Biz, bu üç kadın pek renkliyiz…

 *fotoğrafın her hakkı saklıdır. Kullanılamaz.

*fotoğrafın her hakkı saklıdır. Kullanılamaz.

Böyle şeyleri pek yazamam…

Farklıyız ama bakın aynı fotoğrafın içindeyiz safsatalarını! Ancak bazı anlarda somut şeylere ihtiyacımız oluyor.

Bu iki hoş aydın insan, Kudüs’ten ayaklarının tozu ile gelip Kuzguncuk’ta beni ziyaret ettiler. Uzun bir dostluğumuz var nitekim.

Uzun uzun sarılıp, ah ne güzel gözüküyoruz iltifatlarının ardından, soruyorum aşk yok mu diye?

Yanıt: Biz çok okuduk galiba, yok diyorlar! Gülüyoruz güzel güzel. 

Başlıyorum nasıl pasif kadın rolü yapılabilir ve nasıl aşk bulunur lafları dökmeye. İşe gerçekten yarıyor, yoksa ahkam kesmem diyorum.

Kahkaha atıyoruz!

Çınaraltı’nın rüzgarı keskin oluyor, vuruyor rüzgar sert sert.

Soruyor kızlar: Üşümüyor musun? Biz üşüyoruz.

Hayır üşümüyorum, ne kadar çıplak o kadar dayanıklı oluyorsun iklime diyorum. Gülüyoruz.

Bir ara kızlar Kudüs gezilerinin onlar üzerinde yarattığı etkileyici detayları aktarıyorlar bana. Fotoğrafları gösteriyorlar uzun uzun. Ağlama duvarından , İsrail halkının aslında ne kadar yumuşak mizaçlı olduklarından bahsediyorlar, politikacıların yarattığı iklimin tersinin yaşandığını söylüyorlar.

Şahsen böyle tezatlıklar beni mutlu ediyor, seviniyorum.

Konu dönüp dolaşıp yine aşka geliyor.

Daha doğrusu tam aşksızlığa geliyorken kızlara müjdeli haberi veriyorum. Dağ Medya yazarlarından Nerys Anber ile  bir kitap üzerine çalıştığımızı söylüyorum. Konusu özetle pasaklı tanrıçalar! Gülerken bolca avlayıcılık -toplayıcılık yapabileceğiniz en azından bunun pratiğini yapabileceğiniz bir kitap olduğunu anlatıyorum. Şu kendine güvensiz kadın hallerinin sebeplerini de tecrübelerimiz ile yazıyoruz diyorum. Komik şeyler ortaya çıkıyor diye ekliyorum.

Kızlar fikre bayılıyor. Her yol aşk nitekim diyoruz. 

Ardından kızları Kuzguncuk‘ta boyadığımız merdivenleri göstermeye davet ediyorum. Sokağa girer girmez gülümsüyorlar, hay Allah ne güzel diyor bizimkiler. İnip çıkıyoruz , biraz anlatıyorum nasıl yaptığımızı filan. Gökkuşağı’nın renkleri bunlar, hatta LGBT‘nin renkleri de diyebiliriz. Renkler bizi eğlendiriyor , biz renkli olma hallerimize  gülüyoruz..

Akşamları içmesi de güzel oluyor şu tepeden diyorum sevgili ile..Gülüyoruz, sevince güzelleşen şeylerden de bahsediyoruz. Sonra uzun uzun susup boğaza karışıyoruz.

Birbirimize veda ederken, kızlar  unutmadan sana Kudüs’ten hurma getirdik verelim diyorlar.

Bırakıyorum kızları limana, dönüyorum.

Diyeceğim o ki; biz bu üç kadın pek eğleniyoruz aşktan, kendi sorunlarımızdan bahsederken, kendimizle alay edip, renklerle buluşurken. Farklılıkların eğlencesine pek varıyoruz bir aradayken.

Gölge eden olmadığı sürece  gülüşlerimiz eksilmiyor biliyoruz…

Biz seviyoruz birbirimizi!

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Pınar Dağ

about.me/dagpinar

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir