyoruz.

İnternet’i Kısıtlamanın Bir Yolu Fiber Yatırımlarını Engellemek mi?

Ama 3cü temel sorun ve bugünkü yazımızın konusu; bu nedenler içinde en önemlisi. İnternete erişiminin temel bileşeni “fiber” konusunda aşılamayan bir problem var. İstanbul ve Ankara belediyeleri yasal kazı izni vermiyor (normal şartlar altında, başvuru yapılarak ve ücreti ödenerek istenen izinleri kastediyoruz, bu kapsamda olmayan kazılardan haberimiz var).

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bakarsak; tam olarak 2010 kasımından bu yana 1 metre bile yasal kazı izni verilmedi. Yani toplam 3 yıldır.

Hem de böylesine, teknolojilerin 3 ayda bile eskidiği bir çağda. İnternetimiz geri gitmesin de ne olsun?

Önce bilmeyenler için ifade edelim; fiber hatlar, evlere ulaşmak için aynen su boruları ya da eskinin bakır kabloları gibi, yerin altından geçiriliyor. Dolayısıyla şehrin evlere kadar kazılmaları gerekiyor. Her önüne gelen şehri kazıp, toplumun huzurunu bozmasın diye kazı yapmak izne bağlı ve yetkili merci de belediye. Ama zaten belediyeler bu izni bedava vermiyor. Karşılığında bir para kazanıyor. Üstelik şimdilerde bu paralar bayağı bir para; adeta belediyelere yeni bir para kazanma modeli sunuyor (not olarak iletelim; burada bir para olduğu görülünce 2009’da fiber döşeme tarifeleri tam 9 kat arttırıldı).

“Dünyada bu nasıl oluyor?” diye soruyorsanız; İnternet’in hem bilgiye ulaşmada, hem yeni pazarlar yaratmakta, hem eğitim, hem alışveriş vsvs gibi pek çok olanağını farkeden merkezi ve yerel yönetimler, gelişmiş ülkelerde internetin gelişmesi için hedefler koyuyorlar ve ellerinden geleni yapıyorlar. Özellikle ABD’de Kimi belediyeler sırf vatandaşları internete kavuşsun diye “geçiş hakkı” denilen bu kazma ve döşeme işinden para almıyor. (Zaten bu işten para alındığında, o para kimin cebinden çıkıyor? Sonuçta yine biz kullanıcıların cebinden.)

Ama Türkiye’deki belediyeler (başta İstanbul ve Ankara) hem para konusunda, hem de kazma açısından zorluk çıkarıyorlar.

Başka bir deyişle; (hem de büyük harfle) TÜRKİYE’de BELEDİYELER İNTERNET’in ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ ENGEL” haline gelmiş durumda.

Üstelik BTK tarafından ilk yönetmelik 2006’da çıkarılıp[1], 2010’da yeni çıkarılan Elektronik Haberleşme Kanunu (5809) çerçevesinde yeniden bir yönetmelikle “talepler en fazla 60 gün içinde cevaplanacak” kuralı getirildiği halde[2]. Bu yetmedi 2012’de yeniden bir yönetmelik değişikliği yapıldı[3], sorumluluk belediyelerden güya alındı. Ama anlaşılan yönetmelikler bir işe yaramıyor. 3 yıldır 1 metre kazı izni yok.

İnternet kullanıcıları ise bilinçli değil. Bu konuyu farketmiyor bile. (Ya da muhtemelen internet servis sağlayıcının fiberi evine getirmediğini zannediyor.)

Oysa şimdi tam sırası; belediye seçimleri yaklaşıyor. Bu konuda kampanyalar açılabilir ve “fiber konusunda vizyoner davranacak, fiberin önünü açacağını bana garantileyecek belediye başkan adayına oy vereceğim” denilebilir. Tüketici dernekleri nerede; bu kampanyalar açmaları için tam sırası.

Bir yandan da bir şüphemizi dile getirelim; fiber döşenmediğinde, –yukarda saydığımız raporlardan da göreceğiniz üzere– internet de gelişemiyor. Acaba dolaylı bir “SANSÜR” mü söz konusu??

İnternet sitelerinin engellemeleri konusunda hassas olanlar, acaba bu konuya neden eğilmiyorlar????

Pazartesi günü İstanbul’daki durumu daha detaylı yani “3 yıldan bu yana Fiber kazılar nasıl yapılmıyor”u anlatacağız.. Üstelik gündeme uygun, ilginç bir detayla birlikte.

[1] Geçiş Hakkı Yönetmeliği Yayınlandı

[2] Geçiş Hakkı Talebi, 60 Gün İçerisinde Cevaplandırılacak

[3] Sonunda Geçiş Hakları Sorununa Çözüm Geldi; Fiyatlara Üst Limit Getiren Yönetmelik Yayınlandı

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir