“Çocuk Gelinler” TBMM’deydi

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği, Sabancı Vakfı’nın desteğiyle hayata geçirdiği “Çocuk Gelinler: Yıkıcı Gelenekler ve Ataerkil Sosyal Mirasın Mağdurları” projesinin final toplantısını 27 Ekim 2011 Perşembe günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptı. Parlamentodan başlayarak ilgili tüm kurum ve kuruluşların işbirliğiyle, çocuk evliliklerine karşı harekete geçilmesini hedefleyen proje kapsamında 18 ay boyunca gerçekleştirilen çalışmalar ve 10 ilde gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları aktarıldı.

 

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun (KEFEK) desteğiyle düzenlenen kapanış toplantısında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan, 23. Dönemde KEFEK Erken Evlilikleri İnceleme Alt Komisyonu’nun başkanlığını yürüten Öznur Çalık, 24. Dönem KEFEK Başkanı Azize Sibel Gönül ve Başkanvekili Binnaz Toprak birer konuşma yaptı. Sanatçı Burhan Şeşen, projeye özel olarak bestelediği “Lütfen Sesimi Duyar mısınız?” adlı parçayı TRT Çocuk Korosu’ndan çocuklarla birlikte seslendirdi.

 

Sabancı Vakfı’nın Toplumsal Gelişme Hibe Programı çerçevesinde desteklediği “Çocuk Gelinler: Yıkıcı Gelenekler ve Ataerkil Sosyal Mirasın Mağdurları” projesi, 54 ilde uygulandı. Edirne’den Ardahan’a, Sinop’tan Osmaniye’ye, Şırnak’tan İzmir’e kadar Türkiye’nin dört bir köşesinde çocuk evliliklerine karşı farkındalık yaratmak için yola çıkan Uçan Süpürge, bu evrensel soruna film gösterimleri, seminerler ve imza kampanyasıyla dikkat çekerken, yerelden başlayarak çözüm aranmasını da teşvik etti. Bir hak ihlali, bir istismar ve şiddet biçimi olan küçük yaşta ve zorla evlilikleri proje kapsamındaki illerde kamu yöneticileri, sivil toplum örgütleri, yerel yöneticiler ve yurttaşlarla yapılan görüşmelerde gündeme getirdi ve medya aracılığıyla bu sorunu tartışmaya açtı.

 

Çocuk gelinler için bir kitap, bir de belgesel hazırlandı

“Çocuk Gelinler”in öyküleri, “Küçük Yaşta Evlilik Büyük Geliyor: Çocuk Gelinler” adlı bir kitapta toplandı. Kitap, proje boyunca illerde kadınlarla ve farklı kurumlardan yetkililerle yapılan görüşmelerden elde edilen “Çocuk Gelinler”in hikayelerini içeriyor.

Uçan Süpürge’nin proje kapsamında hazırladığı, çeşitli kentlerde yapılan çekimler ve özel röportajlarla oluşturulan “Çocuk Gelinler” belgeseli, çocuk evliliklerini farklı açılardan ele alıyor ve kişilerin anlatımları üzerinden sorunun boyutlarını ortaya koyuyor.

       

54 ilde film gösterimleri ve seminerler yapıldı 

Uçan Süpürge, “Çocuk Gelinler” projesini şu illerde uyguladı: Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bolu, Bursa, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Eskişehir, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, İzmir, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Kütahya, Malatya, Mardin, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Siirt, Sinop, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Uşak, Van, Yozgat ve Zonguldak.

Bu illerde küçük yaşta evliliklerin yarattığı olumsuzlukları anlatan iki kısa kurmaca film gösterildi ve ardından salondaki yetişkin kadınlar ve kız çocuklarla söyleşiler yapıldı. Bu toplantılara öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları, sosyolog ve psikologlar, hukukçular, hekimler, gazeteciler, yerel yöneticiler ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler de katıldı.

 

“Çocuk Gelinler”in Öyküleri

Uçan Süpürge Türkiye’nin doğusundan batısına 54 ilde küçük yaşta evlendirilmiş kadınların hikayelerinin de peşine düştü.

Afyonkarahisar’da henüz lise öğrencisi olan bir kız çocuk ailesinin duygusal baskısına şöyle itiraz ediyordu:

“Bizimkiler sürekli ‘Mürüvvetini görelim, elimiz ayağımız tutarken düğün dernek yapalım, torun sevmek istiyoruz’ diyorlar. Herkes torununu kucağına almak ister ama kimse bana sormuyor ben istiyor muyum diye. Daha çocuğum, benden gelin olur mu, anne olur mu?”

Kırıkkale’de orta yaşlı bir kadın ise bir daha o günlere dönemeyeceğini bilmenin acısıyla şöyle anlatıyordu yaşadıklarını:

“14 yaşındayken babam kendi kardeşinin çocuğuyla beni nişanladı. Ameliyata giriyordu, ölür kalırsam kız size emanet demiş. Onlar da geldiler istediler; babam beni zaten onlara verme taraftarıydı. Ama ben okumak istiyordum. Üniversite sınavlarına girdim, sınavı kazandığımı evlendiğim gün öğrendim. 17 yaşındaydım.”

Van’da yaşayan 40’lı yaşlarında bir diğer kadın, zoraki evliliğinin ilk zamanlarını halen korku ve endişeyle anlatıyordu:

“13 yaşında, herkes okula giderken ben de 30 yaşında bir adamla evlendirildim. Hiç görmedim, hiç tanımadım, sadece babamın arkadaşının oğlu olduğu için beni evlendirdiler. Gittiğim şahsı gördüğüm zaman sanki benim babam. Hiçbir gün onun yanına yaklaşamıyordum, gece olduğu zaman çok korkuyordum, odasına bile giremiyordum. Her zaman baba gözüyle baktım ona. Hâlâ da o psikolojimi üstümden atamıyorum.”

Diyarbakır’dan genç bir kadın çocukluğunu tamamlayamadan gelin olmanın ne olduğunu tarif ederken öfkesini dindiremiyordu:

“15 yaşında evlendim. Korkunç bir şey. Tanımı yok. Büyük bir ailenin içine gidiyorsun, nasıl davranacağını bilmiyorsun. Kız istendiği zaman derler ki yaşı küçük olsun eğitelim. Mesela ben erkeklerin önünde ayağa kalkıldığını bilmiyordum, bilmediğim için ilk tokadımı yedim. 16 yaşımda oğlumu kucağıma aldım. 23 yaşındaydım, eşim vefat etti.”

Tekirdağlı genç bir kadın da kız çocukların okumasının erken yaşta evliliği önleyebileceğine işaret ediyordu:

“Sülalede, okuyan tek kızım. Anneannem 13 yaşında evlenmişti ve aile toplantılarında sürekli kuzenimden bahsediyordu; Fatoş evde kaldı n’apıcaz diye! Ona koca bulmak çabasındaydı. Bir gün anneanneme takıldım, beni niye söylemiyorsun dedim. Sen okuyorsun, sen hayatını kurtardın, dedi.”

http://www.ucansupurge.org/turkce/index2.php?Hbr=371

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir