KEDİKUMU.BLOGSPOT.COM|| Çok acayip: Jack Daniel'z

Kitsch objelere oldum olası sempati duydum. Her ne kadar satın almaktan uzak bir tutum izlesem de (on yıl kadar evvel; Bolu Dağında bir benzinlikteki durgun molamı tiyatroya çeviren, üzerinde “Görümceme Sevgilerimle…” yazan çakmağı saymazsak), küçümsesem de, eşsiz Doğu-Batı harmanı güzel ülkemizin, gündelik yaşama ne yapıp edip sıkıştırıverdiği bu şeyler, beni her zaman fantasmalara sürükledi.
Yukarıda görmekte olduğunuz şey ise, biraz önce, yaz tatilim sırasında karşıma çıktı. Zeynep, Tayland’da bir sokak tezgahından almış bu muhteşem tasarımı. Yatağın üzerinde görünce hemen sordum: Bu nedir? Çakmak (ah, yine!), aynı zamanda şişe açacağı olduğu yanıtını aldım. Sahiden de öyleydi. İşlevselliği abartmada usta olan Kitsch, bu kez de bir albeni yaratmakta gecikmemişti anlaşılan. Açacak olarak tasarlanmadığı açıktı; eğer bir açacak olsaydı, ona bir de çakmak ekleştirmek ürünün kendisinden pahalıya geleceğinden, anlamsız olurdu. Evet, bu bir çakmaktı.
 
Hayır, oturup tasarımcısına mektup yazmak gibi bir fikir geçmedi aklımdan. Onun yerine; eline çakmak alan her insanın umarsız teslim olduğu o klişe hareketi yaparak; çakmağı çaktım. Yanmadı. Bir daha çaktım. Çakmak, yanmadı. Bu kez daha uslu bir hareketle, yeniden denedim. Yanmıyordu…
  
Zeynep’e çakmağın yanmadığını söylediğimde bir karşılık veremedi, çünkü odadan çıkmıştı. Çakmağı bir kez daha çaktım. Bu kez çakmak sol elimdeydi ve parlak sırtı ışıl ışıl ışıldıyordu. Evet, çakmak yanmıyordu ama, açacak olarak yontulmuş boşluğun çeperlerinde; gelgelli, mavi bir ışık, telaşla yanıp sönüyor; göz alıyordu. Ana ödevini yapamasa da -zor nefes alsa da- yine de etrafına neşe saçmasını bilen, gerçekten sürprizli bir şeydi bu…
 
Böylesi bir şey kimin, nerede, nasıl aklına gelmiş ki şeklinde uç veren düşüncelerin, kafatasımda süratle serpilmeye başladığı esnada; üzerindeki Jack Daniel’s logosuna bakıyordum. Şimdi bir şüphem kalmamıştı: UzakDoğulu girişimci, voliyi nasıl vururum acaba diye düşündüğü uzun gecelerden birinde, bir barda, viskisini yudumluyordu. Aldığı alkolün de etkisiyle, düşüncelerle seksek oynarken iyiden iyiye yorulan zihni, dördüncü dublesini devirdiğinde; yakınlarındaki objelerden fikir devşirme kolaycılığına kapılıvermişti…
 
Kırk beş yaşlarında olduğu kesin girişimcinin, barmenle arasında duran viski, sigara, çakmak üçlüsü sanki bir şeyler söyler gibiydi. Yo hayır, viski ve sigara işine giremezdi; o işe bir kez bulaşmış, sahte Tayland rakısı ürettikleri imalathane basılmış, Bangkok 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 24 yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılmış, duruşmadaki iyi halinden ötürü cezası 23 yıla düşürülmüş, 8 ay önce de genel aftan faydalanarak güzelce salınakoymuştu. Artık eftamintokofti işlerde (Ah! Aktunç!) yoktu, bu yeni ürün elbette; bir Çakmak olmalıydı.
 
Bulduğu olağanüstü fikrin dudaklarına sunduğu gülümsemeyle, başını önünden kaldırarak bar taburesinde şöyle bir dönerken, gördüğü tatminkâr çakmak/insan oranı ile, bir kez daha mutlu oldu. Hemen orada, ar-ge çalışmalarına koyuldu. Barmenin gece boyunca açtığı bira şişelerinin frekansı, aldığı alkolün de etkisiyle, ürünü mükemmel bir manevrayla çakmak-açacak eksenine doğru kıvırmıştı. İyi olmuştu; bu, yepyeni, şahane, çok özel bir cihazdı. Kendine bir viski daha söylerken, sigarasını yaktı.
 
Barmen, Jack Daniel’s şişesini bardağın üzerinde yukarılara doğru kaldırıp indiriyor, bardaktaki buzlar, dökülüşen koyu sarı mayiyle, esriyip gidiyordu… Barmen bardağı, her seferinde artan bir coşkuyla mı dolduruyordu? Efendim, bu, beşinci dubleniz olduğuna göre, siz, bizim iyi bir müşterimizsiniz, der gibi bir ses okunuyordu tavırlarında. Barmene eyvallah dedi, içkisinden sıkıca bir fırt çekti: Ne güzel şeydi şu viski! Bulduğu ilginç fikir, o olmasa, aklının ucundan bile geçemezdi. Bütün gece bu anı beklemiş; ışıklı bardak altlığı, minyatür içki şişeleri, müzik çalan şakacı kadeh ve benzeri yalçın fikirlerin arasında yapayalnız kaldığı bir sırada; viski: Kapıları açıvermişti işte… Viskiye olan gönül borcunu, Jack Daniel’s logosunu çakmağın ön yüzüne adeta bir mühür gibi çakarak ödemek, yerinde olacaktı. Hem tabii ya; böylece bu çığır açıcı buluş, Jack Daniel’s için şık bir promosyon ürünü olabilir, voli daha da sağlam vurulabilirdi. Ancak, aldığı alkolün etkisiyle olacak; Jack Daniel’s kapaklarının, çevrilerek açıldığını, o an aklına getiremedi… Ah o yanıp sönen mavi ışıklar! Onların; sahneden gözlerinin içine içine, gece boyunca batıp çıkan lazer ışıklarının frekansından doğduğunu söylemem, sanırım gereksiz. Uygun form ve ebatlarda üretildiğinde, pekala oyuncak elektroşok tabancası olarak da pazarlanabilecek bu akıl şaşırtan sistem; ah o mavi ışıklar!
 
Çakmağın arka yüzüne gelirsek… Burada; dikdörtgen bir hacmi, dört yerine üç vidayla sabitleyerek maliyette çok akıllıca bir çözüme giden başarılı iş adamının izlerini buluyor oluşumuz, doğaldır. Üzerine 32 adet küçük çaplı oylum kakılmış alüminyumparlak alaşım; barın tuvaletinde kullanılan malzeme hakkında net bir intiba verirken, bulunan fikrin gözkamaştırıcı imgesini yansılamaya elbette müsaitse de; ben tercihimi; ferâsetli beyefendinin bara, görkemli bir Harley Davidson’ın sırtında, saçları külrengi kumrular gibi uçuşarak, güneş gözlüğünün camları, sokak ışıklarıyla tek tek parıldayarak ve sütbeyaz, Made in Thailand gömleği paraşüt gibi şişerek gelmiş oluşundan yana kullanıyorum, peygamber vitesinde…Zeynep, yemeğe gelmiyor muyum diye soruyor. Ardında bir uçak sesi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir