Türcülük: Unutulmuş bir ayrımcılık

Jake Welsh

Çoğu kez solcu aktivistler bana türcülüğün gerçek bir şey olmadığını, insanlara tepeden bakmak için kullanılan bir taktik ve insan odaklı  mücadelelere aslında bir çeşit saldırı olduğunu söylüyor. Bir çok insan aslında türcülük terimini hiç duymamış; ya ne olduğunu anlamıyor ve ya da kullanılmasından alınıyorlar. Aslında bu yazıda türcülüğün ne olduğunu açıklamam gerektiğini düşündüm. Umarım bazı insanların türcülüğün anlamasına yardımcı olur.

 

Türcülüğü gerçek bir terim olarak kabul eden herkes, özellikle de türcülük karşıtları için türcülük bir çok ayrımcılık biçiminden birisi. Aynen cinsiyet ayrımcılığının cinsiyete, ırkçılığın ırka dayanması gibi, türcülük de türe dayanıyor. Türcülük sizin türünüzün diğer türlerden üstün olduğu inancıdır. Bazı insanlar ayrımcılığın sadece insanlara uygulanabileceği ve insanlardan başka hiçbir canlı ulus oluşturamadığı  için türcülüğün gerçek bir ayrımcılık biçimi olmadığını söylüyor. Bazı ayrımcılık tanımları ulus terimini kullanmıyor, birey terimini kullanıyor, bu terimin kullanılması hayvanların da türcülük tarzında bir ayrımcılığa dahil edilebileceğini ortaya koyuyor.

Bütün ayrımcılık biçimleri gibi, türcülük terimi de sık sık hem türcüler hem de türcülük karşıtları tarafından yanlış kullanılıyor. Benim görüşüme göre insanlar 2 farklı biçimde, bilgisizliğe ve bazı insanlar veya bireylerden oluşmuş grupların ötekilerden üstün olduğu inancına dayanarak ayrımcılık yapıyor. Mesela ırkçılıkta bazı insanlar ödedikleri vergilerden kendilerinden daha fazla pay aldığına inanarak göçmenlere ayrımcılık yapuıyor. Bu, hem yanlıştır hem de bilgisizliktir. Bana göre bu, insanları ırkçı yapmıyor, ama ayrımcı eylemleri ırkçı yapıyor. Eğer çoğu göçmenin çalışıp vergi ödediğini ve devletten yardım alamayabileceklerini bilselerdir insanların ayrımcılığı azalabilirdi. Gerçek bir ırkçı, bütün gerçeklerin farkında olmasına rağmen kendi ırkının diğer ırklardan üstün olduğuna inandığı için ayrımcılık yapmaya devam eden birisidir. Bu insanların inançlarını değiştirmesi sağlanabilir, her zaman olmasa da. Bu düşünme biçimini türcülüğe de uyguluyorum: birisinin türcü eylemlerde bulunması onu otomatikman türcü yapmaz. Türcü meseleler hakkında çok fazla bilgisizlik var, türcülüğün nihai çözümü ise zor bir çözümdür (veganizm).

Et yemekten hayvanat bahçelerine, hayvan deneylerinden kürk ve deri ticaretine dek bütün hayvan sömürü biçimleri aslında birer türcülük eylemidir. Eğer hayvanlara böyle davranılmasını doğru bulup bu amaçla dünyaya getirilmiş olduklarına inanıyorsanız o zaman türcü davranıyorsunuzdur. Eğer bu yazıyı okuyorsanız ve et yiyen birisiyseniz size türcü demiyorum, merak etmeyin. Et endüstrisi türcü bir endüstridir ve siz de bu endüstriye destek oluyorsunuz ama sizin neden et yediğinizi nasıl bilebilirim ki? Doğduğunuz günden öldüğünüz güne dek hayvan ürünlerinin her bir insana dayatıldığı bir toplumda daha fazlasını bilmek zor olabilir. Türcü meselelerle ilgili bilgisizliklere bir örnek olarak süt endüstrisinin inekleri zorla gebe bırakıp (bana göre, tecavüzü) ve buzağıyı doğduktan iki gün sonra annesinden koparmayı gizlemesini verebiliriz. Vejetaryenken bile bunu bilmiyordum ben. Bir başka örnek, bazı insanların yarış endüstrisindeki atların ve tazıların aslında çok iyi bakıldığına inanması, ama bu, gerçek değil- her yıl İngiltere’de 300 at ölümüne yarışıyor, 15,000’den fazla tazı her yıl yarışacak kadar iyi olmadığı gerekçesiyle ”uyutuluyor”. Türcü endüstriler bu konuları bilmemeniz için reklâma çok fazla para yatırıyor. Elinize bir hamburger aldığınız ya da deri ceket satın aldığınızda bunların nasıl üretildiğinden habersizsinizdir, hayvanların çığlıklarını da kimse göstermez size. Hiç ineklerin reklâmı yapılan ürünü kendileri için istediğini gösteren peynir ya da süt reklâmı gördünüz mü? Hayvanların biz zevk alalım diye sömürülmekten mutlu olduğu imajını yaratmak için çok fazla para harcanıyor, oysa gerçek bambaşka.

İnsanlar türcülük teriminin insan odaklı mücadelelere ters olduğunu söylediğinde afallıyorum. Bütün mücadelelerin ezilen gruplar tarafından (mesela kadın mücadelesinin kadınlar tarafından, sınıf mücadelesinin işçi sınıfı tarafından vb) verilmesi gerektiği ve ancak  ezilen grupların kendilerini özgürleştirebileceğini iddiasını duydum elbette. Acaba aynı iddiayı çocuk istismarı için de söyleyebilir miyiz, ki çocuklar kendilerini savunamazlar, ya da kendilerini özgürleştiremeyecek olan diğer ezilen gruplar için de aynı iddiayı dile getirebilir miyiz? Kendilerini kurtaramayacak olanları özgürleştirmeye çalışmamalı mıyız? İnsanların doğrudan eylemlere dahil olup laboratuarları dağıtmasını savunmuyorum, hayvan özgürlüğü yasal biçimler de alabilir. Aslında türcülük karşıtı hareketin bir parçası olmanız  için yapmanız gerek tek şey vegan olmak, hayvan endüstrilerini boykot etmek ve bütün hayvanların ahlâken insanlarla eşit olduğunu kabul etmektir. Bu, insan odaklı mücadelelerden kopmanıza sebep olmaz, türcülük karşıtı harekete daha fazla dahil olmanıza da engel olmaz. Hayvan hakları eylemlerine dahil olduğum çoğu kez neden insan odaklı konularda eylemlere katılmadığım ya da insanları  umursayıp umursamadığım soruluyor bana, ben de  onlara neden kendilerinin insan hakları konularındaki eylemlere katılmadığını sorup aslında benim insanlarla ilgili sorunlar için de eylemlerde bulunduğumu söylüyorum. Türcülük karşıtı aktivistleri insanları umursamamakla suçlayanlar aslında hiçbir konuda eyleme katılmayanlar.

Türcülük ve hayvan konularını felsefi bir şekilde tartışmak için ortaya sürülen bir varsayım vardır. Diyelim ki batmakta olan bir kayıktasınız; kayık batıyor çünkü çok fazla ağırlık var, sizinle beraber bir köpek ve bir insan daha var kayıkta. Kayığın batmasını önlemek için tek yol ya köpeği ya da insanı denize atmak. Hangisini seçersiniz? Diyelim ki söz konusu olan yaşlı bir adamla yavru bir köpek, ikisinin de yaşayacak 10 senesi olsun. Her  iki türün de his ve duyguları olduğu için bu noktada bir türü diğerinin üstünde tutmak türcü bir davranıştır. Her ikisi de yaşamadan zevk ve keyif alabilir, aynı zamanda acı da çekebilirler. İkisi de birbirinden üstün değildir, yaşamaya ikisi de lâyıktır.

Lütfen Earthlings belgeselini izleyin.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=ce4DJh-L7Ys#t=46[/youtube]

Kaynak: http://hayvanozgurlugucevirileri.com/2013/12/11/turculuk-unutulmus-bir-ayrimcilik/

(Türkçe altyazı seçeneği mevcut)

Çev.Cem

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Geri İzleme: DağMag’da Bu Pazar | Dağ Medya

  2. Geri İzleme: Dağ:'Haberde türcü dil hayvanlara yönelik şiddeti yaygınlaştırıyor, önce haber dilini dönüştürmeliyiz' | Dağ Medya

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.