Savaş Ay hayatını kaybetti

Uzun süredir gırtlak kanseri ile mücadele eden Ay yaşama veda etti.

Usta gazeteci Savaş Ay, Samatya’daki İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde vefat etti.

14 yıldır gırtlak kanseriyle mücadele eden Savaş Ay, bir ropörtajında hastalığıyla olan mücadelesini “Yaşamı çok sevdiğim için ölümü de sevdim, ondan korkmadım” sözleriyle dile getirmişti.

Türkiye’nin A Takımı programı ile tanıdığı Ay, gazeteciliğe 1974 yılında Dünya gazetesinde muhabir olarak başladı.

Tercüman, Vatan, Milliyet, Sabah gazetelerinde ve Akajans’ta görev yaptı.

atv, TGRT, Kanal D, Kanal 6, Show TV, Flash TV, Star TV ve Kanal 1’de A Takımı programını yaptı.

Ay, 2000 yılında Beyazıt Öztürk ve Kerem Alışık’ında oynadığı Dansöz adlı filmin yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını da yapmıştı.

12-19

 

Bir süredir tedavi gördüğü Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybeden televizyoncu Savaş Ay, 14 Ekim’de Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde yazdığı yazıyla okuyucularını duygulandırmıştı

“Samatya ben fazla kalmayacağım” diye başlayan yazısında 1 günlük kontrol için girdiği hastanede 23 gündür tedavi gördüğünü anlatmıştı.

İşte o yazı

klınıza boşboğazlık ettiğim gelmesin. Bayram öncesinin un kurabiyesi tadını bozmak için değil, mevzu gereği ” hastanedeyim ” diyerek başlayacağım yazıma. Vaziyetim şimdi hatırlatacağım bir filmle benzer hale gelince ara bağlantıyı açıklamak da girizgâhıma düşecek çünkü. Hafıza kovanızı geçmiş kuyusunun 4- 5 yıl önceki zaviyesine sarkıtın lütfen.

O günler

O zamanki Bayrampaşa Cezaevi ‘nde açıklama yaparak; bir grup sinemacı çalışma yapmıştı. Sefa Önal, Birol Güven gibi ustaların denetiminde harika bir çalışmaydı bu. 3 aylık atölye seminerlerine katılan 80 tutuklu, 15 film hikâyesi yazmış, “Hayal Kurmak Serbest” adlı bu atölyenin ilk meyvesi seçilmişti. Adı dilinize geldi bile değil mi?

Nebil Özgentürk ve Hıncal Uluç’un Savaş Ay’ı ziyaretinden bir kare…

Evet: “Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım”…

Gerçek bir öyküydü. Buraya bir şekilde gelen bir arkadaşa “çay içer misin? ” demişler, “Zahmet olmasın. Ben fazla kalmayacağım. Az sonra yanlışlık anlaşılır ve giderim” demiş. Ancak 2 senedir orada yatmakta.

Durum vaziyeti

Benim durumumla olan bağlantıya gelirsek. Evden 1 günlük ayakta hadi bilemedim 2 gün 2 gece yatarak gözetim altında geçireceğim bir hafta sonu için tıpış tıpış geldim hastaneye. Kısa bir kontrol ve beklediğim sonuç. ” Bugün tamam, yarın yine gel. ” Deyip uğurlandım doktorlarımın yanından. Yarın da geleceğim sonra işlem tamam olacak ohh…

Savaş Ay’ın hasta yatağındaki son fotoğraflarından…

Sabah müthiş bir halsizlik ve kapıda ambulansın hazır olduğu haberiyle uyandım.

Üstümü değiştirip fotoğraf makinemi alıp çıkarken koca bir çanta hazırlayan kız kardeşime de çıkıştım: ” Yahu 2 saatlik bir tedavi ben fazla kalmayacağım ne hazırlığı bu?

Pilli bebek

Yakınlarıma tüyoyu verip beni ürkütmemişler meğer. Kapıya doğru 3 adım daha atınca fişi çekilmiş oyuncak bebek gibi yığılıverdim kapı önüne. Nabız, tansiyon, stres, yorgunluk, malum hastalığımla birleşince şallak mallak etmiş beni de haberim yokmuş meğersemse…

Ben hâlâ içten içe gülmekteyim ve ” abartıya bak” çekiyorum içimden.

Ambulansa götürebilmek için sosisli sandviç gibi yaptılar ki dar merdivenleri rahat inelim. Arayı atlayarak hastanenin yani eski Samatya SSK olan, şimdinin İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin kapısındayız, apar topar KBB (Kulak Burun Boğaz) servisine çıkarılmaktayım.

Sedyeden yatağa

Az sonra tertemiz bir odada buluyorum kendimi. Sedyeden yatağa geçtiğimde külçe haldeyim. Bir grup doktor odaya koşturunca kalkıp selamlamak istiyorum ama mümkünü yok. ” Neden zahmet ettiniz ben az sonra çıkacağım? “diyorum ama ne sözüme itibar ne yüzüme bakan var. Birbirlerine kaçamak bakışlar atıp, acısını sonradan fark edeceğim gülümseyişler süzüyorum dudaklarından.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir