Avrupanın bir ilk bahara ihtiyacı var



AVRUPA’NIN BİR İLKBAHARA İHTİYACI VAR

Süddeutsche Zeitung – 30 Mayıs 2012   – Almanya   – Nilgün Arısan Eralp

    Avrupa Birliği ve Türkiye -Geç de Olsa Sonunda- Arap Dünyasında Kargaşa Işığında Gerçekleşen Dönüşüm Sürecine Tepkisiz Kalamayacaklarını Anladılar.

    Avrupa Birliği ve Türkiye, Arap dünyasındaki çalkantılı değişim sürecine tepki göstermek zorunda olduklarının geç de olsa farkına vardılar. Avrupa Birliği ve Türkiye’nin, Arap dünyasının geleceğine yönelik ortak bir stratejileri olmadığı görülüyor.

    Arap dünyasındaki değişim süreci Türkiye-Avrupa ilişkilerini de etkileyecek ve bu ilişkileri yeniden belirleyecektir. Acaba AB genişleme sürecinden sonra Arap dünyasında yaşanan gelişmelere ne şekilde bir tepki gösterebilecektir?

    Avrupa Birliği, Akdeniz bölgesinde istikrarı sağlamak amacıyla birtakım ortaklık girişimleri başlatmış fakat bunlarda başarısız olmuştur. Bu girişimlerde demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti gibi unsurlar yeterince dikkate alınmamıştı.

    Arap dünyasında 2011 yılında başlayan değişim hareketleri, Avrupa Birliği’ni bu bölgeye yönelik siyasetini yeniden gözden geçirmeye zorlamış ve bu sefer de demokrasi ve insan hakları gibi konular üzerinde durulmuştur. Bilindiği üzere Türkiye, Arap dünyasında popüler bir ülke konumundadır. Son dönemlerde ülke, çeşitli alanlarda ara bulucu bir ülke olarak dikkat çekiyor. Türkiye’nin özellikle ticari ve ekonomik alanlarda güneydeki komşularıyla ve Arap devletleriyle yoğun ilişkilerde bulunduğu görülüyor.

    Avrupa Birliği ve Türkiye’nin bölgede ortak çıkarları söz konusudur ve bu anlamda bölgedeki ülkelerle siyasi ve ekonomik ilişkilerini geliştirmek zorundadır.

    Arap protestocularının Avrupa’daki toplum modellerini pek de benimsediği söylenemez. Buna rağmen ayaklananların Avrupa’nın demokrasi, barış ve şeffaflık gibi değerlerine ilgi gösterdikleri görülüyor. Bu değerlerin bazıları Türkiye’de AB müzakere sürecinde belli bir dereceye kadar güçlenmiştir. Bu nedenle Avrupa Birliği ve Türkiye ortaklıklar kurmak suretiyle Arap dünyasındaki olumlu siyasi ve ekonomik değişimi desteklemek durumundadır. Bunu yaparken de Türk iş dünyası ve sivil toplumu önemli bir rol üstlenebilir.

    Türkiye’nin ve AB’nin izlediği dış siyaset bu bölgede ortaklıklar kurmayı öngörüyor. Başarılı bir siyasi değişim için ekonomik entegrasyon vazgeçilmezdir.

    Avrupa Birliği ülkelerindeki ekonomik kriz, Arap dünyasına finansal desteğin yeterince yapılamamasına neden olabilir. Bu arada yasa dışı göç hareketleri ve kökten dincilik Avrupa Birliği’nin Arap dünyasına desteğini olumsuz etkileyebilir. Bunun ötesinde AB’nin dış siyasetini belirlerken tek bir ses olamadığı biliniyor. İkili ilişkilerde Türkiye ile AB üyesi ülkeler arasında birtakım sıkıntıların yaşanması söz konusudur.

    Türkiye’nin iç siyasetindeki birtakım çalkantılar da ülkenin Arap dünyasına olumlu katkılarda bulunmasına engel teşkil edebilir. Aynı şey ülkenin ekonomik istikrarının bozulması durumunda da geçerlidir.

    Türkiye ve Avrupa Birliği geçmiş dönemlerde yaptıkları hatalardan ders çıkartıp benzer hataları Arap ülkeleriyle ilişkilerinde yapmayarak bu bölgeye yönelik yapıcı yaklaşımlar sergilemelidirler.

    Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da değişim süreci karışık ve zordur. Türkiye ve Avrupa Birliği bu bölgelere yardım etmek zorunda olduğunu düşünüyor. Bunun olması için Türkiye ve Avrupa Birliği’nin diyaloğu sağlam temellere oturtulmalıdır.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir