Dağ Medya Özel Röportaj || Zeitgeist oluşumunun Ankara Koordinatörü Cihan Aydın ile Zeynep TANın söyleşisi-1

SÖYLEŞİ || CİHAN AYDIN –BİRİNCİ BÖLÜM

CİHAN AYDIN : “WALL STREET SENARYOSU DAHA EYLEMLER YAPILMADAN ZEITGEIST FİLMLERİNDE ORTAYA ATILMIŞTI”

 

Zeitgeist Ankara Koordinatörü Cihan Aydın

Cihan Aydın, 25 yaşında ve Çankaya Belediyesinde Sosyal Hizmet uzmanı olarak çalışan genç bir aktivist. 4 yıl önce hayatımıza giren Zeitgeist belgesellerinden öyle etkilenmiş ki, kalkıp gönüllü olmuş. Bir süredir de oluşumun Ankara koordinatörlüğünü yürütüyor. Aslında bu kelimeden bile emin olamadı çünkü Zeitgeist içinde böyle bir unvan dağıtımının olmadığının altını ısrarla çiziyor. Söylediğine göre, kendisinden başka kimse gönüllü olmadığı için bütün işler üzerine kalmış. Ama halinden memnun, ümitli ve çok gayretli. Kendini mutlu bir insan olarak tanımlayan Cihan’la yağmurlu bir Ankara gününde, içinde Zeitgeist olan her şeyi konuştuk. En çok da, oluşumun son zamanlarda aldığı eleştirileri… 

 

“FİLMLERİ İZLEDİM VE DEDİM Kİ: ‘BEN BUNLARI ZATEN BİLİYORDUM; ADAM NE KADAR GÜZEL ÖZETLEMİŞ!’”

Zeitgeist bir sivil toplum kuruluşu mu, bir örgüt mü, dernek mi, tarikat mı? Yoksa sadece taraftarları olan bir felsefe mi?

Zeitgeist kelime anlamı itibarıyla zamanın ruhu demek ve Hegel’den bu yana kullanılan bir kavram… Yüzyıllar boyunca insanın ortaya attığı kavramlarda, sorun bulduğu bir taraf ve bunun karşıtı olarak ileri sürdüğü tepkiler mutlaka oldu. Örneğin bakıyoruz; tarih içinde burjuvazinin iktidarı toprak ağalarının elinden alışı var. Burjuvazi her şeye hakim olduktan sonra, işçi sınıfının ortaya çıkışını görüyoruz. Akabinde Sovyet modeli yıkılıyor ve yerine yeni bir sistem kuruluyor. Özetle, biz  istesek de istemesek de çağ hızla değişiyor ve tabuların yıkılma kapasitelerine göre yeni şeyler keşfediyoruz. Zeitgeist, Peter Joseph’in çektiği bir film aslında. Yani bu dinler nedir; ne değildir; zararlı mıdır yararlı mıdır fikri üzerine bir belgesel yapıyor Joseph.
Bu da Zeitgeist belgesel serisinin  ilk bölümü olan “Zeitgeist the Movie” oluyor.

Evet ilk bölümü.
Bu arada Peter Joseph kimdir?

Peter Joseph bir film yönetmeni.
Akademik altyapısı olan biri değil mi? Ya da bu alanda özel bir çalışması yok…?

Hayır özellikle uzmanlaştığı bir alan yok ya da akademisyen değil ama yenilikçi bir insan olduğunu söyleyebiliriz çünkü bu zamana kadar pek çok ideoloji insana bir şeyler anlatmaya çalıştı ama teknolojinin de etkisiyle; Joseph bunu o kadar kısa bir zamanda o kadar verimli biçimde anlatabilmiş k; insanın etkilenmemesi mümkün değil. Hatta ilk belgeseli izlediğinizde kafanızda uyanan fikir; “Ben bunları zaten biliyordum; adam ne kadar güzel özetlemiş” oluyor. Peter Joseph’in bu belgeselleri yaparken herhangi bir maddi çıkarı da yok; yaşadığı şartlardan muzdarip ve kalkıp bir film yapıyor.
Gösterimi olmayan bir film.

Evet gösterimi, galası hiçbir şeyi yok. Tamamıyla internetten yayına veriliyor.
Bu ilk film yayınlanırken sahnede yalnızca Peter Joseph var anladığım kadarıyla. Jacques Fresco ortada değil…

Hayır değil. Peter Joseph ilk filmde tek başına. Filmin tüm üretimi kendisine ait. Herhangi bir şirket, başka bir güç yok arkasında. Zaten filmlere baktığımızda çok büyük prodüksiyonlu yapımlar olduğu için değil; ciddi zeka ürünleri olduğu için beğenildiklerini görüyoruz.

 

“PAPA DÜNYANIN EN BÜYÜK MAFYASI”

Filmin yaratıcısı olarak karşımıza tek tabanca Peter Joseph çıkıveriyor. Uzmanlığı olmayan bir film yönetmeni…Zira, filmde kullanılan argümanlar için referans gösterdiği kaynaklara baktığımızda çok da çeşitli olmadığını görüyoruz. Filmlere yönelik yapılan eleştirilerden biri de bu aslında.  Yalnızca bazı güncel yayınlara ya da dönüp dolaşıp aynı yazarlara atıf yapılmış olması ve bu yüzden de filmde anlatılan bilgilerin güvenilirliğinin tartışmalı hale gelmesi.

Bu, çok yerinde bir eleştiri. Bunda gocunacak bir şey yok, çünkü Peter Joseph de kabul ediyor. Ancak bu alanda çok çeşitli kaynağın var olduğunu ve bazılarının kabul ettiği kaynakları diğerlerinin kabul etmediğini biliyoruz. Bu durum, belgesellerdeki bilgilerin mantıkla çeliştiğine dair bir sonuç çıkarmamıza yol açmamalı.


Peki ilk filmde neden yalnızca Hıristiyanlık ve Yahudilik eleştirisi var? Zeitgeist temelde dinlerin politik yapılar olduğunu savunuyor ama semavi dinlerden biri olan İslamiyete hiç dokunulmamış.

Papa dünyanın en büyük mafyası ve çok köklü bir geçmişi var. Vatikan’a hiç kimse karışamıyor, kendi içinde bir devlet olmuş durumda. Yine İtalya’ya da dokunabilen ülke yok, Papa deyince akan sular duruyor.


Siz nasıl dokundunuz?

Dokunmak derken şunu kastediyorum; elbette bu yapıyı eleştiren filmler çekiliyor, şarkılar yapılıyor ya da çeşitli gruplar ortaya çıkıyor ama bu güç o kadar mitleştirilmiş durumda ki, Papa halkı selamlamaya çıktığı zaman dünya ayağa kalkıyor ya da örneğin bulaşık makinesi dünya kadınları için yüzyılın buluşudur diyor birgün balkondan; bu öyle kabul ediliyor. Ama bu mitler ve gizemleştirme durumu o kadar büyük bir güç yaratmış durumda ki çok büyük paralar dönüyor bu sektörde. Bu kadar büyük bir güç varken ve dünya politikasını bu kadar ciddi yönlendirebiliyorken, öncelikle Hıristiyanlığa ve Papa’ya bir eleştiri getirmek yapılacak en mantıklı işlerden biri. Çünkü emperyalizmin de dini kökeni temelde buraya dayanıyor. İslamiyet daha özerk ve liberal politika sürecinde dünya yönetimini daha yeni yeni etkilemeye başladı.

Tamam, burada sorun yok. Ama genel bir din eleştirisi yapılıyor olmasına rağmen, -illa İslamiyet’in bir açığı bulunsun çağrısı yapmıyorum ama- özellikle oraya dokunulmamış gibi hissettim. Bu durumun, yaşadığımız çağda İslam dininin yanlış bir genelleme yapılarak Batı tarafından özellikle uluslararası terörizmle bağlantılandırılmasıyla bir ilgisi var mı? Salman Rüşdi’nin yazdığı kitaptan sonra hakkında verilen ölüm fetvalarını hepimiz biliyoruz. Bunlar caydırıcı olmuş olabilir mi?

Peter Joseph Amerikan coğrafyasında ve oranın kültüründe yetişmiş bir isim ve dolayısıyla bu belgeseller de kendisinin dünyaya bakış açısının ürünleri. Örneğin ben böyle bir film yapmaya karar verseydim büyük ihtimalle İslamiyet üzerinden gidecektim. Çünkü benim dünyaya bakış açım nüfusun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bu kültürde şekillendi.


Peki ilk filmle başlangıç yapıldı ve henüz o noktada ismi Zeitgeist ile birlikte anılan diğer destekçiler yok ortada değil mi?

Bu belki de insanların ihtiyaçlarını karşılamasıyla ilgili bir şey, film yayınlandıktan sonra internette izlenme rekorları kırmaya başlıyor. Ücretsiz olduğu ve insanların dikkatini çektiği için. Peter Joseph’i biz pozitif aykırı olarak nitelendiriyoruz. Bu da bir şeyi eleştirmekle kalmayıp yerine alternatifini önermeyi içeriyor. Ne yazık ki şu anda siyasi sistem sadece eleştirmek üzerine çalışır durumda. Hangi ideolojide olursa olsun, bir çözüm önerisinde bulunan yok. İşte Jacques Fresco burada devreye giriyor.

Peter Joseph’in paranın eleştirisini yaptığı ikinci belgeselde yani.

Evet.

Jacques Fresco kimdir peki?

Fresco aslında hayatı örnek alınması gereken Amerikan bir fütürist. Kendisini aynı zamanda toplum mühendisi olarak nitelendiriyor. Pek çok teknolojik buluşu var. Amerikan eğitim sistemini reddedip, kendi laboratuvarını kurup kendi eğitimini kendisi tamamlayan bir insan. Sistem karşıtı ve ötesi düşünebilme kapasitesi de aslında buradan geliyor. Sistemin içinde bulunmadığın için daha özgür ve yaratıcı düşünebiliyorsun çünkü etki altında değilsin. Joseph, 1960’lardan bu yana Venüs Projesi’nden; teknoloji ve toplumun bir biçimde birbirine entegre edildiğinde çok iyi şeyler yapılabileceğinden bahsetmeye başlıyor. Peter Josepf Venüs Projesi’ni inceliyor ve bakıyor ki çok mantıklı…. Özellikle eleştirisini yaptığı sistemin alternatifi olabilecekler arasında en iyisi. Jacques Fresco ile olan bağlantıları böyle kuruluyor. Bundan sonra Zietgeist bir hareket haline gelmeye başlıyor zaten.

Evet Zeitgesit’ı bir hareket olarak nitelendiriyoruz değil mi; en doğru tanımı bu?

Evet.

Dolayısıyla oluşumun resmi bir ayağı yok; sivil bir girişim bu.

Tabii.

Ve sivil bir hareket olarak yalnızca farkındalık yaratmak üzerine çalışıyor.

Düşünce topluluğu da diyebiliriz. Çünkü yapılacak olan eylemler de, şu an dünya üzerinde görüldüğü gibi barışçıl eylemler.

“ZEITGEIST DÜNYANIN EN BARIŞÇIL HAREKETİDİR”

Wall Street eylemleriyle  bir bağlantınız var mı?

Tabii. En son Kanada’da bununla ilgili Zietgeist’tan bir aktivist arkadaşımız çıkıp açıklama yaptı önemli televizyon kanallarından birinde.

Katılım gerçekleşmiş olabilir ama sizin üstlendiğiniz bir şey değil değil mi?

Zeitgeist Moving Forward filminde yani belgesel serisinin üçüncü filminde Wall Street senaryosu daha eylemler gerçekleşmeden ortaya atılmış bir şeydi. Tamamen barışçıl eylemlerle, barış söylemleriyle insanların sokakta bir araya gelip artık paralarını bankaların önüne yığması üzerine bir senaryo vardı. Film üzerinden iki sene bile geçmeden İspanya’da yaşanan olayları görüyorsunuz; aynı zamanda ABD’de Wall Street örneği var. Yani dünyanın gideceği nokta zaten burasıydı; önemli olan doğru yönlendirmeleri yapabilmek. Zeitgeist hareket olarak nitelendirilecekse eğer, dünyanın en barışçıl ve en kapsamlı hareketi olarak nitelendirilebilir; ama asıl amaç farkındalık yaratarak insanları ortak bir paydada birleştirebilmek.

Zeitgeist’ın en vazgeçilmez ilkesi nedir?

Kaynak bazlı ekonomi.

Buna yalnızca insanlarda bir farkındalık yaratarak mı ulaşacaksınız?

Kimseyi hiçbir şey için zorlamıyoruz, insanlar bizi duyuyor ve geliyor.

Kaynak bazlı ekonomiye geçmek sistemin yeni baştan kurulması anlamına geliyor. Zeitgeist mevcut sistem yerine önerdiği bu sistemi nasıl kuracak? Bunun imkansızlığı akla, hedefin yeni bir sistem inşa etmek değil, filmleri izleyenlerin etkilenecekleri yeni senaryolar yaratmak olduğunu getiriyor. Zeitgeist’ın ulaşmak istediği kitle, gençler öncelikli olmak üzere insanlar… Eğer gerçekten sistemle bir derdi olsaydı insanlara değil devletlere ulaşmaya çalışmaz mıydı?

Neden?

Çünkü sistemi yaratanlar ve işletenler devletler. Son sözü onlar söylüyor. Tamam dünya ekonomisi insanların harcamaları ve tasarrufları ile dönüyor ama yeni bir sistemin inşaası dünyayı kontrol eden hegemon güçlerin müdahalesi veya izni ya da yardımı olmadan mümkün değil. Sence, önerdiğiniz sistemin belgesellerde birinci sırada eleştirilen ABD tarafından organize edilmeden ve yönetilmeden geçerli olabilmesi mümkün mü?  

İşte bu düşünce kalıbı, sistemin insanlara dayattığı düşünce kalıbı.

“İBRAHİM TATLISES’İN İTİBARI ÜTOPİK DEĞİL Mİ?”

Ama bunu siz de söylüyorsunuz filmde. Yani, ABD’nin yenilmez bir güç olduğu ve sistemi; enerjiyi yönettiği vurgusunu filmde görüyoruz.

Mevcut emperyal düzenin baş aktörü ABD’dir; bu konuda bir sıkıntı yok. Ama sistemin değişmesi için devletlere başvurulması gerektiği fikri sistemin bize dayattığı bir kalıp. Bu kalıp gücü insandan alıp tamamıyla yönetenlere vermek üzerine kurulu. Hareketin “imkansız” üzerine yoğunlaştığını iddia etmek bana göre şu yüzden yanlış: Çok hızlı değişen bir çağdayız. 70 yıl önce biri, bugün ABD’de bir Wall Street ayaklanması olacağını ortaya atsaydı, herkes gülerdi. Başka örnekler de var; Libya’nın karışması, Saddam’ın düşmesi gibi.

Ama bunlar öngörülen gelişmelerdi zaten.

Evet güzel bir noktaya temas ettin; bunlar sistemin öngördüğü şeylerdi.  Ama sistemin dışına çıkmaya başlar ve oradan fikir yürütürsen, bizim de öngördüğümüz şeyler bunlar. Kaldı ki Zietgeist’ın dünyanın düzenini ele geçirmek gibi bir çabası yok. Bizim en büyük itirazımız, bizi yönetenlerin beceriksizliğine. Çünkü sistem öyle bir hale geldi ki, çarpıtılmış bir bilgiyi realite olarak kabul etmekte bir sakınca görmüyoruz.

Mesela?

Örneğin bir siyasi parti, bir aileyi bütün hayatları boyunca kalkındırabilecek kadar bir meblağı  yarım dakikalık bir reklam kampanyası için harcayabiliyor. Bu yüzden insanlık için iyi olan bir şeyi, imkansızmış gibi görmek çok doğal. Liberal sistemin bize sunduğu bazı kişisel gelişim hikayeleri vardır; bir çöpçünün çok başarılı bir iş adamına dönüşmesi gibi. Hiçbir entelektüel yapıya sahip olmayan sıradan bir vatandaşın toplumun belli bir yerine gelip belli şeyleri yönlendirebilmesini ütopik bulmuyoruz ama insanlığın ortak bir paydada toplanabileceği, dünyada barışın hakim olabileceği fikri bize ütopik görünüyor. Şu anda bizleri yöneten insanların bu pozisyonlara gelmiş olmaları asıl ütopik olan. Zeitgeist’ın, dünyanın kaynaklarının herkese yetecek kadar olduğu ve kaynak bazlı ekonomiye geçilirse yoksulluğun sona ereceğini söylemesi değil.

Türkiye’de Zeitgeist’dan daha ütopik olan şeyler gerçekleştiğini söylüyorsun.

Kesinlikle. İbrahim Tatlıses gibi bir adamın bunca itibara sahibi olması sence ütopik değil mi? (Gülüyoruz)

Tehlikeli bir şey söyledim galiba.

Yarın :

– 68 Kuşağı neden yenilgiye uğradı ve Zeitgeist neden başarılı olacak?

-Zeitgeist yeni olan ne söylüyor?

-Hangi siyasi partiler Zeitgeist’ı tanımak istedi?

-Zeitgeist bir uyanış trendi mi?

-Zeitgeist’ın yerel koordinatörleri yurtdışından talimat alıyor mu?

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Geri İzleme: Milletvekili Danışmanı Zeynep TAN yazdı|| Meclis Koridorlarından Alternatif Sayıklamalar| Çocuk Gelinler Projesi Final Toplantısının Ardından « Dağ Medya

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir