Ahmet Şık:İrticayla Mücadele Planı Cemaat Üretimidir ve Sahtedir

28 Şubat zihniyetinin AKP’yle birlikte iktidar ortağı olduğu 2004 tarihli MGK’de, alınan ve hükümet üyelerinin de imza attığı kararların Dursun Çiçek’in yazdığı iddia edilen İrticayla Mücadele Eylem Planı’yla (İMEP) ilgili belgeyle ne kadar örtüştüğü ortadayken hala bu “kağıt parçasına” doğru mu diyeceğiz?

Tam ekran yakalama 28.11.2013 165051

 

Velev ki doğru ise 2009 tarihli olduğu belirtilen bu planlarda, 2004 MGK’sine başkanlık eden AKP İktidarının katkısı nedir? O zaman Dursun Çiçek neden içeride ya da AKP kurmayları neden dışarıda?

İşin doğrusu İMEP cemaat üretimidir.  Ve sahtedir.

Ergenekon zanlılarından birinin avukatı iken kendisini de zanlı durumuna sokan bir komployla tutuklanan ve halen cezaevinde olan Serdar Öztürk’ün ofisinde 3 Haziran 2009’da yapılan aramalarda başka birçok belge ile birlikte 4 sayfalık İMEP fotokopisinin bulunduğu ve bu belgenin de Çiçek tarafından Öztürk’e verildiği savlanıyordu.

Belgede bulunan 14 ayrı parmak ve avuç izinden hiçbirinin Çiçek’e ait olmadığı tespit edildiği gibi, mahkeme bu izlerin kimlere ait olduğunu araştırma gereği bile duymamıştır.

Öztürk’ün ofisinde Çıkan her belge üzerinde parmak izi incelemesi yapmış olan polis sadece 4 sayfalık fotokopi İMEP üzerinde bu incelemeyi yapmadı.

Mahkemenin İMEP fotokopisinde de parmak izi incelemesi yapması istediği polis sadece Çiçek’in imza mukayese raporunu gönderdi.

Mahkemenin talebini tekrarlaması karşısında ise polis bu kez de Serdar Öztürk’ün parmak izi örneklerini gönderdi.

Parmak izi incelemeyen polisin 4 sayfalık fotokopi İMEP fotokopi belgesine dair yaptığı tek inceleme ise belgenin son sayfasındaki imzanın Çiçek’in eli ürünü olduğu yönünde verdiği rapordur.

Fotokopi belgeden imzanın kime ait olduğunu “belirleyen” polis, belgelerdeki parmak izlerini araştırma gereği bile duymamış mahkemeyi oyalayıcı yanıtlar vermiştir.

Siyasetten, cemaatten, iktidardan “bağımsız” ve “tarafsız” yargı “bu ne iştir” diye sormamıştır.

Jandarma kriminalin Ergenekon savcılarının itirazlarına rağmen yaptığı incelemede belgede Çiçek ya da başka bir Genelkurmay personeline ait herhangi bir parmak ya da avuç izi tespit edilmedi.

Sahibi “belirsiz” kalan 14 izin kime ait olduğunu ise mahkeme zaten araştırma gereği duymadı.

Jandarma Kriminalin incelemesinde fotokopi İMEP’in Genelkurmay karargâhındaki yazıcılar kullanılarak basılmadığının tespit edildiğini de anımsatmak gerek.

Çiçek, parmak ve avuç izi ile dijital bir iz dahil hiçbir delil bırakmadan hazırladığı söylenen bir belge nedeniyle tutuklu.

Dursun Çiçek’le ilgili daha da ilginç olan bir başka konu ise kendisiyle ilgili gönderilen sahte e-posta ihbarıdır.

29 Haziran 2009’da Çiçek’e ilgili ihbar İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderildi. Ancak ihbarcı hiç araştırılmadı. İhbarın yapıldığı bilgisayarın İP numarası yurtdışındaymış gibi görünüyordu. Ancak yapılan detaylı incelemede ihbarın yurtdışından değil İstanbul’da bir kuruyemişçinin bilgisayarından göndeirildiği anlaşıldı. Ancak mahkeme bilgisayarın sahibi olan bu kuruyemişçinin tanık olarak dinlenilmesi talebini reddetti.
İkinci ihbar ise fotokopi İMEP bulunduktan 4 ay sonra Genelkurmay Bilgi Destek Dairesi’nde görevli “vatanını seven” bir subay olduğunu iddia eden “faili meçhul” bir ihbarcı tarafından ıslak imzalı İMEP’i 30 Eylül 2009’da Çukurambar Postanesi’nden Ergenekon Savcılığına gönderildi. Savcılığın incelenmesi için Adli Tıp Kurumuna gönderdiği belge 1 gün içinde “incelendikten” sonra ıslak imzanın Çiçek’e ait olduğunu teyit eden bir rapor verdi. İhbarcı mektubunda İMEP’in aslı olan belgeyi gizlice dosyalandığı klasörden aldığını söylese de belge üzerinde hiçbir delik ve zımba benzeri iz yoktu.

Baştaki soruyu yeniden soralım: İMEP gerçekse Çiçek neden içeride AKP kurmayları neden dışarıda?

1b

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir