Cumartesi Anneleri’nin 451. Buluşması: “Adalet Mezarlarımıza Kavuşmakla Gelecek”

Cumartesi Anneleri, 451. kez Galatasaray Meydanı’nda yaptıkları oturma eyleminde, Urfa’da gözaltına alınarak kaybedilen Şefik Geçgel’in akıbetini sordu, sorumluların yargılanmasını istedi.

12-35

Şefik Gelgeç, Urfa’nın Yılanlı köyünde koruculuk yapan akrabası Mehmet Geçgel ile arazi nedeniyle anlaşmazlık yaşadı. Konu adli makamlara intikal edince, mahkeme arazinin Şefik Geçgel’in ailesine ait olduğuna karar verdi. Bu durumu hazmedemeyen Mehmet Geçgel, intikam amacıyla Siverek’te bulunan Sedat Bucak Aşireti’ne bağlı koruculara, Şefik Geçgel’in PKK’li olduğuna dair ihbarda bulundu. Mehmet Geçgel, kendisi gibi korucu olan oğulları, Bucak Aşireti’nin korucuları, Siverek Merkez Jandarma Komutanlığı’na bağlı askerlerle birlikte Yılanlı köyünü 39 yaşındaki Şefik Geçgel’i gözaltına aldı. Şefik Geçgel ve birlikte gözaltına alınan kuzeni Hamo Geçgel, aynı araca bindirilir. Gün boyu arazide işkence yapılan Hamo Geçgel, yaralı olarak arazide bırakıldı, Şefik Geçgel ise tekrar askeri araca alındı.

 

Aile, tüm yetkili makamlara başvuru yaptı, olayı Meclis gündemine taşıdı. Tüm ailenin, köylülerin tanıklığına rağmen Şefik Geçgel’in gözaltına alındığı tüm merciler tarafından inkar edildi.

 

Anne Aves Geçgel’in oğlundan haber alamamanın acısıyla yaşamını yitirdi, ancak Geçgel ailesi, 20 yıldır Şefik Geçgel’i aramayı sürdürüyor.

 

OCAK: ADALET MEZARLARIMIZA KAVUŞMAKLA GELECEK

 

Kayıp yakınları ilk olarak Elazığ’da idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Seyit Rıza ve arkadaşlarının 76 yıl önce idam edildiğini hatırlatan Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak, hala mezarlarının ailelerinden gizlendiğini söyledi. Maside Ocak, “Adalet, sorumlular yargılanmadan, bizim için adalet, mezarlarımıza kavuşmakla gerçekleşecek” dedi.

 

‘BİR BAYRAM GÜNÜ GİDİP FATİHA OKUMAK İÇİN…’

 

Gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan’ın eşi Halime Aydoğan, “Ben devletten ekmek, su istemiyorum. Sadece kemiklerimi istiyorum. Bir bayram günü gidip başında Fatiha okuyabilmek için..” dedi.

 

Babası kaybedildiğinde bir yaşında olan oğlunun geçtiğimiz hafta nişanlandığını söyleyen Halime Aydoğan, o gün yaşadıklarını anlattı: “Nişan sırasında kızımın yanımızda olmadığını gördüm. Gittim, baktım ağlıyor. En mutlu günümüzde boynumuz yine bükük oldu. Buna ne hakkınız vardı?”

 

‘YILLARDIR ACI YAŞATTIĞINIZ HALKA NE ANLATACAKSIN?’

 

İzmir’de gözaltına alınarak kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, AKP’nin “Demokrasi paketi”ne değindi, “Çıka çıka reklam paketi çıktı” dedi.

 

Başbakan Erdoğan’ın Adana Valisi Hüseyin Avni Coş için “Biz valilerimizi kimseye yedirmeyiz” dediğini hatırlatan Hanife Yıldız, şöyle devam etti: “Kusura bakmayın, biz de zaten insan yemiyoruz. İnsanları öldürenleri, katledenleri siz koruyorsunuz. İnsan yiyen, yakan sizsiniz. Sivas’ı, Maraş’ı, Dersim’i devlet yaptı. Demokrasi paketi diyorsunuz, cezaevleri doluyor, kadınları çıplak aramaya maruz kalıyor, insanlar tutuklanıyor, işkence görüyor. Adaletsizliği bırakın da artık, insanlığa kulak verin. Artık insan olun.”

 

Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’a gittiğini hatırlatan Hanife Yıldız, Başbakan’a “Sen orada, yıllardır acı yaşattığınız, kaybettiğiniz halka ne anlatacaksın?” diye sordu.

 

‘BAŞBAKAN GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEYE HAZIR MISIN?’

 

Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz yıllardan Dersimlilerden, göstermelik de olsa “özür dilediğini” hatırlatan Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak, “Ama bu özür gerçekleri örtme mahiyetindeydi. Çünkü hala Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmadı” diye belirtti.

 

Ali Ocak’ta Diyarbakır’da olan Başbakan Erdoğan’a seslendi: “Orada kaybedilen, katledilen insanların gerçekliğiyle yüzleşmeye hazır mısın? Gizli gizli Şivan Perwer dinlediği için işkence gören insanların gerçekliğiyle yüzleşmeye hazır mısın?”

 

Ali Ocak, devlete ve hükümete “İnsanlık suçlarının üzerini perdelerle örmeyin” çağrısı yaptı.

 

Haftanın metnini Seza Mis Horuz okudu. Urfa’nın ’90’lı yıllarda önemli bir kontrgerilla merkezi olduğunu ve Bucak Aşireti’nin hakimiyetinde olduğunu hatırlattı. Horuz, o dönemde, devletin resmi raporlarında Bucakların “devlet içinde devlet” şeklinde yer aldığını söyledi.

 

‘DEVLET ONAYLAMASAYDI KATLİAMLAR OLMAZDI’

 

Horuz, Bucak Aşireti’nin Şefik Geçgel gibi çok sayıda kayıp ve faili meçhul cinayetten sorumlu olduğunu belirtti.

 

Horuz, şunları söyledi: “Bu vahşet hiç şüphe yok ki Urfa’da devleti ve hükümeti temsil eden dönemin valisi Ziayeddin Akbulut’un rızası dışında gelişemezdi. Dönemin Urfa Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Fidanboy’a rağmen gerçekleşemezdi. Hiç şüphe yok ki, Urfa İl Jandarma Komutanı Albay Seral Saral, Urfa Emniyet Müdürü Mehmet Cebe, Siyasi Şube Müdürü Mustafa Tekin onaylamasaydı, güvenlik güçleri ve Bucak Aşireti yurttaşları katletme/kaybetme yetkisini kendisinde görmeyecekti.

 

Hiç şüphe yok ki OHAL Valisi Ünal Erkan, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Başbakan Tansu Çiller, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yurttaşları katletmeyi, kaybetmeyi bir devlet politikası olarak uygulamasaydı yerel yöneticiler bu kadar pervasızlaşamayacaktı.”

 

Yurttaşın yaşamına kast eden uygulamaların hala devam ettiğini hatırlatan Horuz, hala devlet eliyle yurttaşların öldürülmesinin suç olarak görülmediğini vurguladı. ’90’ların zulüm aktörlerinin bugün de korunup kollandığını kaydeden Horuz, “O yıllarda Urfa’yı cehenneme çeviren Vali Ziyaeddin Akbulut’un 3 dönemdir AKP’den Tekirdağ Milletvekili olabilmesinin başka bir açıklaması var mı?”diye sordu.

 

Şefik Geçgel’i kaybeden ve bu iklimi yaratanların 20 yıldır korunup kollandığını kaydeden Horuz, “Demokratikleşme onların yargılanması ve yurttaşların hayatına kasteden devlet politikalarını mahkum edilmesi ile mümkün olacaktır” dedi. (etha

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir