Çözülmesi Gereken Düğümler ve Serie A

Fırtına gibi başlayan liglerden birisi de Serie A. İtalyanların en mücadeleci arenası bu sene geçtiğimiz birkaç yıldan daha çok rekabete sahne olacak. Zirvedeki 2 haftalık performanslar bunun küçük bir kanıtı.

Erkin Bozdoğan

serie-a-giris

Serie A’da oturmuş kadroların yanı sıra en kritik mevkilerden hocalara kadar yeniden inşa edilen ya da birkaç takviyeyle yeni maratona hazır olduğuna inanılan farklı tipte takımlar ve düzenler karşımızda olacak. Sadece çok adaylı bir şampiyonluk yarışı değil, Avrupa Kupaları mücadelesi de eski Serie A’daki o popülerliği ve kıyasıya rekabeti canlandırmak için bir numaralı şans. Bu şans umarız ki gerçekleşir ve bizler de eski dönemlerini aratmayan bir futbol resitali izleriz.

Takip ettiğimiz kadarıyla İtalya’daki futbol kalitesi asla aşağılarda ya da ülke puanlarının azaldığı gibi çok da kötü değil. Oldukça mücadeleli, skoru taraftarları tatmin eden ve oyun kalitesi kimi zaman çok daha yüksek olan bir yapı var. Tek eksik belki de futbolun en önemli ve sürekli öğesi olan olgu: Taraftarlar. 80 ve 90’larda dolup taşan İtalyan statları yıldızların artık başka ligleri tercih etmesi, başarı oranındaki düşüş, şike ve bahis olayları, holiganlık ya da statların eskiliği/büyük kulüplerin haricinde kalanların rejenerasyon çalışmalarını yapamayışı gibi çok geniş ve defalarca konuşulan nedenleri var. Belki de bu nedenlerin etkilerini ne kadar azaltabilirizin hesaplarını yapan İtalyan otoriteleri, belki de bunu mücadeleci ve kaliteli takımların heyecan dolu kovalamacasıyla başlayabilirler. En azından iyi bir başlangıç olmaz mı?

Juventus vs Aygreville - Amichevole Ritiro estivo 2013/2014

Llorente ve Tevez: Forvet hattı artık daha da durdurulamaz
LlorenteTevez.jpg -/ http://bianconeroblog.files.wordpress.com/2013/07/llore06_941-705_resize.jpg

 

Bu mücadelenin yapıtaşlarından ilkine Juve’yi yazmalıyız diye düşünüyorum; muhtemelen siz de öyle olmalıdır diye görüş bildireceksiniz. Zira kulübün neredeyse Avrupa’nın zirvesinde ve yıldızlarla dolu olduğu başarılı döneminde sonra yaşadıklarını hepimiz biliyoruz ve Türkiye’deki durumla örnekliyoruz. Hakem manipülasyonu ve şike davaları yüzünden 2.lige düşmesiyle bir bir ayrılan yıldızların sonucu olarak küçülmeye giden “Dev”, öncelikli olarak kendisini tekrar Serie A’ya attı ve yavaş yavaş o eski Juve’yi kurmanın hummalı çalışmalarına da başlandı. Ranieri ile tekrar Serie A’ya çıkıştan sonra geçiş dönemini Ciro Ferrara, Alberto Zaccheroni ve Luigi Del Neri ile atlatan Juventus’ta 3. sezonuna başlayan Conte’yle devam etti. Antonio Conte’nin dengeli ve uyumlu bir kadro yaratmasının yanı sıra 2000’lerin ortalarında büyük bir takımdan kötü günlere düşen Juve’nin tekrar yavaş yavaş büyüyerek şahlanmasında etkisi büyük. Gerçekten de geçiş günleri ve sonrasındaki Conte’li 2 senede kemikleşen bir oyuncu yapısı ortaya çıkan takımda temeli direk atan olmasa da koruyup geliştiren mimarın Conte olduğunu söylemeliyiz. Bu sezon da Tevez, Llorente gibi birbirlerini tamamlayacak takviyelerle eksik diye bakılan forvet mevkiisini güçlendirdiler. Karadağlı golcü Mirko Vucinic de zaten halihazırda usta bir golcü. İtalyan Milli Takımı’nı da oluşturan 3’lü ve farklı karakterde olan Pogba, Pirlo, Asamoah, Marchisio, Lichtsteiner, Giovinco gibi oyuncuların oluşturduğu ve alternatifli 5’li orta saha gerçekten büyük bir güç gösterisinden farksız. Rakiplerinin kötü yönetilmesi ve kadro kalitelerinin düşüşü sonucu ortaya çıkan kötü gidişatlarından yararlanan Juve, böylece kendisinin kabus gibi geçen sezonlarında Inter ve Milan’ın çıkışının intikamını alıyor.

Güney’den Lige Yayılan Değişim Rüzgarı  

Rollerin değiştiğini söylemek de bir bakıma durumu anlatabilir; çünkü 1.-2.lik savaşı veren ya da otoritelerce 2.lik rolü biçilen takım ne Milan, ne Inter, ne de Roma… Napoli, son 3-4 yıldır başkan De Laurentiis’in doğru yapılanması ve dengeli oluşturulan transferleriyle kapağı zirveye attı. Bu sezon da takımı adeta baştan aşağı değiştirdiler. Hatta Mazzarri’nin yerine birçok ligde ve büyük kulüplerde deneyim sahibi Rafa Benitez’in gelişi Napoli’nin daha büyük hedeflere yürütebilecek bir hamle olacaktır. İki sezondur takımın gol yükünü çeken Edinson Cavani’nin 65 milyon Euro’ya Paris’in yolunu tutmasından sonra gelen parayla neredeyse bütün bir takımı yenilenmesi olayında da, “Patron”un ve yeni bir rüzgar Rafa’nın uyumu göze çarpıyor.

Öte yandan, Rafa’nın da görev yaptığı takıma İspanyol ya da Latin oyuncuları getirme geleneği de devam etmiş oldu. Forvete Jose Callejon ve Gonzalo Higuain, defansa tecrübeli Raul Albiol ve kaleye de uzun yıllar hocalığını yaptığı Jose Reina gibi oyuncular aslında çok doğru ve yerinde hamleler. Forvette alternatif oluşturacak olan genç Kolombiyalı Duvan Zapata ve geçen sezon kiralık oynadıktan sonra bu sezon başında alınan Pablo Armero de bir başka Latin hamlesi. Sisteme uyum sağlayarak hızlı oyununu İtalya’da da göstermek isteyen Belçikalı Dries Mertens de bir başka sağlam alternatif. Sıra, iyi başladıkları lige iyi devam edip Rafa Benitez’in ustalığını sahada uygulayabilmelerinde.

“Eskiler”in Uyanış Sesleri

Başkent’te ise planlar hiç beklenmedik şekilde doğru çizilmiş, geçen sezon sürekli yukarılarda gezinen ezeli rakibi Lazio’nun oldukça aşağısında kalan Roma bu sezon oyuncu kaybına rağmen daha iyi işler yapacak gibi duruyor. Lige zayıf gözüken Livorno ve Verona maçlarıyla giren Roma’da, forvet, orta saha ve kanata yapılan takviyeler yerinde gibi gözüküyor. Roma’nın eski sezonlarını hatırlayan bu durum da, takımın yeni hocası olan ve alışma devresini iyi geçirmek isteyen Rudy Garcia’nın yanında, takımın lideri “Yaşlı Kurt” Totti’yi sevindiriyor olsa gerek. Arsenal’den Gervinho, Genoa’dan Mattia Destro, Fiorentina’dan genç yıldız adayı Adem Ljajic, ortasahaya işlerlik ve dinamizm kazandıracak Kevin Strootman bunlardan sadece birkaçı. Takımdan sorunlu ayrılan –aslında kendisini Roma’da geliştirdi- Pablo Osvaldo ve Ada’nın yolunu tutan Erik Lamela’nın yeri dolmuş gibi gözüküyor. Üstelik sadece Lamela’dan gelen bonsveris ücretiyle 3 oyuncunun bonservis masrafı –tamamı olmasa da- karşılanmış oldu. Tüm bu işlere “Akıllı Politika” dememiz diğerlerine yapılmış bir haksızlık olmaz. Başkentin diğer temsilcisi olan ve geçtiğimiz sezon akıllı ve yerinde oyunla uzun süre üst sıralarda gezinen Lazio ile İtalyan Futbolu’nun lokomotifi iki ezeli rakip Milan ve Inter de kendisini zirveye atmak isteyecektir.

poli

Andrea Poli: Belki de Milan orta sahasının yeni organizatörü
Poli.jpg / http://sports.yahoo.com/news/poli-milan-must-champions-league-152500987–sow.html

              

Daha 3-4 sezon önce Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunun yanı sıra;  şampiyon olarak ve başarılarla kapattığı dönemlerin ardından Inter’de, Mourinho’nun ayrılarak Real Madrid’in yolunu tutmasıyla tekrar eski kadro sirkülasyonu problemleri baş gösterdi. Başarılara imza atan tecrübeli ve yıldızlarla dolu kadronun yenilenmesi, oyuncular için piyasadaki adres sayısının artması nedeniyle sekteye uğradı diyebiliriz. Zira çok da ismi olmayan ve camiadan isimlere güvenen Inter, bu sezon ise takımı Napoli’den ayrılan Walter Mazzarri’ye teslim etti. En büyük avantajlarının da Mazzarri’nin başarılı bir teknik adam olması olduğunu söyleyebiliriz. Zira Genoa ve deplasmanda Catania gibi iki zorlu maçtan 6 puanla çıkmaları, kadro hacminin önceki sezonlardan daha da küçülmesine rağmen de bir şeyler başarabileceğinin kanıtı gibi. Kesin hüküm vermek için erken bir zaman olsa da, eskilerin yanında Alvarez, Guarin, Kuzmanovic ya da Palacio gibi iskeletin yeni sayılabilecek üyeleri sorumluluk alırsa işler uzun vadeli olarak da yolunda gidebilir.

Ezeli rakip Milan için ise, ismi ve kalitesine göre lige kötü başladığını söyleyebilecek olsak da nispeten daha oturmuş ya da beklenti içine girilebilecek bir kadroya sahip. Orta saha ve forvete yapılan takviyeler takıma biraz daha ivme kazandırabilir. “Taş Yerinde Ağırdır” atasözünü kullandığımız yegane oyunculardan biri olan Kaka’nın yuvaya dönüşü, İtalyanların yükselen çift yönlü, lider özelliği de bulunan Andrea Poli’nin orta sahaya katkısı ve Juve’deki forvet bolluğundan sonra ayrılarak Milan saflarına katılan Alessandro Matri’nin Balotelli, El Shaarawy ve Robinho’ya eşlik edecek olması Massimiliano Allegri’nin elini güçlendiriyor. Zira bu kozları doğru şekilde kullanıp kullanamayacağını hep birlikte izleyeceğiz.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Erkin Bozdoğan

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi‘nde Radyo-TV ve Sinema bölümü mezunu.“Camp USA” programıyla A.B.D.‘ye gitti.Bu süre zarfında çalışırken, bir sene boyunca dil okuluna devam etti. Bu dönemde de eyalet liginde futbol oynadı. Spora ve özellikle de futbola ilgisi küçük yaşlardan beri bulunan Erkin, bu ilgisini de oynayarak ve sürekli takip ederek devam ettirmiştir. Avrupa futbolu ve futbol tarihi üzerine kendisini geliştiren Erkin için unutulmayan ve öne çıkmış efsane isimlerin belgeselleri de her zaman büyük bir ilgi odağı olmuştur.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir