Demokratikleşme paketi için kimler ne diyor?

Başbakan Erdoğan’ın bu sabah açıkladığı Demokratikleşme paketi kimileri tarafından yetmez ama evet diye yorumlanırken, kimileri için ise sembolik hatta demokratikleşmeyi içermediği şeklinde yorumlandı.

Demokratikleşme Paketi

İşte bir kaç yorum ve yazıyı aktarıyoruz:

Cumartesi İnsanları adına Hanım Tosun: Pakette Demokrasiyle İlgili Bir Şey Yok açıklamasında bulunuyor ve ekliyor , Demokratikleşme Paketi’nin toplu mezarlar ve faili meçhullere değinmemesinin kayıp yakınlarını hayal kırıklığına uğrattığını söyledi.

“Demokrasiden bahseden insan biraz da bunun içini doldurur. İnsanları boşu boşuna umutlandırdı, insanlar hayal kırıklığına uğradı. Boş paket, insanı boşluğa düşürüyor.”

Cumartesi İnsanları’ndan Hanım Tosun, Demokratikleşme Paketi’nin toplu mezarlar ve faili meçhullere değinmemesinin kayıp yakınlarını hayal kırıklığına uğrattığını söyledi.

Cumartesi İnsanları’ndan Hanım Tosun, Başbakan Erdoğan’ın bugün açıkladığı Demokratikleşme Paketi’ni böyle yorumladı.

Paketin açıklanması üzerine, eşi Fehmi Tosun 1995 yılında gözaltına kaybedilen Hanım Tosun ile konuştuk. Tosun, paketin kayıp yakınlarının beklentilerini karşılamadığını söyledi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları, geçtiğimiz cumartesi günü Galatasaray Meydanı’ndaki 444. buluşmalarında Demokrasi Paketinde kayıplar için bir düzenleme olup olmadığını sormuştu.

 Devamını okumak için tıkla:http://bianet.org/bianet/insan-haklari/150281-hanim-tosun-pakette-demokrasiyle-ilgili-bir-sey-yok

T24 yazarı Bekir Ağırdır,Başbakan Erdoğan’ın Demokratikleşme paketini sunmadan önceki üslubuna dikkat çekiyor.  Ve bunları şöyle sıralıyor:

1.       Başbakan’ın devleti daha doğrusu vesayeti 27 Mayıs öncesi ve sonrası olarak ayırması dikkat çekiciydi. Belki “Cumhuriyet’le hesaplaşıyorlar” iddiasına siyaseten bir pozisyon alma amacıyla bu vurgu yapıldı bilemiyoruz.

2.       Başbakan pakete muhalefetin desteğini talep etme niyetinde değildi. Aksine muhalefeti yine karşı pozisyonda tutmayı sürdürme hedefindeydi.

3.       Açıklama öncesi yükseltilen beklentiyi  dengelemeye çalışıyordu.

4.       Vizyon olarak: Ak Parti 2023 vizyonunu hatırlatırken yanına ek yaptı: Avrupa Birliği müktesabatı ve uluslararası  anlaşmalar, standartlar.

Paketin içindekilere bakılınca üç ana eksen vardı:

1.       Siyaset alanının düzenleme amaçlı olanlar olumluydu. Seçim sistemine dair öneriler elbette tartışılacak ama Yüksek Seçim Kurulu ve seçimlerin yönetimine dair öneri yoktu. Siyasi Partiler Kanunu, propaganda yasakları, toplantı ve gösteri yürüyüşleri  kanunlarındaki, partilere yardım gibi oldukça kayda değer öneriler vardı.

2.       Ayrımcılık ve nefret suçlarıyla mücadeleye dair öneriler vardı ki oldukça olumluydu.

3.       Kürt meselesi ve açılımı ilgilendiren öneriler vardı. Ana dilde özel okullarda da olsa eğitim, köy isimleri, yasaklı harflerin yasaklarının kaldırılması gibi olumlu öneriler vardı.

Paketin içinde olmayanlara gelince yine iki eksende eksikler var. Ya da başka paketlere ihtiyaç duyulanlar var:

1.       Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nda yer alan siyasetin demokratikleşmesinin ve doğallaşmasının önündeki engelleri kaldırmaya dair öneriler yoktu.

2.       Yerel yönetimlere dair uluslararası anlaşmalara konulan kısıt ve rezervlerin kaldırılması eksikti.

3.       Özel yetkili mahkemeler, faili meçhullerin soruşturulması gibi düzenlemeler ve vurgular eksikti.

4.        Alevi açılımının sonuçları ve cemevlerine dair düzenleme önerileri yoktu.

Paketin önerileri bugünden ileride düzenlemeler içermektedir.

Ama eksikleri de daha çok bu meseleleri tartışacağımızı göstermektedir.

Devamını okumak için tıkla: http://t24.com.tr/yazi/paketten-cikanlar-cikmayanlar-ve-basbakanin-uslubu/7525

 

T24 yazarı Aydın Engin ise, Demokratikleşme paketi Kürtler için değil miydi diye soruyor ve Alevileri’in Dağ Fare doğurdu açıklamasını hız önyargı olmaz mı diye sorguluyor.

Yazı şöyle devam ediyor:

İçeriği devlet sırrı gibi saklanan buna rağmen adı “Demokratikleşme” olan paket nihayet Başbakan tarafından açıklandı. Erdoğan yaklaşık 40 dakika süren ve ünlü “balkon konuşmalarını” hatırlatan açıklamada paketin önemi ve değeri üstüne 30 dakika -edebi bir üsluba özen gösterilmiş- övgüler düzdü; paketin içeriğinin anlatımı ise galiba 7-8 dakika sürdü.

“Dağ fare doğurdu” nitelemesi fazla yüzeysel ve önyargılı olur. Ancak Başbakan’ın öğündüğü kadar da muazzam bir demokratik adım, “devrim” terimi ile nitelenebilecek bir değişim olmadığı da açık.

Galiba bu satırlar yazılırken henüz tam metni önümüzde olmayan pakette “Neler var” sorusunu cevaplamak yerine “Neler yok” hatta “Ne yok” sorusu daha anlamlı.

Bu paket belki son AKP kongresinde açıklanan “2023 hedefleri” bağlamında bir adımdır, ki Başbakan bu noktayı defalarca vurguladı, “Bu son adım değildir” dedi, arkasının geleceğini altını çizdi.

Ancak “Demokratikleşme paketi” deyiminin günlük siyaset diline girmesi ilk adımı PKK’nin gerillaları sınır dışına çekmesi ile başlayan “Barış süreci“nde oldu. Sürecin son adımı olarak algılandı ve anlatıldı.

Bu açıdan bakarsak demokratikleşme paketi öncelikle Kürt siyasal hareketinin beklentisiydi ve Kürt sorunun çözümünde AKP’in tutumunu belirleyecek bir adımdı. Özel okullarda ve üniversitelerde Kürtçe eğitimin, şu ünlü Q, W, X harflerinin kullanımının suç olmaktan çıkmasının ve belde adlarının mutlaka Türkçe olmasını buyuran yasanın kaldırılmasının dışında pakette çok temel ve barış sürecinin geleceğini belirleyecek önemde herhangi bir adım ya da yönelim yok gibi. En azından bu paket sayesinde birer siyasal rehineye dönüyen KCK tutuklularına özgürlük yolu açılmıyor; Terörle Mücadele Kanunu’nun saçma sapan maddelerinde köklü bir ayıklamaya gidilmiyor; dağdakilerin silahsız siyasete geçmesine ilişkin önlemler yer almıyor.

Böyle bakarsak Kürt sorununun çözümü, barış sürecinin somut sonuçlar üretecek bir içeriğe kavuşması için galiba beklemek gerekecek ve bu ister istemez sancılı bir süreç anlamına geliyor…

Devamını okumak için tıkla: http://t24.com.tr/yazi/paket-oncelikle-kurtler-icin-degil-miydi/7527

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Bianet’e yaptığı açıklamada, ‘Paketten reform çıkmadı’  yorumunu yapıyor.

“Baraj kalkmadı, yeni barajlar önerdi”

“Siyasetin demokratikleşmesi noktasında en önemli şart seçim barajının kaldırılmasıdır ama Başbakan yeni barajlar önerdi.

“Yüzde 10 barajının karşılığına denk gelecek yeni baraj sistemleri önerdi. ‘Barajlara devam, üçlü barajdan birini tercih edin’ der gibi bir şey önerdi.

“Zaten var olan uygulamalar yasalaşıyor”

“Bugüne kadar zaten yapılan pek çok şeyin yasasını, genelgesini çıkarmaktan bahsetti. “Mesela başörtüsü zaten fiilen sorun olmaktan çıkmıştı. Yardım toplama sistemi fiilen değişmişti. Mor Gabriel Manastırı ile ilgili sorun zaten kısmen çözülmüştü.

“Yıllarca üstünde çalıştığımız ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik kurulunun kuruluyor olması atılan tek adım. Bunda da dört yıl geç kaldılar.

“Köy isimlerinin kullanılması konusunda bölgede zaten belediyeler çok dilli belediyeciliğe geçmişti. Onunla ilgili güvence bile veremedi Başbakan. Sadece köy isimleri değişebilir dedi. Mesela bir Dersim adını kullanamadı

“Özel okullarda anadili, sembolik adım”

“Bir dil kamusal alanda kullanılmasıyla kendini var edebilir. Bugün özel okul açmak oralarda çocuk okutmak çok maliyetli işler.

“Yoksul Kürt halkı hangi parayla özel okul kuracak veya çocuklarını okula gönderecek? Binasından tutun da ders araç gereçlerine, öğretmenlerin maaşlarına kadar ciddi masraf var. Bu ancak sembolik bir adım olabilir.

“Başbakan’ın gösteriden anladığı bizimkinden farklı”

“Toplantı ve gösteri hakkı konusunda muğlak ifadeler kullandı. İzinli gösterilerden bahsederek, saat aralığını uzattıklarını söyledi.

“Başbakanın anladığı toplantı gösteriyle bizim anladığımız aynı şeyler değil. Başbakan izinli mitinglerden bahsediyor. Oysa sorun izinli mitingler değil ki. Sorun insanların gösteri hakkını izne tabi olmadan rahatça kullanmaları ile alakalıdır.

“Kaldı ki polisin müdahalesiyle ilgili, işkenceyle ilgili bir şey diyemedi. Uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesi ile ilgili bir şey yok. Kayıplar sözleşmesi yok, ceza mahkemesinin yargı yetkisinin tanınması yok, Cenevre Sözleşmeleri ek protokolleri yok.”

Devamını okumak için tıkla: http://bianet.org/bianet/toplum/150280-paketten-reform-cikmadi

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir