Maraş Katliamı’nın 35. Yıldönünümü| Acılar Hala Taze

Maraş katliamının tanıkları yaşadıkları vahşeti katliamın üzerinden 35 yıl geçmesine rağmen unutamıyor. “Nüfus sayımı” ve “Mektupların kaybolmasını engellemek” gerekçeleri ile kırmızıya boyanan Alevi yurttaşlardan 111’i resmi rakamlara göre vahşice katledildi. Binlercesinin yaralandığı olaylarda 552 ev ve 289 işyeri yakılıp yıkılırken, Kürt Alevi yurttaşların yüzde 80’i ise zorla göç ettirildi. “12 Eylül darbesine hazırlık” olarak yorumlanan ve Türkiye’nin katliamlar tarihinde önemli bir yeri olan Maraş katliamının tanıkları resmi kayıtlara göre 111 kişinin katledildiği kentte yaşadıklarını, “Henüz kundakta boğazı kesilmiş, bebeklere şahit olduk. O manzara hayat boyu unutulmaz” diyor.

12-30

“12 Eylül darbesine hazırlık” olarak yorumlanan ve Türkiye’nin katliamlar tarihinde önemli bir yeri olan Maraş katliamı hala hafızalarda taze. Alevi yurttaşlara yönelik olarak gerçekleştirilen en kanlı katliamlardan biri olan Maraş katliamının üzerinden 35 yıl geçti. 1978 yılında “Nüfus sayımı” ve “Mektupların kaybolmasını engellemek” gerekçeleri ile kırmızıya boyanan Alevi yurttaşlardan 111’i vahşice katledildi. Binlercesinin yaralandığı olaylarda 552 ev ve 289 işyeri yakılıp yıkılırken, Kürt Alevi yurttaşların yüzde 80’i ise zorla göç ettirildi. Ülkücü Gençlik Derneği tarafından Maraş’a getirilen “Güneş ne zaman doğacak” isimli filmin 16 Aralık 1978 günü Çiçek Sineması’nda gösterime sokulması ile devreye konulan katliam senaryosu için düğmeye, sinema salonunda patlatılan tesir gücü az ses bombası ile basıldı. Salondan çıkan ülkücülerin “Müslüman Türkiye”, “Milliyetçi Türkiye”, “Komünistler Moskova’ya” ve “Başbuğ Türkeş” sloganları katliam gerçekleştirdi. 19 Aralık’ta başlayan katliam 24 Aralık 1978 tarihinde sona erdi. Katliamın tanıkları ise, yaşadıkları vahşeti hayatları boyunca unutamayacaklarını belirtiyor.

‘Sinemaya bomba atılması katliamın fitilini ateşledi’

Alevilerin yoğun olarak yaşadığı, başta Yörük Selim olmak üzere, Mağaralı, Serintepe, Dumlupınar ve Sakarya mahallerinde Alevi ve solcu yurttaşlarının evlerinin kırmızı boyalarla işaretlendiğini söyleyen tanıklardan Kemal Şahan,19 Aralık 1978’de Maraş’ta Çiçek Sineması’na atılan parça tesirli bomba ile katliamın fitilinin ateşlendiğini belirtti. Şahan, “Maraş katliamının başlangıcı 19 Aralık gecesi kentteki Çiçek Sineması’na, o dönemin ender milliyetçi filmlerinden biri olan, Cüneyt Arkın’ın başrol oynadığı ‘Güneş Ne Zaman Doğacak’ isimli filmin gösteriminde, saat 21.00’de patlayıcı madde atılmasıyla başladı. Bombalama eyleminin ardından bir grup ülkücü ‘Kanımız aksa da zafer İslam’ın’ ve ‘Müslüman Türkiye’ sloganlarıyla seyirci kitlesini coşturarak, CHP İl binası, PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği binalarına saldırdı. Bombanın patlamasından hemen sonra, Ülkücü Gençlik Derneği Maraş Şube Başkanı Mehmet Leblebici ve ikinci başkan Mustafa Kanlıdere’nin talimatları ile bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger, Ankara’ya Ülkücü Gençlik Derneği’ne telefon ederek yardım talebinde bulundu. 20 Aralık günü Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yenimahalle’deki Akın Kıraathanesi faşistler tarafından bombalandı ve makineli tüfeklerle tarayıp, kırmızı renkli bir arabayla kaçtılar. Kendi attıkları bombayla ‘misilleme’ olarak Endüstri Meslek Lisesi’nde öğretmenlik yapan TÖBDER üyesi iki demokrat öğretmeni katlettiler” dedi.

Camilerden anons yapıldı

21 Aralık öğle saatleri Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlı iki sol görüşlü öğretmen için Maraş Endüstri Meslek Lisesi’nde saygı duruşu yapıldığı belirten Şahan, bir dakikalık saygı duruşunun ardından iki öğretmenin cenazelerinin defnetmek için yürüyüşle Ulu Cami’ye getirildiğini ve burada ırkçı grubun cenazeyi camiye almadığını söyledi. Şahan, o gün yaşananları şu cümlelerle anlattı: “Ulu Cami ve belediye civarına gelindiğinde kitlenin üzerine apartmanlardan, sandalyeler, briketler, kaleden taşlar, silahlar, camiden tankunyelere varıncaya kadar her şey atıldı. Bu saldırılardan dolayı daha fazla ilerleyemeyen kitle geri dönmek istedi. Ama her taraf çevrilmişti. O dönemde Maraş’ta görev yapan POL-DER üyesi polisler, kısıtlı imkânlara rağmen çemberi yarıp kitlenin tekrar Yörük Selim Mahallesi’ne dönmesi için çok çabaladı. Mahalleye döndükten sonra birçok insan yaralanmıştı. Ve gidebilenler evlerine gittiler. Diğerleri mahallede kaldılar. Artık gece silah sesleri geliyordu. Camilerden yapılan anonslarda ‘Aleviler tarafından öldürülenler için toplanılması ve intikam alınması’ isteniliyordu. Gelişmelerden tedirgin olan Alevi ve sol vatandaşlar, CHP ve diğer sol partiler, demokratik kitle örgütleri temsilcileri ile birlikte vali, emniyet müdürü ve jandarma alay komutanı ile görüşerek tedbir alınmasını istediler. Ancak yetkililerin, ‘Biz büyük bir devletiz bütün önlemler alınacak herkes rahat olsun gereken her şey yapılmıştır. Herkes bundan emin olabilir’ sözlerinin söylenildiği sırada silah sesleri gelmeye devam ediyordu. Sabaha kadar susmadı. Sivil faşistler her taraftan Yörük Selim Mahallesi’ne saldırıyorlardı. Ellerindeki MHP bayraklarını sallıyordular. ‘Komünistlere ölüm’, ‘Alevilere ölüm’, ‘Komünistler Moskova’ya’ ve ‘Milliyetçi Türkiye’ diye bağırıyorlardı. O sırada yanımızdan geçen tankı durdurduk. Üzerine Türk bayrağı asılıydı. İçinden çıkan subaya sorduğumuzda ‘sizler evinize gidin biz sizi koruyacağız’ dedi. Ama ne biz evimize gidebildik, ne de onlar bizi koruyabildi.”

Kundaktaki bebeğin boğazını kestiler

Yörük Selim Mahallesi’ne yönelik saldırıların tanıklarından olan Yasin Aytaç adlı tanık, ülkücülerin gruplar halinde mahalleyi sararak, evlere girip insanları katlettiğini söyledi. Aytaç, “Bulunduğumuz yer yüksek olduğu için bunu pencerelerden gözlemleyebiliyorduk. Evlere giriyorlar. Daha sonra evlerin içerisinde silah sesleri geliyor. Girip çıktıkları evleri yakıyorlardı. Bizim bulunduğumuz eve yaklaştıklarında tabi kendimizi savunabileceğimiz herhangi bir ateşli silah bulunmadığı için, biz evde bulunan kesici aletlerle kendimizi savunmak için tedbirler aldık. Çünkü karşımızdaki grup kalabalık ve silahlıydı. Yörük Selim Mahallesi’nin bir diğer özelliği de Maraş’ta bulunan askeri alaya oldukça yakın olmasıydı. Biz faşist grubun geriye çekildiğini görünce bulunduğumuz yerden çıktık. Çevrede bir sürü ev yakılmış, yıkılmıştı. Mahalleyi savunmakta olan gençlerle buluştuk. Onlarla konuştuk. Çünkü ciddi bir can pazarı yaşanıyordu. O yüzden mahalleyi savunmak üzere kendilerine katkıda bulunmak istediğimizi söyledik. Fakat bizim bulunduğumuz yerde kalmamızı ve halen yanmakta olan evlerin içinde bulunan yaralı ve ölüleri dışarı çıkarmamızı istediler” dedi. (ajans-haberfx)

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar