Küresel gözetleme sistemi

John Richard Pilger
Global Research.ca

İngilizceden Çeviren: Nizamettin Karabenk

Hepimize potansiyel birer terörist olduğumuz gözüyle bakılmaktadır. İngiltere’de, Amerika Birleşik Devletlerinde, Avustralya’da veya Ortadoğu’da bir ülkede yaşıyor olmamız hiç bir şeyi değiştirmez. Vatandaşlık kavramı artık hükümsüz kalmıştır. Bilgisayarımız başına oturduğumuzda, ABD İç Güvenlik Dairesi, Milli Operasyonlar Merkezi yalnızca El-Kaide ile ilgili bir yere girip girmediğimizi ekranda görmez, aynı zamanda hangi sayfada olduğumuzu, hangi uygulamayı yaptığımızı, hangi yayın dalgaları arasında olduğumuzu, nasıl bir girişimde bulunduğumuzu ve hangi kuruluşa girdiğimizi izleyebilir, uygun bulmadığı bütün kelimeleri görebilir. İngiltere Devlet Aygıtının daha önce mail üzerinde yapılan bütün yazışmaları görecek ve bütün telefon konuşmalarını dinleyecek şekilde düzenleme yapmaya çalıştığına dair açıklamada bulunması hafızalarda tazeliğini korumaktadır. Echelon olarak bilinen uydu aracıyla yıllardan beri bilgiler zaten vakumlanıp, toplanmaktadır. Bu konuda değişen durum, işleyişi itibariyle bir polis devleti olan ABD sürekli bir savaş halini ilan etmiş olup, Batı tarzı demokrasiyi aşındırmasıdır. İngiltere’de, CIA tarafından yapılan yönlendirmeye uygun olarak gizli mahkemeler “terör zanlıları” konusunda mesai yapmaktadır. Gözaltına alınan veya tutuklanan bir kimsenin hemen mahkeme huzuruna çıkarılması olan Habess Corpus hakkı uygulamadan kalkmış gibidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, aralarında 3 İngiliz vatandaşının da bulunduğu 5 kişinin -bir kişi hariç, hiçbir suç isnat edilmemesine rağmen- ABD’ye iade edilebileceğine hükmetmiştir. Irak’ın işgal edilmesinden yalnızca bir ay sonra ABD-İngiltere arasında 2003 yılında imzalanan Suçluların İadesi Anlaşmasının hükümlerine göre bu kişiler yıllarca hapis yatmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, “İnsanlık dışı bir cezalandırmaya” sebebiyet vermesinden dolayı iki ülke arasında imzalanan anlaşmayı kınamıştır. Ceza verilen kişiler arasından Babar Ahmed’e, Metropoliten Polis Merkezinde gözaltında kaldığı sürede maruz kaldığı kötü muamele sonucunda aldığı 73 yara izinin tespit edilmesi nedeniyle 63 bin sterlin tazminat verilmiştir. Maruz kaldığı kötü muamelelerin yer aldığı listenin en başında cinsel istismar ve faşizan uygulamalar vardır. Zihinsel yıkım yaşayan ve Broadmoor Koruma Hastanesinde yatan başka bir kişi şizofreni hastalığına yakalanmıştır. Diğer bir kişi her an intihar etme riskiyle karşı karşıyadır. Özgürlükler Ülkesinde bu kişilere, İnternet üzerinde ABD Telif Hakları Yasasını ihlal ettiği iddiasıyla, 10 yıl prangalı yaşamak ve turuncu tulum giymek cezası alan Richard O’Dwyer’in suç ortağı oldukları iddiasıyla ceza verilmiştir. Hukuk siyasallaştırılıp, Amerikan usulüne göre düzenlendiğinden dolayı, hukuk uygulanıyormuş gibi çaba gösterilmesi ABD’ye özgü bir durumdur. Londra Temyiz Mahkemesi hakimleri, Londra Üniversitesi Öğrencisi Muhammed’in İnternet üzerinden “terörizm” suçunu yaydığı iddiasıyla verilen mahkumiyet kararını savunmak üzere, bu fiili, günümüzde suç olarak kabul edilen “Bir ülke hükümetine karşı nüfuz kullanmak ve siyasal amaçlar doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak, bir devletin silahlı kuvvetlerine karşı işlenen suçlar” olarak dikkate alıp, hükme bağlamıştır. Bu işin içinden çıkabilmek için, Thomas Paine, Aung San Suu Kyi ve Nelson Mandela’ya başvurmaya ihtiyacımız vardır. Hastalığa teşhis konulmuştur: Norman Mailer’in  “faşizm öncesi” diye tanımladığı habis tümörü metastaz evresini geçirmektedir. ABD Başsavcısı Eric Holder, ABD Yönetiminin kendi vatandaşlarına ölüm cezasını verme “hakkını” savunmuştur. İsrail Yönetimine, nükleer silahlara sahip olmayan İran’ı, nükleer silah hedefi yapmasına imkan verilmiştir.  Bir yanılsama içinde bulunduğumuz bu dünyada yalan her yerde hüküm sürmektedir. Aralarında 9 kadın ve 3 çocuğun bulunduğu Afganlı 17 sivilin, 11 Mart tarihinde katledilmesi “serseri” diye tanımladıkları bir askerin üzerine atılmıştır. “Olay ile ilgili video görüntüsünü seyredip”, kaydedilen görüntüyü işlenen cinayet olayının “kesin kanıtı”  olarak kabul eden Başkan Obama söz konusu olayın “gerçekliğini” teyit etmiştir. Afganistan Parlamentosunun bağımsız olarak yaptığı bir araştırma sonucunda, görgü tanıklarının, helikopter desteğiyle 20 kadar Amerikan askerinin köylere zarar verdiğini, insanlara tecavüz edip, öldürdüğüne dair detaylı kanıtlar sunulmuştur. Alışılagelmiş bir operasyon tarzı; biraz fazla ölümlü vaka meydana gelmişse, ABD Özel Kuvvetlerinin “gece baskınları” sonucunda olmuştur. Amerika’nın moderniteye katkısı olan video oyunları teknolojisi üzerinden işlenen cinayetlerde yapılan soyutlama ve bireylerin davranışı tamamıyla banal hale gelmiştir. Amerikan kuvvetleri, şiddet içeren çizgi film izleyerek (çizgi roman okuyarak) tatmin sağlayan bir kültür içine gömülüp, genellikle ırkçı, obez ve yozlaşmış memur sınıfı öncülüğünde, Amerika’da işlenen cinayetleri, ülkelerindeki yoksulluğa karşı verdikleri mücadeleyi anlamadıkları başka halklara aktarmaktadır. Hint halkına soykırım yapılması üzerinde yükselen bir millet, alışkanlıklarını asla terk etmez. Vietnam da bir “Hint ülkesiydi”, yırtmaçlı ve bedenlerini saran giysi tarzıyla bu halk darmadağın olmuştur. 16 Mart 1968 tarihinde Güney Vietnam da, My Lai (Mei Lai) yerleşim bölgesinde yapılan katliamda çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan yüzlerce insanın ölümü Vietnamlılara “acı veren”, hiçbir dine sığmayan olay olup, Amerika’nın Vietnam halkına yaşattığı bir trajedidir. Yalnızca 26 askere sanık olarak dava açılmış ve daha sonra ABD Başkanı Richard Nixon’ın söz konusu askerleri affetmesi nedeniyle serbest kalmışlardır. My Lai yerleşim alanı, gazete muhabiri olarak görev yaptığım yıllarda, Amerikan birliklerinin 50 bin kadar insanı öldürdüğünü öğrendiğim, genellikle “serbest ateş alanı” olarak tanımlanan Quang Ngai bölgesinde bulunmaktadır. Bu katliam modern savaşın nasıl olacağına dair bir örnek teşkil etmektedir: Sanayi çağı katliamı. Irak ve Libya örneğinde olduğu gibi Afganistan, ABD yönetiminde sürdürülmekte olan savaştan fayda sağlayanlar için bir cazibe merkezidir: Fayda sağlayan kuruluş ve şirketler; kâr amaçlı faaliyetleri insanların günlük yaşantısını zehirleyen NATO, silah üreticisi ve yüksek teknolojiye sahip şirketler, medya kuruluşları, “güvenlik” endüstrisi şirketleridir. Bir ülkenin fethedilmesi veya bir ülkede “barışın sağlanması” tek başına yeterli değildir. Önemli olan, o ülkede yaşayan insanların huzura kavuşması ve tarafsızlık kültürünün oluşturulmasıdır. Bir ülkede totalitarizme doğru eğilim gösterilmesinin dönüm noktaları vardır. İngiliz Yüksek Mahkemesi (Londra) günün birinde WikiLeaks Editörü Julian Assange’ın İsveç’e iade edilmesi gerektiğine karar verecektir. Mahkemeye yapılan son itiraz sonuçsuz kalırsa, bu güne kadar örneğine tanık olmadığımız tarzda gerçeğin gün yüzüne çıkmasını sağlayan ve hiçbir suçu işlediği itham edilmeyen bir kişi, cinsel istismar gibi tuhaf bir suç isnat edilerek toplumdan tecrit edilme cezasıyla karşı karşıyadır. ABD ile İsveç arasında var olan gizli bir anlaşma gereği Julian Assange her an, suçluların zorla çalıştırıldığı Amerikan çalışma kamplarına “gönderilme” cezasını alabilir.  Başbakan Julia Gillard,  ülkesi Avustralya’da,  “gerçek arkadaşlar” olarak tanımladığı Washington’daki makamlarla iş birliği yaparak, “Ceza almış bir vatandaşımız, ülkemize iade edilse bile, turuncu tulum giymesi gerekir”  şeklinde açıklama yapmıştır. Avustralya Hükümeti, şubat ayında, Başbakan Julia Gillard’ın “gerçek arkadaşları”  Assange’ı kendisine teslim etmesini sağlayacak olan, ABD ile Avustralya arasındaki suçluların iadesi konusundaki anlaşmaya “WikiLeaks maddesini” de ilave etmiştir. Avustralya Başbakanı, vatandaşlarının bilgiye erişim hakkı/özgürlüğü konusundaki yasayı çiğneyerek, kendi ülkesinde yapılması gereken bir uygulama için Amerikalılara karar alma hakkını vermiştir. Böylece, geçmiş zamanlardan beri alışılageldiği gibi, dünya kamuoyu aldatılmaya devam edilecektir.

Global Research.ca, İngilizceden Çeviren: Nizamettin Karabenk

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir