“Din ameliyle dünyayı isteyen, dünya ameliyle dini istemez- Hz. Ali” -Zeynep Ocak yazdı

Dindarlık&Ahlak Üzerine

Günümüz dindarlık algısına göz attığımızda birtakım çelişkileri fark ederiz. Öncelikle dindarlığın ahlaki boyutu ve kendini dindar olarak tanımlayan halka karşılık bitmeyen toplumsal bozukluk silsilesi karşımıza çıkar.

Dağ Medya Din  Yazarı
Zeynep Ocak
info@dagmedya.com

Dinler, inananlarından sadece bazı karineler istemez. Aynı zamanda toplumsal ilişkileri de düzenler. Ahlaki bir zemin üzerine kurulmayan dindarlığın zaman zaman olumsuz yansımaları ortaya çıkar. Bundan dolayı dindar insanda haklı olarak ahlaki yetkinlik aranır. Şu da net olarak ifade edilebilir ki, dindar olmanın yolu “iyi” olmaktan geçer. Ahlaki değerler olmadan dindar olmak mümkün değildir.

 

Dinlerde duaların ve ibadetlerin objesi olan Tanrı, ahlak alanındaki tercihlerin de gözetilmesi gereken kutsal bir otorite olarak karşımıza çıkıyor. Bu durumda dini inançlarımız, ahlaki tercihlerimizde etkin bir rol oynuyor. Ahlak değerleri de mutlak ve kutsal bir otoritenin desteğini alınca yeni bir boyut kazanıyor. Dolayısıyla dini değerler ve dini uygulamaların tabanında ahlaki bir zemin yatıyor.

Dindarlığın İslami boyutuna baktığımızda, dindarlığı sadece kişinin ibadetleri ve imani boyutuyla ele alamayız. Çünkü Allah’ın, huzuruna kul hakkı ile gidilmemesini istemesinden, insanın başkaları ile olan ilişkilerinin de dinde ne kadar önemli olduğu görüyoruz.  Hatta insanlar arasındaki ilişkinin ibadetlerden daha mühim olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ancak modern dönemde dindarlık algısı ahlaki bağlamdan ayrılmış ve modernlik, dünyayı dinden arındırmak olarak anlaşılmıştır. Oysa modern dönemde yapılmak istenen dindarlığı gelenekten ayırmaktır.

Yine bu dönemde birçok insanın yapılan anketler sonucunda kendini dindar olarak tanımladığını görüyoruz. Ancak yaşanan olumsuzluklara baktığımızda insanların kendini dindar olarak tanımlamasıyla, dinin gereklerini yerine getirmesi arasında bir örtüşmezliğin olduğunu görüyoruz. Buradan Müslümanların önemli bir kısmı, kendi hayatlarını dinin geleneklerine adapte etmek yerine, dinin gereklerini kendi hayatlarına uydurmaya çalıştığı sonucuna varabiliriz.

Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz ki, gelişen ve değişen modern dünya karşısında dindarlık algısı da değişmiş ve sahip olduğu gerçek manadan uzaklaşmıştır. Kapitalist sisteme uyum sağlamaya çalışan bazı dindarlar, kendilerini dindar olarak tanımlamakla birlikte, zamanla dinin emirlerinden uzaklaşmışlardır. Elbette kimsenin dindarlığını ölçecek ya da değer biçecek değiliz, ancak kapitalizmin, ne ulusu ne de inancı olmadığını söyleyebiliriz. Hz. Ali’nin “Din ameliyle dünyayı isteyen, dünya ameliyle dini istemez” sözleri belki konuyu daha iyi özetler.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Zeynep Ocak

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu.Lisans bitirme ödevini Süryaniler ile başlayan Dinler Tarihi yolculuğu yüksek lisansta Dominiken Tarikatı ile devam etti. Yüksek Lisans Tezini, alan araştırması yapmak üzere gittiği Roma'’da hazırladı. Çalışmaları Angelicum Üniversitesi’'nde yaptı ve tarikat pansiyonunda rahibelerle kalarak Roma-Vatikan-Din üçgeninin analizini yapma fırsatı buldu. Şimdi de yine İstanbul Üniversitesi’'nde Dinler Tarihi’'nde doktora yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir