Bizantolog Semavi Eyice ile İstanbul silueti üzerine sohbet: “Biz İstanbul’u kaybettik”

2011 yılında sanat tarihi alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’ne değer görülen Bizantolog, sanat tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice ile İstanbul’da hiç durmayan yapılaşmayı ve İstanbul’un kaybolan silueti üzerine sohbet ettik. Bir söyleşi denemezdi çünkü kayıt dışı uzun uzadıya notların alındığı ve de bolca tavsiyelerin dinlendiği kıymetli bir sohbetti benim için. Çok şey öğrendiğiniz ama çok az şeyin değişebileceğini bildiğiniz bir sohbet.

BOSTANCI

Pınar DAĞ/Hatice ŞEN


Semavi EYİCE-Pınar DAĞ- Bostancı -İstanbul

Foto: Hatice ŞEN

1923 doğumlu Eyice keskin hafızası ile İstanbulun nasılda kaybedilmiş bir şehir olduğunu anlattı. İstanbulun kaybolan görüntüsünün içler acısı olduğunu anlatırken artık pek umudu kalmadığını da hissettiriyor.  Medeniyeti temsil eden hiç bir estetik binanın yapılmadığını söylerken bile sıkılıyor.

Yinede heyecanla İlk İstanbul siluetini anlatıveriyor. Buyrun Semavi Eyicenin İstanbul Silueti…

“İlk İstanbul silueti muazzammış. Kilometrelerce uzaktan surlar görünürmüş, surların en başında, şehrin girişinde mermerden iki harikulade kule, bunların arasında üç gözlü altın kapı denilen kapı. Sonra Bizans zayıfladıkça o kapılar kaldırılmış. Düşünün ki o mermer cephe  uzaktan görülüyor, onun arkasında da Byzantion şehri. İşte İstanbul’un ilk imajı budur.  Sonra, Osmanlı döneminde şehrin belli başlı yükseklikleri üzerine camiler yapılıyor.”

“Alman şehircilik uzmanı Bruno Taut hatta bir kitabında bu camilere, külliyelere şehir taçları ismini takıyor. Çünkü dünyanın başka bir şehrinde yok böyle bir şey, böyle bir manzara. Bu özelliği bozmamamız, eksiltmememiz gerekir işte. Ama mezar taşları kayboldu. Fransa, Britanya, İtalya eski sokaklarına sahip çıkıp kolluyor. Oysa biz eskiye sahip çıkamadığımız gibi medeni hiçbir şey yapmış değiliz, bizden daha gerici olan Sudi Arabistan bile daha ilerde.”

     Semavi EYİCE
Fotoğraf: Hatice Şen 

“İstanbul’a park yeri gerekiyor. İstanbul’da tramvay vardı kaldırıldı. Koca koca binalar şehrin ölümü demek. Floransa, Paris eski sokaklarına binalarına sahip çıkıyor. Washington DC’nin 200 yıl önce yapılmış olan hükümet binası bile korunup tarihi binalar arasında turist ziyaretine açılıyor. “

” New York Citynin göbeginde minik bir kilise var Trinity Church tüm o büyük binaların arasında korunmaya devam ediliyor belediye tarafından.  Mezar taşları muhafaza ediliyor. Bize bakın; Karacaahmet mezarlığının her bir bölümü yok oldu. Anadoluda bu durum daha da fenadır. Mezar taşı göremezsiniz. Bolu mesela yok.  Ankaranın tarihi mezarlığı var mı mesela? “

” Süleymaniye maket haline geliyor. 40 yıl Anıtlar Kurulu’nda çalışan birisi olarak bunun acısını duyuyoruz.

“Mesela Üsküdar’ın kendine has bir özgünlüğü vardı. Tarihi dokusu ve evleri hiçbiri kalmadı. Üsküdar’ın iskeleye bakan tarafı bir yamaç halindeydi ve orada birtakım ahşap evler olurdu, o evlerin bir tanesi  bile kalmadı. Avrupa ise bu tür yapıları ayakta tutmaya çalışıyor, herkes kafasına estiği gibi bina yapamıyor.”

“İstanbul’u yok ettik, tahrip ettik. Eskiden mimariye özen gösteriliyordu, şimdiki mimaride itina yok, sadece yığınlar yapılıyor. Gözü okşayacak hiç bir şey yok.  Marmara kıyılarına o sahil yolu yapılır mıydı? Marmara kıyıları bir dantela gibi girintili çıkıntılıydı. Doldurduk bütün o girintili çıkıntılı yerleri. Surlar geride artık, İstanbul’un içinde toprak seviyesi yükseldi, bazı yerleri oyduk oyduk oyduk, bazı yerleri yükselttik.  Örneğin Aksaray’daki Valide Camisi’nin önündeki çeşmeler yarı yarıya toprağa gömüldü. Beyazıt Hamamının da temeli de ortaya çıktı. İşte böyle şehircilik uygulamaları var İstanbul’da. “

“Biz İstanbulu kaybettik kızım kaybettik…”

Semavi EYİCE kimdir?

Semavi Eyice (d. 1923, KadıköyBizantolog, Sanat tarihçisi. 1943de Galatasaray Lisesini bitirdi, Viyana ve Berlin Üniversitelerinde okudu, 1948de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümünü bitirdi (Prof. E. Diez ile İstanbul Minareleri tezi), 1952de (Side’nin Bizans Döneminde ait Yapıları tezi ile) doktorasını aldı, 1955te (İstanbul’da Son Devir Bizans Mimarisi kitabı ile) doçentliğini aldı, bu okulda Bizans kürsüsü açtı, 1964de profesör oldu (İlk Osmanlı Devrinin Dinî-İçtimaî Bir Müessesesi: Zaviyeler tezi ile). İstanbul tarihi, Osmanlı tarihi, Bizans tarihi uzmanıdır. Belçika Krallık Akademisi ve Almanya Arkeoloji Enstitüleri üyeliği bulunan tarihçinin Legion d’Honneur Nişanı bulunmaktadır. (1955)

30.000 adet kitaptan oluşan kütüphanesinde İstanbul ve Bizans üzerine değerli kitapları vardır. Kitaplığı, İstanbul Araştırmaları Enstitüsünün Bizans Araştırmaları Bölümü ve Semavi Eyice Kitaplığı bölümünde görülebilir (Tepebaşındaki Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü).

Semavi Eyicenin muhtelif dergilerde makaleleri çıkmıştır. Tarihçiye 2011 yılında sanat tarihi dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verilmiştir[1], ayrıca Türkiye Bilimler Akademisi Bilim ödülü sahibidir. [2]

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Pınar Dağ

about.me/dagpinar

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.