Fukuşima’dan sonraki yaşam

Fukuşima oldu bitti, ama bir de sonrası var.  Bölgede yıllar boyu yaşamış olan 160.000 kişi olayın patlak vermesiyle birlikte, yaka paça, bir acele başka yerlere taşınmıştı.  Mallarından, mülklerinden, topraklarından uzaklara.  Günün birinde dönebilecekler mi geri?  Bu sorunun somut yanıtı yok.  Daha doğrusu, en az otuz yıldı, kırk yıldı topraklarını göremeyecekler.  Fukuşima’da bir insanlık dramı yaşanıyor.

Bölgede oraya, buraya (okulların bahçesine bile) atılmış mavili, siyahlı büyük torbalar görüyorsunuz.  İçleri tıka basa taş, toprak, dal, yaprak dolu.  Yüzlerce, binlerce değil, milyonlarca.  Çünkü ortalıktaki her şey toplanıp atılıyor bunlara;  bu da yetmiyor, toprak 5-10 santim kazılıyor.  Amaç bölgeyi sarıp sarmalamış olan radyoaktiviteyi olabildiğince yok etmek, en azından azaltmak.  Bu temizliğin sonunda en az 15.000.000 metreküp toprağın kaldırılmış olacağı söyleniyor.  Bir de ormanlar var.  Bölgenin dörtte üçü ormanlık.  Ağaçları kesip atmak elbette söz konusu değil.  Ne yapılacak?  Bilinmiyor.

Çözümü hayli zor olan başka bir konu daha var:  Sağdaki soldaki milyonlarca torba ne olacak?  Devlet birkaç yerde dev tesisler oluşturup torbaları oralara gömmek ve bunların güvenliğini kontrol altına almak istiyor.  Ama hiçbir belediye kendine yakın bir yerde böylesi bir tesisin kurulmasına yanaşmıyor.

Halk balıkçılıkla, meyvecilikle yaşıyordu.  Bir de bol miktarda patates üretiyordu.  Balıkçılık neredeyse bitti,  çünkü çok uzaklarda avlanmak gerekiyor artık.  Yarım milyona yakın meyve ağacı da aşırı basınçlı suyla durmadan yıkandı.  Nihayet bu yıl, kazadan iki yıl sonra yenebilecek meyve alınmaya başlandı.  Ama eskiye kıyasla ancak onda bir kadar.

Santralı işletmiş olan şirket, Tepco halka tazminat ödüyor.  Bu da garip bir iş.  Çünkü ödeme mal, mülkte yapılan radyoaktivite ölçümlerine göre yapılıyor.  Öyle ki, bazen malları bitişik iki komşudan biri ötekinden iki misli para alıyor.  Niye?  Çünkü ölçüm sonucu öyle.  Tabii “Bu haksızlık!” çığlıklarının ardı arkası kesilmiyor.

Aileler de parça parça.  Genelde yaşlılar topraklarına dönebilmeyi bekliyor dört gözle.  Gençler bölgeden uzaklara gitme telaşında.  Bazen ailenin erkeği günün birinde toprağı işlemeye niyetli.  Karısıysa çocukları alıp başka yerlerde yaşam kurmayı düşünüyor.  Boşanmalarda önemli artış belirdi.

Olaydan sonra binlerce kişi başka kasabalara taşındı ya, bunlar gittikleri yerlerde parya yaşamı sürdürüyorlar.  Yerli halk bunlara kötü bakıyor.  Okullarda yeni gelen çocuklar ayrı sınıflara atılıyor;  sanki etrafa radyoaktivite saçıyorlarmış gibi.

Kısacası bu trajedinin ne zaman, nerede ve nasıl son bulacağını kimse bilemiyor.

Ek:

Fukuşima’da 11 Mart 2011’de yaşanan büüyük nükleer felaketten sonra son durum ne? Tehlike devam ediyor mu? Fukuşima felaketinin insan sagligina etkileri konusunda yeni bulgular neler?

IPPNW (Uluslararası Nükleere Karşı Hekimler Birliği) – Almanya eski başkanı Dr. Angelika Claussen Ekim 2013’te Fukuşima’da incelemeler yaptı. İzlenimlerini Beyoğlu Yeşil Ev’de anlatıyor.

Herkesi bekliyoruz.

SÖYLEŞİ
Fukuşima’da Son Durum. Tehlike devam ediyor mu?
Konuşmacı: Dr. Angelika Claussen
Yer: Beyoğlu Yeşil Ev
Tarih: 30 Aralık 2013 Pazartesi
Saat: 19:00
Düzenleyen: nukleersiz.org

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Pierre Le Hir, Le Monde, 21.12.2013

Ekogazete  /Dağ Medya

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir