Türkiye’de Bölgesel Gelişmişlik Farklılıkları Sorunu; Şırnak Örneği

Türkiye’de bölgeler arasında hayat standartları bakımından ciddi farklılıklar vardır. 2001 yılı verileri incelendiğinde Türkiye’nin en zengin Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova illerinden oluşan TR42 Bölgesi ile en yoksul Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan illerinden oluşan TRA2 Bölgeleri arasında kişi başına yaklaşık altı katlık bir gelir farklılığından bahsetmek mümkündür. Bu farklılıkların günümüzde de devam ettiği görülmektedir. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki hayat standartlarındaki farklılık bile Türkiye’nin en zengin ve en yoksul bölgeleri arasındaki farklılık kadar derin değildir.

Şırnak
Arzu Karaarslan
Dağ Medya Ekonomi Yazarı 
https://twitter.com/ArzuKaraarslan
arzumakale

Bu makalede Türkiye’nin en fakir ve dezavantajlı illerinden biri olan Şırnak’ın kalkınma süreci değerlendirilmektedir. Burada asıl amaç Şırnak’ın az gelişmişliğine neden olan faktörleri irdelemek ve Şırnak gibi Türkiye’nin diğer yoksul şehirlerinin gelişmesinin hızlanması için yapılması gerekenler üzerinde öneriler geliştirmektir. Çünkü Şırnak’taki yoksulluk meselesi sadece Şırnaklıları değil aslında Türkiye’de yaşayan herkesi ilgilendirmektedir. Nitekim bölgesel eşitsizlikler toplumsal huzursuzluk ve hatta iç savaşlara neden olabilecek ciddi sorunlar arasında yer almaktadır.

Bölgeler arasındaki farklı ekonomik gelişmişlikler sadece ulusal politikaların sonucu olmayabilir. Aslında bölgeler arası gelir farklılıkları daha çok coğrafya, demografi, güvenlik ve altyapı farklılıklarından kaynaklanabilmektedir. Coğrafya, lokasyon ve altyapı; mal ve hizmetlerin taşınması maliyetleri üzerinde ciddi rol oynamaktadır. Ulaşım altyapısının zayıf olduğu dağlık bölgeler genelde daha yoksuldur. Özellikle de mal ve hizmetlerin taşınması aşamasındaki yüksek maliyetler nedeni ile bu bölgeler genelde düşük teknoloji kullanılan geleneksel endüstrilerin yoğunlukta olduğu yerlerdir.  Bölgesel olarak yaşanan siyasi istikrarsızlık ve güvenlik sorunları da yine özellikle özel sektör yatırımlarını baltaladıklarından bölgesel gelişmişlik farkların derinleşmesine neden olabilmektedir. Çalışanların eğitim ve beceri durumları da yatırımcıların istedikleri gibi kalifiye çalışan bulamamasından dolayı bölgelerin farklı gelişmişlik seviyeleri taşımalarına neden olan diğer faktörler olarak sayılabilir. Bütün bunların yanı sıra bölgede faaliyet gösteren kurumların kurumsal kapasiteleri ve yeni iş kurma sürecindeki bürokratik engeller bölgesel gelir farklılıklarının artması yönünde sonuçlar doğururlar.

Peki, Şırnak için neler söylenebilir? Şırnak, nüfusunun yüzde 65’nin 25 yaşın altında olduğu Türkiye’nin en genç ilidir. Lokasyon olarak Suriye ve Irak’a sınır olan Şırnak ticaret anlamında ciddi avantaja sahiptir. Bu nedenledir ki 2012 yılı verilerine göre 1 Milyar 106 Milyon Dolar ihracatı ile Şırnak Türkiye’nin en fazla ihracat yapan 16. ilidir. Ayrıca Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ikinci ülke olan Irak’a açılan tek sınır kapısı olan Habur Sınır Kapısı da Şırnak il sınırları içerisinde yer almaktadır. Fakat bütün bu belirtilen avantajlara rağmen Şırnak Üniversitesi tarafından yapılan anket sonuçlarına göre Şırnak’tan gerçekleştirilen ihracatın yüzde 95’i Türkiye’nin diğer illerinde üretilmektedir. Bu da aslında yapılan ihracatın ticaret boyutunda kaldığını ve ilin üretim kapasitesi, istihdamına beklenilen ölçüde katkı sağlamadığını göstermektedir.

Şırnak beşeri sermaye ve fiziki kaynaklar açısından da diğer bölgeler ile kıyaslandığında son sıralarda yer almaktadır. 2011 yılında Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksine göre 81 il içerisinde 78. sırada yer almaktadır. Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi; demografi, eğitim, sağlık, istihdam, rekabetçilik, inovatif kapasite, mali kapasite, yaşam kalitesi ve erişebilirlik göstergelerinden oluşan toplam 61 değişken kullanılarak hesaplanmaktadır. Ulusal okur yazarlık oranı yüzde 92.3 iken Şırnak’ta bu oran yüzde 85.9 ile ülke ortalamasının altında kalmaktadır. Yine yüz bin kişi başına düşen doktor sayısı bakımından il 41ile ülke ortalamasının yarısı kadardır. Sosyal güvenlik açısından bakıldığında; Türkiye nüfusunun yüzde 12’si yeşil kart kapsamında iken bu rakam Şırnak’ta yüzde 48’dir. Son dönemlerde artan kamu yatırımlarına rağmen kişi başına düşen kamu yatırımları halen ülke ortalamasının altındadır.

Bölgeler arası eşitsizlik Şırnak’a özgü bir durum değildir; kalkınma ölçütleri bağlamında ülkenin doğu bölgeleri ile batı bölgeleri arasında ciddi farklılıklar vardır. Diğer bölgeler de olduğu gibi hükümet farklılıkları azaltmak için çeşitli önlemler almaktadır. Bu kapsamda alınan önemli politika önlemlerin bir tanesi de kalkınma ajansların kurulmasıdır. Kalkınma ajansları; kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek suretiyle, ulusal kalkınma plânı ve programlarda öngörülen ilke ve politikalarla uyumlu olarak bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, sürdürülebilirliğini sağlamak, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak amacıyla kurulmuşlardır. Ajanslar bu bağlamda bölgesel planlar hazırlamak, mali destek programları yürütmek, yatırımcılara teknik destek vermek ve bölgelerinin tanıtımlarını yapmaktadırlar. Alınan bir diğer politika önlemi ise yeni teşvik sistemi sisteminde Şırnak’ın altıncı bölgede yer alması olmuştur. Altıncı bölge teşvikleri KDV, gümrük vergisi istisnası, faiz desteği, sosyal güvenlik prim desteği, gelir vergisi stopajı indirimi ve yatırım yeri tahsisi gibi kalemlerden oluşmaktadır. Şırnak’ta ekonomik kalkınma alanında atılan en büyük adım ise bölgedeki güvenlik sorunun çözümüne yönelik barış sürecinin başlatılmasıdır. İlin kalkınmasına ciddi katkılar sağlayacak olan barış sürecinin özellikle özel sektör yatırımlarına yansımaları biraz zaman alacaktır. Nitekim Ortadoğu pazarlarına olan yakınlığı ve ucuz işgücü avantajları ile üretim ve pazarlama anlamında ciddi potansiyel taşıyan Şırnak’ta bölgedeki altyapı sorunlarının giderilmesi ve güven ortamının tahsis edilmesi ile birlikte özel sektör yatırımlarında artış olacağı düşünülmektedir.

Türkiye’de bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları ciddi olmasına rağmen Dünyanın en zengin ve en yoksul ülkeleri arasındaki farklılıklar kadar büyük değildir. Geçtiğimiz 50 yılda şahit olduğumuz gibi kalkınma alanında telafiler mümkündür. Aslında yoksul bölgeler ve ülkeler yeni üretim tesislerinin kurulması için yatırımcıların çekilmesinde özellikle düşük işçilik maliyetleri nedeni ile doğal bir avantaj sağlarlar.  Ancak bu avantajların yatırıma dönüşebilmesi için hem bölge hem de ülke genelinde istikrarlı bir hükümet iradesinin varlığı ile gerekli fiziki altyapının tamamlanması, eğitim olanaklarının iyileştirilmesi, girişimcilere uygulanan haksız kısıtlamaların kaldırılması ve güvenli bir yatırım ortamının sağlanması gerekmektedir.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir