Dersimiz: Hayvan Hakları

“…hayvan hakları, hem sayı hem de acılarının şiddeti anlamında dünyanın en çok ezilen canlılarının özgürlüğüne dair bir düşünce olarak kalmamalı sadece; toplumsal bir hareket olmalı.”

Animal Liberation

Dr. Steve Best

-Aşağıdaki yazı animalliberationfront.com sitesinden alındı-

Ama hayvan hakları tam olarak ne demek? Hayvan hakları hangi anlamlarda insan haklarına benziyor? Hayvan hakları bütün ahlâk problemlerinin çaresi mi?

 

Hakların Arkaplânı

 

Hak kavramını ilk olarak ayrımsayanlardan birisi İngiliz düşünür John Locke oldu. Locke; insanların yaşama, özgürlük ve mülk edinme hakları olduğuna inanıyordu. İnsanlar hak kavramlarını çoğu kez,  uygarlaşmadan önce “doğal hallerinde”  yaşarken, uzun zamandır sürdürdükleri ya da  Tanrı tarafından kendilerine verildiğine inandıkları “doğal” haklara dayandırır. Bunun yanı sıra, bu insanlar bu hakların evrensel olduğunu iddia eder, yani otomatik olarak, hiçbir itiraz kabul etmeksizin ve geri dönüşü olmamak üzere herkes için geçerli olduğunu söylerler. Ancak insan haklarının ne doğal ne de evrensel olduğunu söyleyebiliriz. Haklar; insanların başkalarına uygun olduğunu düşünerek kabul etmeye istekli olduğu , insanların belli menfaatleri olduğunun kabulünden başka bir şey değildir.

 

Modern insan haklarının dört özelliği vardır, haklar;

Doğaldır- kural koyucuların icadı değildir.

Evrenseldir- herkese uygulanır.

 

Eşittir- herkes için aynıdır.

Devredilemez- hiç kimse haklarını kaybedemez.

Haklar genel olarak bir ülkenin hükümeti ile yurttaşlar arasındaki sözleşmedir, mesela oy kullanma hakkı, adil bir mahkeme hakkı, düşünce özgürlüğünü uygulama hakkı gibi  ve bunlar ülkeden ülkeye farklılık gösterirler. Bir çok devlet yurttaşlarına birçok hak verdiği konusunda iddialarda bulunursa da bunu tam anlamıyla yapmaz.

 

Haklarla İlgili Önemli Tarihler

1776: ABD’nin Bağımsızlık İlânı: yaşama, özgürlük ve mutluluk haklarını tanıdı. Bu ilân insan hakları ile ilgili ilk büyük resmî ilândır.

1789 Fransa Ulusal Meclisi vatandaşlarının haklarını onadı; yasa karşısında eşitlik, keyfî şekilde hapse atılmanın önlenmesi, düşünce ve din özgürlüğü, mülkiyetin korunması ve ödeme gücüne bağlı olarak vergilendirilme hakkı tanınmış oldu.

 

1948: BM, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini onadı, iki düzineden fazla hak tanınmış oldu. Bu haklar arasında yasalar karşısında eşitlik, hareket özgürlüğü, din özgürlüğü, bilgi edinme özgürlüğü, yaşama özgürlüğü gibi haklar vardı.

 

Hayvan Hakları

Hayvanlara hak tanınmasının kabulü, hayvanların aynen insanlar gibi bir çok anlamda önemli olduğu kabulüne dayanır. Hayvanlar bir yaşam öznesi olan, his ve duygu sahibi canlılardır: acı ve mutluluk hisseder, hisler yaşar, hatırlar, endişelenir, öğrenirler; bir taş ya da kayadan farklı olarak, başlarına gelen şey onlar için önemlidir. Bu yüzden, eğer insanların hak sahibi olmayı hak ettiğini öne sürüyorsanız, hayvanların da hak sahibi olmayı hak ettiğinin söylemek mantıklıdır.

Ancak, hayvanların menfaatleri insanların menfaatleriyle her zaman aynı değildir. Bu yüzden hayvanların ihtiyacı olan hakların çapı insanların ihtiyaç duyduğu hakların çapı ile aynı değildir. Hayvanlar yasalar karşısında eşit olma, düşünce veya din özgürlüğü ya da adil vergilendirme gibi ihtiyaçları olan canlılar değildir. Hayvanların okur yazar olmakta ya da oy kullanmakta da bir menfaatleri yoktur. Bu yüzden hayvanlara bu hakları vermek aptalca ve anlamsız olur. Ancak hayvanlara uygun ve onlarla ilgili hakların verilmesine engel olmamalı bu durum.

 

Hayvanların ihtiyacı olan haklar şunlar olabilir:

Hayvanın seçtiği doğal biçimde özgür yaşama hakkı

Normal davranışını ifade etme hakkı (mesela yiyecek arama, yuva yapma)

Yaşama hakkı (insanlara yiyecek olmak ya da diğer insan ihtiyaçları için öldürülmeme hakkı)

Üreme hakkı (yani genlerini bir sonraki kuşağa aktarma hakkı).

Kendi yaşam biçimini seçme hakkı (yani insanların onları deneylerde ya da eğlence olaylarında kullanmaması hakkı)

İnsanlardan kaynaklı zararlardan uzak özgür yaşama hakkı (yani açlık, stres, yaralama, acı, hastalık, susuzluk vb.)

Eğer hayvanların bu hakları olduğuna inanıyorsanız, o zaman hayvanları sömürmek için şüpheli bir dayanak noktanız var demektir. Bu hakları desteklemeniz ahlâk gereğidir ve eğer desteklemiyorsanız, o zaman ahlâken yozlaşacağınız kesindir. Eğer hayvanlar bu haklara sahipse hayvan yemeyi, hayvanları avlamayı, onları hayvanat bahçelerinde tutmayı nasıl meşrulaştırabilirsiniz? O zaman vejetaryen ya da vegan olmanız gerekir.

Hayvan Hakları Duruşunun En Temel Noktası

Hayvanlara hak tanımanın gerçekçiliği açısından üç temel yaklaşım olduğunu görüyoruz: istismar, refah ve özgürlük.

1. İstismar

Hayvanların hiçbir ahlâki konumu yoktur. Hayvanları onları dilediğimiz ve uygun gördüğümüz gibi kullanmak dışında bir sorumluluğumuz yoktur. Geçmiş yüzyıllarda insanların bakış açısı böyleydi, günümüzde özellikle Çin’de ve etrafındaki bazı ülkelerde durum böyledir.

 

2. Refah

Hayvanlara iyi bakılmalıdır. İyi davranmalıyız ama menfaatler çakıştığında öncelik insandadır; çünkü insanlar üstündür ve hayvanlar da insanlar için bir kaynaktır. Refahçılar hayvanları kullanma ihtiyacını kabullenirler ama “gereksiz” hayvan acısını ortadan kaldırmaya çalışırlar. Bu yaklaşım Batı’daki bir çok insanın bakış açısıdır.

 

3. Özgürlük

Hayvanları özgürleştirmeliyiz. İşte bu yenilikçi bakış açısıdır: hayvanların  bazı açılardan insanlar gibi ahlâki bir konumu vardır. İki tür hayvan özgürlükçüsü var, ama her  ikisi de ahlâki ya da diğer temellere yaslanarak hayvanları kullanmaya son verilmesini istiyor. ‘Yeni refahçılar’ köleliğin sona erdirilmesine uzun vadeli bir hedef olarak bakarken pratik refahçı ölçüleri uygulayarak hayvanların acısını  mümkün olduğunca azaltmaya çalışıyor. ‘Sıkı kölelik karşıtları” ise refahçılığın zaman kaybı olduğuna inanıyor, istismar olmazsa o zaman refahçı yaklaşıma da gerek olmayacağını söyleyerek karşı çıkıyorlar. Özgürlükçüler insanların çoğundan oldukça farklı bir hayat biçimine sahip; vegan ya da vejetaryen olmuş, hayvanlardan elde edilen eşya, ürün, gıda vb ya da hizmetleri reddeden insanlardır.

 

Hayvan Hakları Üzerine Farklı Bakış Açıları

Hayvan hakları kavramının farklı tanım düzeyleri bulunuyor.  Tartışmayı anlamlı hale getirip boşu boşuna gerginlik meydana gelmemesi için insanların konuşurken hayvan hakları derken ne kastettiklerini netleştirmeniz gerek. Örneğin üç temel bakış açısını hemen ayırt edebilirsiniz: mutlak, eşit ve göreli

 

1. Göreli Hayvan Hakları

Hayvanlara ‘gereksiz’ yere acı çektirmekten uzak durmalıyız ama insan refahı hayvan refahından daha önemli, bu yüzden eğer elimizde yeterli sebep varsa hayvanların menfaatlerini (haklarını) bir kenara koymalıyız. Bu bakış açısı, hayvan refahçılarının bakış açısıdır.

 

2. Eşitci Yaklaşım

Hayvan ve insanların birbirine benzer menfaatlerine eşit ağırlık vermeliyiz. Bir köpeğin ve bir insanın çektiği acı hakkında ahlâki bir karara varmamız gerektiğinde her ikisinin de kendisine acı çektirilmesini istemediğini biliriz, bu yüzden köpeğe de insana verdiğimiz  önemi vermemiz gerekir. Eğer insana acı çektirmeye hazır değilsek  o zaman köpeğe de acı çektirmemeliyiz.  Faydacı felsefeyi savunan  insanlar böyle bir bakış açısına sahip olabilirler.

 

3. Mutlak Hayvan Hakları

 

Hayvan haklarını her daim korumalıyız, böyle yapmak insanın kendine ve topluma zarar verse bile. İnsanlar hayat kurtaracak bir ilacın geliştirilmesi için köpekler üzerinde deney yapmamalı- böyle yapmak bir  ilacın senelerce gecikmesi anlamına gelse bile.

 

Hayvan haklarını tartışırken kendinizi bu üç kademeyle sınırlandırmak zorunda değilsiniz. İstediğiniz şekilde nüanslar yaratın, mesela hayvan hakları meselesini his ve duygu sahibi olmayan hayvanları kapsayacak şekilde genişletin ya da yaşayan şeyleri (Tim Gier’in terimi-Cem) kapsayacak biçimde genişletin, veya hayvan haklarıyla ilgili yeni tanımlar ortaya koyun.

 

Haklar Bütün Sorunların Çaresi mi?

Haklar eğer bireyleri koruması isteniyorsa mutlak olmalıdır; başka birisinin  isteyebileceği bir şeye uysun diye engellenmemeli ya da askıya alınmamalıdır. Ancak ahlâki ikilemler sırasında hakların görmezden gelinmesi vakaları yaşanıyor, mesela birilerini kurtarmak için başka kişileri öldürmek gibi. Örneğin ekinlere zarar veren fareler, açlığa sebep olan fareler ya da soyları tükenme tehdidi altındaki türlerin bireylerini yiyen tilkiler gibi. Bu türden menfaat çatışmalarında nasıl bir tavır göstermemiz gerekir? O zaman başka bir felsefeye başvurarak tepki verebiliriz-mesela faydacılık gibi:bu felsefe, en çok sayıdaki bireyin mutluluğu için hareket edilmesi gerektiğini söylüyor. Bu yüzden haklar bütün zamanlarda bütün ahlâki durumlarla başa çıkabilen her derde deva bir şey değildir; arada bir ahlâki meselelerle başa çıkarken bize rehberlik etmesi için hak kavramının dışına bakmak zorunda kalabiliriz.

 

Hak konusuyla  ilgili bir diğer sorun ise bazen insanların içsel değeri olduğunu, yani insanlar için değerinin ne olduğundan bağımsız kendilerine ait bir önemlerinin olduğunu söylemesidir. His ve duyguları bulunan bütün canlıların eşit içsel değerleri olduğu için hak sahibi olma hakları olduğunu söyleyebilirsiniz.  Ama  içsel değer gerçekten var mıdır? İçsel değer, değer sahibi olmayan ya da değeri olmadığı söylenen  şeylere değer veren insan değer sisteminin bir parçası olabilir. Eğer içsel değere inanmıyorsanız o zaman hayvan özgürlüğünü faydacılık aracılığıyla elde etmeye çalışmanız gerekebilir, hayvan hakları aracılığıyla değil. Bir faydacı olarak his ve duyguları olan bütün hayvanların menfaatleri olduğunu ve bu sebeple hiçbir türün (yani insanlığın) bir diğerinden daha önemli olmadığını söyleyebilir, bütün canlıların göreli ahlâki menfaatleri sebebiyle ahlâki anlamda önemsenmeyi hak ettiğini söyleyebilirsiniz.

 

Şimdi hayvan haklarından yana ve hayvan haklarına karşı bazı argümanları dinleyelim.  Bu argümanları kendi argümanlarına ekleyerek genişletebilirsiniz:

 

1. Çizgiyi Çizmek

İddia: Eğer hayvanlara haklarını verirsek o zaman böceklerin ve bitkilerin de hakları olacak. Saçmalık.

İddia: hayvan hakları his ve duyguları olan hayvanları(öncelikle memeliler ve kuşları ama ahtapot gibi gelişmiş omurgasızları da ) kapsar. Bütün doğaya hak vermeyi bir dava haline getiren, Derin Ekolojidir.

 

2. Hayvanlığa Bağımlılık

İddia: hayvanlara haklarını vermek toplumu  ciddi anlamda sarsacaktır. Hayvanlara hak verecek olursak çok büyük değişimler yaşamamız gerekecek. O zaman bütün hayvan kullanımları sona ermek zorunda kalır ve biz de normal hayatlar yaşayamayız.

İddia: çoğu insan hayvanlara mümkün olduğu noktada mutlak haklarını tanımak, ve veremedikleri noktalarda da göreli haklarını tanımak isteyebilir. Bunu iyi niyet ve dikkatle yerine getirmeliyiz.

 

3. Ahlâk duygusu

İddia: hayvanların ahlâk duygusu yoktur, bu yüzden ahlâki hak ihtiyaçları bulunmaz.

İddia: İnsanlar hayvan haklarını desteklemelidir; çünkü insanlar ahlâk özneleridir. Esas mesele hayvanlarının ahlâk duygularının olup olmaması değildir.

 

4. Kavrama

 

İddia: Ancak hak nedir bunu kavrayabilen canlılar haklardan faydalanabilir. Hakları anlayan tek canlı insanlar olduğuna göre ancak insanlar hak  sahibi olabilir.

 

İddia: Çocuklar ve ciddi mental rahatsızlıkları olan insanlar hak kavramını anlayamaz ama, onların bu haklara sahip olmasını reddetmiyoruz. Bu yüzden hayvanlar hak kavramını anlayamıyor diye onları bu haklardan mahrum bırakamayız.

 

5. Karşılıklılık

 

İddia: Hak vermek o olayın başkalarında da olduğunu kavramak anlamına gelir. Yaşama hakkınız vardır, bu yüzden diğerlerinin yaşama hakkına da saygı duymak zorundasınız. Hayvanlar bu mantığı kavrayamadığı için hak sahibi olmamalıdır.

 

İddia: Hayvan hakları hayvanların insanlara değil insanların hayvanlara nasıl davranacağıyla ilgilidir. Ne olursa olsun, gelecek doğmamış insan kuşaklarının haklarına saygı duyuyoruz, onlar mantık yürütemese bile.

 

6. Akıla Karşı Biyoloji

 

İddia: İnsanlar hayvanları öldürüp yiyor, çünkü biz çevremizi sömürerek hayatta kalacak şekilde evrim geçirdik. Bu yüzden hayvan haklarını kabul etmeyi düşünmek mantıksız, sömürmeye devam etmeliyiz.

 

İddia: Diğer hayvanlardan farklı olarak şu anda sadece biyolojik evrim tarafından kısıtlanmıyoruz. Nasıl davranmamız gerektiği üzerine düşünerek davranma biçimimizi seçebiliriz. Bu yüzden ahlâklı davranarak hayvan haklarını kabul edebiliriz.

 

7. Yiyecek

 

İddia: Hayvanlar birbirini yiyor, biz de onları yiyoruz. Hepimiz yiyecek zincirinin bir parçasıyız. Bu yüzden hayvan haklarını kabul edemeyiz.

 

İddia: Hayvanlar birbirini öldürüyor çünkü bunu yapmak zorundalar, bunu ya yiyecek bulmak ya da gıda kanallarını korumak için yapıyorlar, yoksa  ölürler. Hayvan yememeye karar verebiliriz. Vejetaryenler-veganlar et eksikliğinden ölmezler.

 

8. Mental Kapasite

 

İddia: İnsanların hayvanlardan daha büyük bir mental kapasitesi var, bizimle boy ölçüşemezler. Bu sebeple hayvanlara haklarını vermek demek insanlığı küçük düşürmek demektir, hayvan haklarını reddetmek zorundayız.

 

İddia: Ağır mental rahatsızlıkları olan insanları ya da bitkisel hayatta yaşayan insanları kullanmıyor ya da onları istismar etmiyoruz. Bir çok hayvanın mental kapasitesi bu insanlardan daha fazla. Bu yüzden hayvan haklarını reddetmemeliyiz.

 

9. Tür Farklılığı

 

İddia: Hayvanlar ve insanlar kesin olarak birbirinden farklılar. Bu yüzden hayvanlara insanlara davrandığımızdan farklı bir şekilde davranmalıyız.

 

İddia: İster zekâ, biçim, duruş ya da renk olsun hayvanları ahlâki temelde insanlardan ayıran kabul edilebilir bir fark yoktur. Bu yüzden hayvanları ve  insanları ikiye ayıran hiçbir ahlâki çizgi yoktur.

 

10. Acı

 

İddia: Hayvanları acı ve ızdırap çekebiliyor. Ama bu, onlara hayvan haklarını vermemiz gerektiği anlamı taşımaz, sadece onlara karşı gaddar olmamamız anlamına gelir. Hayvanlara iyi davranabilir ve onlara hak olayına girmeden gerekli uygun yasal korumayı sağlayabiliriz.

 

İddia: Bütün çocuklar BM Çocuk Hakları Bildirgesi ile 200 ülke tarafından kabul edilmiş haklara sahiptir. Mental engellilerin de hakları vardır. Şimdi şefkat çemberimizi, hayvan haklarını kabul ederek genişletmek zorundayız.

 

11. Duygu ve His Sahibi Olmak

 

İddia: Hayvanlar his ve duyguları olan canlılar değildir: konuşamazlar; düşünceleri, hisleri, arzuları, duyguları ya da çeşitli ilgileri olamaz. Bu sebeple, hayvan haklarını reddetmeliyiz.

 

İddia: Hayvanlarla  ilgili cehaletimizi duyarsızlığımız  için bir bahane yapmamalıyız. Bazı hayvanların bazı düşünceleri olduğunu, konuşma ölçüleri olduğunu biliyoruz, hayvanların mesela yavrularını önemseme ihtiyaçları gibi hisleri olduğunu, grupları içerisinde kalarak kendilerini orada güvende iyi iyi hissettiklerini biliyoruz. Bu yüzden hayvan haklarını tanımalıyız.

 

animalliberationfront.com

 

Çev.Cem

Kaynak:http://hayvanozgurlugucevirileri.com/2013/11/10/dersimiz-hayvan-haklari/

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir