Lars Reyhan KOLSTAD Oslodan yazdı|| A`dan Z`ye Nobel Barış Ödülünün verildiği küçük Norveç

OSLO-NORVEÇ
LARS REYHAN KOLSTAD

Van depreminden ardından Türkiye’de yaşananları şaşkınlıkla izliyoruz Norveç’ten. Buradan, ülkemizde halkın sabrı taşmış gibi görünüyor.  Depremi bir mazeret olarak kullanıp sabrı taşmış halkın hırsını birbirinden çıkarmaya başladığını, sosyal medyanın bu hassas durumdan faydalanarak insanları gruplandırmaya çalıştığını uzaktan da olsa gözlemlemek zor değil.

Bu da yetmezmiş gibi  Türk medyası bir taraftan dramalar yaratıp reytinglerini artırmak için fırsat yakalamışa benziyor. Bütün bunlar olurken, Türkiye’den konuştuğumuz kişiler  ülkemizin geleceği konusunda endişelerini ve çocuklarına ne hesap vereceklerini bilemediklerini aktarmaktalar. İlginç bir bağdaştırma gereği duyarak itina ile seçilmiş kelimelerle bir kaç noktaya  Dağ Medya okuyucularının dikkatini çekmek istiyorum.

22 Temmuz’da Norveç’te yaşanan terör hadisesi, tum dünyanın gözlerini Norveç’e cevirdiğinde o güne dek hiçbir sekilde bu tarz saldırıların yaşanmadığı ve Henrik Ibsen’nin, Knut Hamsun’nun, Edvard Greig’in,  Edvard Munch’un doğalar harikası ülkesinin imajina leke sürülmüştü. Ama  Norveç halkı  ben de dahil olmak üzere herkesin kafasında  soru işareti bırakan bir biçimde hareket ediyordu: Şiddetle yanit vermemişti. Agresif değildi.

22 Temmuz Norveç Katliamı

Bu konuda pek çok eleştiride bulunmuş olmama rağmen, bir gerçeğe gözlerimi kapatırsam iki yüzlü bir ahlakçılık yapmış olacaktım.  Bir toplum kendisine  kendilerini temsil edecek liderler seçtiğinde, kriz anlarında topluma sahip çıkma mecburiyeti vardır. 22 Temmuz olaylarının yaşandığı gece geç saatlerde Norveç halkına seslenen Başbakanımız, halktan öfke ile hareket etmemelerini ve insancıl reaksiyonlar göstermelerini talep etti. Herkes aynı fikirde olmasa bile, 5 milyon nüfuslu ülkede çoğunluğa sesini duyurdu. Her ne kadar  radikal sağcılar ortalığı karıştırma çabalarına girdilerse de, sokaktaki  insan bir kırmızı gül ile cevabını verdi teröriste. Onun isteğine ulaşmaması için  her şeyin eskisi gibi devam etmesi konusunda  Norveçlilerin çoğunluğu hem fikirdi. Başbakanımızın halkın sağduyusunu kaybetmemesi yönündeki telkinlerine halk kulak verdi. George W. Bush’un “köklerini kurutana kadar teröristlerle savaşacağız” söylemlerine benzer halkı provake edecek konuşmalar yapmadı. Ve   bu sayede normalinde şiddetin hiç  görülmediği  Norveç ülkesinin  insanı  nefret ile dolmadı. Bana sorarsanız, bir liderin sorumluluğu işte tam da bu demektir. Yani bu tip zamanlarda toplum için en sağlıklı çözümleri seçmeyi bilmektir.
Norveç halkının medeni, demokratik barışçıl imajından bahsetmek, aklımıza ister istemez her yıl düzenlenen Nobel Barış ödüllerini getirdi.  Bu sene ilk kez,Orta Doğu ve Afrika’daki barış çalışmaları sebebiyle 3 kadına Nobel Barış ödülü verildi. Dağ Medya olarak Nobel Barış Ödülleri konserine katılarak ödüllerin dağıtımını an be an takip edecek ve okuyucularımıza aktarmaya çalışacağız.
Şimdi Nobel Barış Ödüllerinin öyküsüne bir göz atalım. Dinamiti bulan İsveçli Alfred Nobel( 1833 1896) San Remo’da 1896 yılında beyin kanaması sonucu yaşamını yitirmeden önce  vasiyetinde, servetinin büyük bir kısmının her yıl insanlığa hizmette bulunanlara sunulmasını istemişti. Alfred Nobel adına verilecek ödüller fizik, kimya, tıp ya da fizyoloji, edebiyat ve barışa hizmet olmak üzere toplam beş dalda verilecekti.  Alfred Nobel aynı zamanda barış ödüllerinin bir Norveç komitesi tarafından dağıtılmasını  istemişti. Hiç kimse tam olarak bunun arkasında yatanı bilmese de, ülkenin ılımlı doğası bunun sebeplerinden biri olabilir deniliyor…

Küçüğünden, büyüğüne-doğasına saygısını yitirmeyen ve doğayı her koşula rağmen kullanan bir toplum..

Norveç halkının bilinmeyen başka bir özelliği de bayrağına olan düşkünlüğüdür ve bunun  bizim bildiğimiz anlamda milliyetçilik ile bir alakası yoktur. Evde birinin doğumgünü olduğunu duyurmak için balkonlara bayrak asılır. 17 Mayıs   bağımsızlık  bayramının kutlandığı gün, herkes geldiği yöreye ait giysileri giyer ve göğsüne bayrak asar. Buna BUNAD denir. Bu bakımdan Norveçlilerin hepsinin bayrağıyla özel bir bağlantısı vardır; yani toplumda yalnızca bir kesime mal edilmemiştir. Bu konuda örnek alınacak noktalar var gibi görünüyor.

Norveç  ülkesinin avrupa birliğinde olmadığını bilen çok azdır ve ülke halkının bunu istemeyişi ilginç bir nokta bana sorarsanız. Ben Avrupa Birliği uzmanı değilim ancak halen AB’ye girme çabaları gösteren ülkemizin belki Norveç’i bu konuda örnek alması belki halkımız için daha karlı olacaktır.
Norveç  yaşamı,  Jante kuralları diye Türkçe’ye çevirebileceğimiz  Janteloven, üzerine kurulmuş gibidir. Norveçli/Danimarkalı yazar Aksel Sandemose 1933te yazdığı “kendi yolunu kesen göçmen” adlı romanında, kendi kasabasından esinlenerek Danimarkanın bir kasabası olan Janteyi anlatır. Bu kasabada hiç kimse tanınmayan/bilinmez  kalmaz. Sosyal kontrol bu şekilde kendi ferdî bağımsızlığını iddia etmek isteyen kişiler için tahammül edilemez bir hal alır. Romanda, Axel Sandemose on farklı kuraldan oluşan ve “Jante kanunu” diye bilinen prensipleri belirler:

  1. Dont think youre anything special.
  2. Dont think youre as good as us.
  3. Dont think youre smarter than us.
  4. Dont convince yourself that youre better than us.
  5. Dont think you know more than us.
  6. Dont think you are more important than us.
  7. Dont think you are good at anything.
  8. Dont laugh at us.
  9. Dont think anyone cares about you.
  10. Dont think you can teach us anything.

* kendinin özel olduğunu zannetme.
* kendini bizimle aynı mevkide zannetme.
* kendini bizden daha akıllı zannetme.
* kendini bizden daha iyi olarak hayal etme.
* bizden daha çok bildiğini zannetme.
* bizden daha önemli olduğunu zannetme.
* herhangi bir konuda iyi olduğunu düşünme.
* bizimle alay etme.
* başkalarının seni umursadıklarını zannetme.
* bize ders verebileceğini zannetme.

Bu kurallar ilköğretim yıllarında çocuklara öğretilir ve bu kurallar ile büyürler. Bu kurallar toplumu nasıl etkiliyor sorusuna gelince?.  Şöyle bir örnek verelim: Bütün Norveçliler- isterlerse kral olsunlar- kuyrukta beklerler. Örneğin, Başbakan herhangi bir yerde kuyruğun başına geçmeye teşebbüs etse anında toplumdan reaksiyon alacaktır. Norveç’te, kuyrukta bekleyen bir Başbakan görmek normaldir. Norveç’te hiçbir ünlü sokaklarda, diğer ülkelerde olduğu gibi hayranlarının saldırısına uğramaz. Aynı biçimde, ülkenin zenginleri, ünlüleri politikacıları da  çoğu ülkede olduğu gibi yeryüzü ile ilişkilerini kesmezler. Başbakanın günlük yaşamda resmi makam aracı yoktur. Hatta bisiklet ile gider gelir işine. Dünyada birçok ünlü,  Norveç toplumunun bu özelliğini bildiğinden, Norveç’e taşınır rahat nefes almak için.  Ünlü rallici Michael Schumaher bunlardan birisidir. Schumaher’in Norveçte’ki komşuları  dahi onun nerede yaşadığı bilgisini yurtdışından gelen basına söylemezler.

Norveç Başkanı Jens Stoltenberg

Jante kurallarının topluma en önemli yansımalarından biri de sınıf farkını ortada kaldırmasıdır. Bir iş yerinde kimin şef, kimin eleman olduğunu anlamak kolay olmaz.  Şeflere ayrıcalık yapılmaz. Bir Norveçli’ye mail attığınızda bir yerin genel direktörü olduğunuzu belirtmeniz kınanır ve hoş karşılanmaz.  Bu tür bilgiler, gerekmedikçe açığa vurulmaz ve söylenmez.

Norveç’te siz kalıbı, kraliyet ailesi haricinde hiçbir şekilde hiç kimseye hitap ederken kullanılmaz.

Ne tanımadığınız insanlara… Ne başbakana… Ne de yaşlılara… Herkese sen  diye  hitap edilir ve  siz formunu kullanma gafında bulunduğunuzda “ben kral mıyım!” gibi yorumlarla karşılaşmak o kadar da şaşırtıcı olmayacaktır.
Bu ülkeyi güzel kılan ekonomik zenginliği değildir. Sınıf farkının olmayışı; mütevazi yaşam tarzı; ülkeyi 1935 yıllarından beri çoğunlukla İşçi Partisinin yönetmiş olması; en sağcı parti  ile en solcu partinin en büyük kavgasının paranın nasıl kullanılacağı olması; yolsuzluğa  tahammülü olmayan, şiddeti sevmeyen, bayrağına çok ilginç ama sağlıklı bir  yaklaşımı bulunan insanların varlığı ve mükemmel doğasıdır Norveç’i güzel kılan ve çoğu ülkeden ayıran.  Barış ödüllerinin burada verilmesi de  bu açıdan sanki biçilmiş kaftan gibi…

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir