Umutları Ertelenen Çocuklar Sergisi| “Toprağı, çimeni, hayvanları, kilidi olmayan odalarda yaşamayı bilmiyorlar ki…”

Caddebostan Kültür Merkezi’nde Füsun Tirman, Harika Kora ve Serap Borucu’nun düzenlediği belgesel fotoğraf sergisinde Türkiye’deki 5 kadın cezaevinde anneleri ile birlikte hapsolmuş 0-6 yaş aralığındaki çocukların hikayeleri anlatılıyor

 

 

 

Zuhal Tuzcu /Caddebostan
@zuhaltuzcuu

Cezaevinde anneleri ile hapsolan 0-6 yaş çocuklar ve onların hükümlü anneleri ile bir yıl boyunca yürütülen çalışmanın ürünlerinin sergilendiği “Umutları Ertelenen Çocuklar” Belgesel Fotoğraf Sergisi Caddebostan Kültür Merkezi’nde açıldı. Sergi 20 Kasım 2013 akşamına kadar izlenebilir.

7 kişi ile başlanan bu proje 3 kişi ile tamamlanıyor. Amaçlarının “kamuoyunda farkındalık yaratıp mahpus çocukların daha iyi koşullarda büyüme ve gelişmelerini sağlayacak çözüm yollarını tartışmaya açmak” olduğunu belirtiyorlar.

12-20

Bu projeye nasıl başladıklarını, fikrin nasıl ortaya çıktığını Füsun Tirman şöyle anlatıyor: “Hapishane ile ilk tanışmamız Maltepe Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde oldu. Orada 3 ay süreli fotoğraf atölyesi yaptık. Ama hiç yabancı olmadığımız bir sahne, olgu bizim için hapishaneler. Benim 12 Eylül döneminde hapsedilmiş bir kadın arkadaşım ve onun dışarıda küçük bir kızı vardı. O mahpusken ben onun çocuğunu ziyarete giderdim. Babaannesi büyütüyordu onu. Bu çocuk beni hep çok etkilemiştir. Çok mahsun, çok içe dönük, sessiz bir çocuktu. Proje için fikirler sunulurken benim bir an da bu aklıma geldi. Bir de dedim içeride çocuklar var. Bu şekilde gelişti. “

12-18

Serap Borucu ise projeye başladıktan sonra hapishanelerdeki zorlu sürece değiniyor.

“Hapishanede çalışmak çok kolay bir süreç değildi bizim için. Gerçekten hem çok fazla yürek isteyen hem de çok fazla duyarlılık isteyen bir olay bu çalışma. Ciddi bir prosedürü var. Herkes tabii ki hapishaneye giremiyor. Hele fotoğraf makinalarıyla girmeniz mümkün değil. Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı ve CİSST (Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum) derneğinin desteğiyle onların kurumsal yapısını arkamıza alarak böyle bir projeye başladık ve devam ettik. Türkiye Çocuklara Özgürlük Vakfı kurumsal olarak bize çok destek oldu. CİSST (Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum) derneği bütün bu bürokratik işlemleri halletti. Adalet Bakanlığı’ndan izin almak ve savcılarla bizi görüştürmek gibi işleri onlar sayesinde başardık. Yoksa tek başınıza gitseniz yapacağınız işler değil. Sonrasında bizim hapishaneye girme serüvenimiz başladı. 1 senelik izin aldık. 5 tane kadın cezaevi vardı o dönem. Şimdi 7 tane. Her birini ikişer kez ziyaret ettik. Bakırköy bizim çalışma üssümüzdü. Bakırköy’e her hafta Pazartesi günleri 13.30 ile 16.00 arası giderek çalışmamızı sürdürüp, diğerlerine de senenin belli zamanlarında gittik. Bu bir belgesel proje olduğu için hemen fotoğraf çekerek başlamadık tabii ki. Önce röportajlar yaptık. O insanlarla yakın temas kurarak hem biz onları tanıyacaktık hem onlar bizi. O süreci çok iyi atlattık. Ve orada da hakikaten güzel ilişkiler kurduk. İlk önce bizi onlara yardım edecekmişiz gibi gördüler. Bizden istedikleri birtakım talepler oldu. Hem annelerle hem çocuklarla bir taraftan çok hüzünlü, çok sorumluluk isteyen, bir taraftan çok keyifli günler geçirdik ve sonuçta böyle bir proje ortaya çıkarttık.”

Bu proje şuan 3. kez sergilenmekte. Daha önce Şişli ve Maltepe’de sergilendi. Başka illere de gitmesi olası mı ve ne kadar süre devam edecek sergi? Projeyi hangi noktaya taşımak istiyorlar? Sergiyi gören kişilerin tepkileri nasıl oldu? gibi merak edilen soruları da Harika Kora şöyle yanıtlıyor:

“Bu projemizi başka yerlere taşımaya çalışıyoruz. Türkiye içi ve belki Yurtdışı. Ve bir daha böyle bir projeyi yapabilen olabilecek mi şüpheli. İzinleri almak çok zor. Ses getirmemiz gerekiyor. Çok büyük bir emek var. İlk İstanbul ile başladık ama başka illere de sarkmasını istiyoruz. Dediğim gibi belli olmaz belki Yurtdışına da gidebilir. Biz şimdilik bu projemize yoğunlaşıyoruz. Çok dağıldığınız zaman bir şeyleri kaçırırsınız. Ama tabii üçmüzün de farklı projeleri oluyor. Onlar ayrı devam ediyor. Daha fazla insana ulaşması lazım. 3 yerde sergi açtık. Şişli, Türkan Saylan Maltepe ve CKM’de. Bazı arkadaşlarım 3. Kez görüyorlar. Bugün bir arkadaşım dedi ki “Harika bu fotoğrafları ben görmedim, değiştirdiniz mi?” Yok dedim değiştirmedik. Tam tersi alana göre küçültüyoruz. Çok fazla fotoğraf var elimizde. Ağlayarak çıkan çok oldu. İnsanların içine işliyor. “

Sergide fotoğrafların yanlarında annelerin söyledikleri sözler de yer alıyor. Birkaçı şöyle:

“6 yaşını doldurmasına çok az kaldı kızımın. Dışarıda nelerle karşılaşacağını anlatmaya çalışıyorum dilim döndüğünce. Toprağı, çimeni, hayvanları, kilidi olmayan odalarda yaşamayı bilmiyorlar ki…”

“Minik kızımın oyuncağı yok bu beni çok üzüyor ama elimden gelen bir şey yok.”

“Kadınlık duygularımızı yitirdik burada. Annelik duygularımız incindi. Yemek yapmayı çok özledik. Bilir misiniz yemek yapmanın özlemini…”

“Kızım bütün gün pencerenin içinde ayakta durup dışarıyı seyrediyor.”

“Dışarı çıkınca çocuklarımı da alıp pikniğe gideceğim. Günlerce dışarıda, deniz kenarında, karda, ayazda gezineceğim. Çocuklarımla doya doya vakit geçireceğim. Pişmanım ama suçlu muyum?”

“Kantinden aldığımız kalitesiz ve ucuz temizlik maddeleri ile yıkadığımız çamaşırlar özellikle çocuklarımızda alerjik reaksiyonlara yol açıyor.”

“Oğlum 2 aylık doğuştan sünnetli. Doktor hastaneye sevk edilmeli, belki de ameliyat olması gerekecek dedi ama hala sevk olmadı. Canı acıyor, sürekli ağlıyor.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Zuhal Tuzcu

Arkeolog. 12 Haziran 2012'de Dağ Medya'ya katıldı. Arkeoloji üzerine yazılar yazıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir