Almanya’da genel seçimler yaklaşırken 700 bin Türkiye kökenli Almanyalı siyasi partilerin odağında

Almanya genel seçimlerinde son dönemeç alınırken oy kullanma hakkı olan 700 bin Türkiye kökenli Almanya vatandaşı, siyasi partilerin kazanmaya çalıştığı cazip seçmen gruplarından birini oluşturuyor. Bu çerçevede Türkiye kökenli seçmenin tercihlerinde pek yer almayan Hıristiyan Demokratlarında 2013 seçimlerinde çifte vatandaşlık ve Türkiye’nin AB üyeliği gibi eleştirel baktıkları konularda söylemlerini yumuşattıklarını görüyoruz.

23-23

fotoğraf: İnternet’den alınmıştır. /zaman gazetesi

Deutche Welle’de yer alan haberde, Berlin’den Özlem Coşkun Hristiyan Demokrat Birlik Genel Başkan Yardımcısı Armin Laschet ile bu Partide Türk kökenli göçmenler yönünde esen olumlu havayı ve Türkiye-Almanya ilişkilerini konuştu.

Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Merkez Karar ve Yönetim Kuruluna üç Türkiye kökenli siyasetçiyi dâhil etmesinin ardından, 2013 seçimleri içinde ilk kez Türkiye kökenli bir siyasetçiyi Cemile Giousouf’u milletvekili adayı olarak gösterdi. CDU Genel Başkan Yardımcısı Armin Laschet, DW Türkçeye yaptığı açıklamada diğer siyasi partilerin çok sayıda göçmen kökenli siyasetçi çıkardığını ancak Almanya’da ilk Türk kökenli bakanın CDU’dan çıktığını hatırlatarak Hıristiyan Demokratların göçmen kökenlilere daha fonksiyonel görevler verdiklerini savunuyor.

 “CDU öncelikli olarak toplumsal çeşitliliği yansıtmayı hedefledi. Bu doğrultuda ilk kez Türk kökenli bir milletvekili adayını ‘Cemile Giousouf’u’ Federal Meclise göndermek üzere yola çıktı. Şansının da oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu karar, kuşkusuz CDU için büyük bir adımdı. Ancak asıl önemli olan adayımızın Parlamentodaki tavrı olacak çünkü her partinin Türk kökenli temsilcisi var ve bu siyasetçiler ne tür politikalar yapıyorlar ya da ne denli başarılılar? Kısacası mesele göçmenler bizi seviyorlar mı sevmiyorlar mı değil. Mesele Parlamentoya girdikten sonra netleşecek. O vakit geldiğinde temsilcilerin tek tek siyasi alanları üzerinde konuşabileceğiz.”

CDU Genel Başkan Yardımcısı Laschet, kamuoyu yoklamalarında siyasi partilerin başa baş gittiklerini belirterek bu nedenle siyasetin göçmen oylarının peşinde olduğunu ve çifte vatandaşlığın da seçim malzemesi yapıldığını ileri sürüyor. Laschet, bugün itibarıyla CDU, çifte vatandaşlığı reddetmiş görünse de gelecekte bunun kabulünün kaçınılmaz olduğunu söylüyor: “Almanya’daki fiilî durum, çoğunluğun çifte vatandaş olduğunu gösteriyor. Her AB vatandaşı, her Amerikalı, her İsveçli ve geldiği ülkenin vatandaşlığından çıkarılamadığı için Arap dünyasının yarısı çifte vatandaşlığa sahip. Ayrıca seçimden sonra bu konuda ciddi bir hareketlilik olacağını düşünüyorum. Zira olası tüm koalisyon ortakları zaten çifte vatandaşlığı destekliyor.”

 

Türkiye ve Almanya’da yaşayan Türkler için önemli konulardan biri olan Türkiye’nin AB üyeliğine de değinen Armin Laschet, CDU’nun Parti Programından imtiyazlı ortaklık ibaresinin kalktığını yerine neticenin zamana yayıldığı stratejik ortaklık ifadesinin geldiğini vurguluyor. Laschet hem AB’nin hem de Türkiye’nin zamana ihtiyaç duyduğunu ve karşılıklı yapılması gereken düzenlemeler olduğunu belirtiyor. CDU Genel Başkan Yardımcısı ayrıca Türkiye’nin Avrupa üyeliği konusunda sanıldığı gibi Partisinde tek bir görüşün hâkim olmadığını da ekliyor: “1999’dan bu yana Türkiye, AB üyeleri tarafından aday ülke olarak kabul ediliyor. Bu çerçevede de üyelik perspektifi açık. CDU içinde ise üyelik hemen neticelenmeli diyenler olmadığı gibi tamamen karşı çıkan bir grup da yok. Gerçi üyeliğe itiraz edenler tek tük var. Ancak bunlar sanıldığı gibi grup oluşturacak çoğunlukta değiller. Kısacası pozisyonumuz, müzakerelerin ucu açık bir şekilde sürdürülmesinden yanadır ve zamanı gelince bunun nasıl neticeleneceğine iki taraf birlikte karar verecektir.”

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir