“Kadın Adayları Unutma!”

KA.DER, yerel yönetimlerdeki kadın sayısının artması için, üç lideri hedef gösterdi ve “Kadın Adayları Unutma!” kampanyasını başlattı.

Kampanyanın tanıtımı için düzenlenen basın toplantısında konuşan KA.DER Genel Başkanı Çiğdem Aydın, “2 bin 950 belediye başkanının yalnızca 26’sı kadın. 1930’dan bu yana seçme hakkımız var ama seçilme hakkımız gasp ediliyor. Yerel yönetimler erkek siyasetçilerin rant alanına dönüştüğü için ‘kadınlara kapalı’. Bu kampanya ile liderlere “Yerel yönetimlerde gasp ettiğiniz haklarımızı geri verin, kadın adayları unutmayın!” diyoruz.

12-38

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) 30 Mart 2014 Yerel Seçim Kampanyası’nı başlattı. AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye seslenen KA.DER, liderlerin alınlarına yapıştırılan post-it ile “Kadın Adayları Unutma!” dedi.

Kampanyanın tanıtımı için Dedeman Oteli’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan KA.DER Genel Başkanı Çiğdem Aydın, “Bugün parlamentoda bulunan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile Halkın Demokrasi Partisi (HDP) liderleri kampanyamızda yer almıyor. Nedeni şu: İki parti de cinsiyet eşitliğini hem tüzüklerine hem de programlarına almış durumda. Onlar kadın adayları unutmadıkları için, bu kampanyada yer almadı. Umarız onların bu duruşu diğer partilere de örnek olur” dedi.

2009 seçimlerinde il, ilçe ve belde olarak toplam 2 bin 950 belediye başkanı seçildiğini kaydeden Aydın, sözlerine şöyle devam etti: “Belediye başkanlarından yalnızca 26’sı kadındı (% 0,8). 31 bin 790 belediye meclisi üyesinin 1340’ı (% 4,2), 3 bin 379 il genel meclisi üyesinin 110’u (% 3,2) kadın. Kadınlar, 1930’da yerel seçimlerde aday olma hakkını elde etti. Ancak yerel yönetimlerde hala yok sayılıyoruz. Adaylıkların genel başkanların ya da genel merkez yöneticilerinin tekelinde olduğu bir aday belirleme yöntemiyle, kadınlar aday gösterilmiyor, dolayısıyla seçilemiyor. Nüfusun yarısının yok sayıldığı, yönetime katılımdan yoksun bırakıldığı bir ülkede, adalet, demokrasi ve eşitlikten söz edilemez. Ne yazık ki kadınlar, yaşadıkları yere ait kararlarda söz sahibi olamıyor. Bu yüzden bu kampanyamızda liderlere sesleniyoruz ve onlara ‘Kadın Adayları Unutma!’ diyoruz.”

“Yaşamımıza kimsenin karışmasına izin vermeyeceğiz”

“İktidarda muhafazakar bir hükümet varken, kadınların ve kadın hareketinin ilerlemesi, sürekli frene basarak yol almaya çalışan bir arabanın durumuna benziyor” diyen Aydın, şunları kaydetti: “Başta Başbakan, bütün hükümet üyeleri sürekli kadınlara ‘Şu sayıda çocuk doğurmalısın’, ‘Şunu giymemelisin, şunu giymelisin’, ‘Siyasette yer alacaksan şöyle şöyle olmalısın’ türünden rol, görev ve davranış tarifleri yapıyor. Bundan çok sıkılmış olmakla birlikte, bu filmi 150 yıldır seyreden kadınlar olarak epey birikmiş tecrübemiz var. Osmanlıdan bu yana kadınların nasıl olması gerektiğine dair, her iktidarın ve iktidardaki erkeklerin bir fikri oldu. Ama bizim de bir fikrimiz var. Yaşamımıza kimsenin karışmasına izin vermeyeceğiz.”

“Bir ‘fıskiyeyi’ kadın sığınma evlerinden daha önemli gören belediye başkanlarımız var”

Kentlerin geleceğini şekillendirecek gücün yerel yönetimlerden geçtiğini belirten Aydın, kadın bakış açısından yoksun olan belediyelerin bugünkü tablosunu şöyle açıkladı: – Yerel yönetimler, erkek siyasetçilerin genellikle  ‘iş ve gelir alanı’ olarak baktıkları bir rant alanına dönüştü. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre geçtiğimiz yıl yerel yönetimlere 53 operasyon yapılmış, yolsuzluk yüzde 1,19 artmış. – Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 10 binin üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için sığınma evi açmak zorunda. Türkiye’de sadece 123 sığınak var. Ne yazık ki bir “fıskiyeyi” kadın sığınma evlerinden daha önemli gören belediye başkanlarımız var. – Kadınlar için ucuz, ulaşılabilir ve kaliteli kreşler, okuma-yazma kursları, yaşlı bakım evleri, meslek edindirme kurslarının sayısı çok az. – Spor olanakları ve tesisleri erkeklerin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor. Spor tesislerine yönelik yatırımlar “halı sahalarla” sınırlanmış durumda. – Kent planlaması ve organizasyonu, kent içi ulaşım ve konut politikaları belirlenirken kadınların ihtiyaçları göz önüne alınmıyor. Sokak aydınlatmaları yetersiz olduğu için kadınlar, geç saatlerde evlerine korku içinde gidiyor.  – Engelli bireylerin toplumsal hayata katılımı sınırlandırılıyor. Yaya kaldırımlarının birçoğu engelli bireylere yönelik olarak tasarlanmıyor. – Toplumsal yaşamın tüm kuralları bu cinsiyetçi yapıya göre şekilleniyor. Yerel yönetimlerin, “kadınların”, “yaşlıların”, “engelli bireylerin” ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak hizmet etmesi gerekiyor.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir