YÖK skandalı manşette olmalı

Milliyet Gazetesi Yazarı Mehveş Evin‘in izniyle yayınlanmaktadır.

Medya Etiği

Wikileaks, 29 Kasım 2010’da diplomatik belgeler yayınladığında büyük olay olmuştu. Dünya medyası aylarca bu hadiseyi konuştu. Bir yandan yapılan iş “gazetecilik mi değil mi” diye tartışılırken, söz konusu bilgilerin kamu yararına olduğuna inananlar çoğunluktaydı.

Organizasyonun başındaki Julian Assange, kendine sığınacak yer ararken ödülleri topladı ve “halk kahramanı” muamelesi gördü. Hatta NTV’nin İstanbul’da düzenlediği bir yeni medya konferansına Assange canlı bağlandığında, salon çığlık çığlığaydı… Bizzat şahidim.

Bunları niye anlatıyorum? Başka ülkenin gizli belgelerini açıklayan Wikileaks, aylarca medyamızın gündeminde kalabiliyor ama, daha küçük çaplı ama önemli belgeler hack’lenince manşete çıkmıyor da ondan…

 

Twitter’a komik sansür

Redhack, önceki gece yarısı YÖK’ü hackledi. Geçen yıl da Emniyet Müdürlüğü’nü hack’leyerek iç yazışmaları yayınlayan Kızıl Hacker’ler, bu defa üniversitelerdeki yolsuzluk belgelerini yayınladı.

Sosyal medya, YÖK belgeleri ve yorumlarıyla çalkalandı. Ancak twitter’da “trending topic” kısmında dünya dördüncülüğüne yükselen #REDHACKvsYOK nedense Türkiye’de görünmüyordu!

Kısacası, twitter’a müdahale yapıldı. Bu sansürü uygulayanlar, sanki listeye girmezse daha fazla yayılması önlenir diye düşünmüş olmalı. Tıpkı haber yapmayarak veya haberi “küçük” görünce meselenin samanaltı olacağını düşünen medya gibi.

Bugün büyük ihtimalle bazı gazetelerde, Redhack’in YÖK’ü hacklediğine dair haberler göreceksiniz. Bazıları “bunlar terörist” diyecek. Bazıları içeriğin ne olduğunu yayınlamadan geçiştirecek.

 

Üniversitelerde neler oluyor?

Redhack’in yayınladığı belgelerden şimdiye kadar anlaşılan kısmı şu: Giresun Üniversitesi laboratuvarı için makine ve teçhizat alımında yolsuzluk…

İstanbul Üniversitesi’ne 1.537.719 TL’lik nakdi yardımın muhasebe kayıtlarına alınmaması, Rektör Prof. Yunus Söylet’in konuyla ilgili savunması… İÜ’ye hibe edilen yedi adet araba…

Kastamonu Üniversitesi’nde, sınavdan geçemeyen bir kişinin öğretim görevlisi ve bölüm başkanı yapılması… Gazi Üniversitesi’nin, Atatürk Orman Çiftliği’nden tıp fakültesi için istediği araziyi, işyeri ve konut için ihaleye çıkarması…

Kim bilir daha neler, neler… Söz konusu üniversiteler ve YÖK, açıklama yapmalı. Belgelerin ne içerdiğini incelemek, yolsuzluk varsa üzerine gitmek, diğer belgelerde neler olduğunu öğrenmekse, gazetecinin görevi!

 

212’NİN YILDÖNÜMÜ

 

– Yarın, “Çalışan Gazeteciler Günü”. Süslü fakat içi boş mesajları boşverin… Zira bugün, gazetecinin çalışma koşullarını iyileştirme amacıyla, 10 Ocak 1961’de yürürlüğe giren 212 sayılı kanunun yıldönümünden öte bir anlam taşımıyor.

– Bugün gazetecilerin çoğu 212’den yararlanamıyor, dolayısıyla sarı basın kartı mensubu değil. Hükümet, hapisteki gazetecilerin “sarı basın kartı” sahibi olmaması nedeniyle “bunlar gazeteci değil” diyebiliyor.

– Sosyal ve ekonomik haklar kullanılamaz halde. Basında işsizlik oranı yüksek, çalışanların ücretleri düşük. Görüşleri nedeniyle işsiz bırakılan gazeteciler ise başlı başına bir mesele. O halde, ne gününü kutluyoruz?

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir