Dünya Gıda Günü Üzerine

16 Ekim Dünya Gıda Günü’dür. Her yıl bu tarih gıda fiyatlarının yükseldiği bir döneme denk gelirse “dünyanın hali” üzerinde düşünen iyi kalpli insanlar endişeye sürüklenir.

2008’deki Dünya Gıda Günü böyle bir örnektir. Birleşmiş Milletler’in Dünya Gıda Programı’nın başkanı olan Josette Sheeran o tarihteki fiyat artışlarının olası sonuçlarına şu ifadelerle dikkat çekiyordu: “Orta sınıflar için, sağlık giderlerinin kısılması söz konusu olur. Günde 2 dolarla yaşayanlar, et tüketimini kesip, çocukları okula yollamaktan vazgeçmek zorunda kalabilirler. Günde bir dolarla geçinenler et ve sebzeden vazgeçip, sadece hububatla karın doyuracaklardır. Günde yarım dolarla yaşayanlar için ise, mutlak felâket….”

Burada adım adım ağırlaşan felâket aşamalarının “dolar eşikleri”ni TL’ye çevirirseniz, bu boyutta bir sefaletin bizim buralarda söz konusu olmadığını düşünüp rahatlayabilirsiniz. Ne var ki, bunlar Dünya Bankası’nın yoksulluk tanımları ile bağlantılı gelir eşikleridir ve doların 1983’teki değeri esas alınmaktadır. 1983 dolarını (ABD fiyatlarına göre) bugüne çeviriniz; dört kişilik bir aileye uygulayınız ve bugünkü kurlarla TL’ye çeviriniz. “Gıda fiyatları yükseldiğinde hububatla karın doyurmak zorunda kalacak” insanlarımız için yaklaşık beş yüz liralık; “etten vazgeçerek” durumu idare edenler için bin liralık aylık gelirler belirlenmiş olmaktadır. Ve gıda fiyatlarında ciddi boyutlu artışların Türkiye’de de önemli yoksullaştırıcı etkileri olabileceği anlaşılmaktadır.

Sheeran söyledikleri ile etki yaratma önceliği gözetmiş. İyi de yapmış. Zira, üç yıl sonrasında da dünyanın olası bir gıda krizinin eşiğinde olduğu uyarısı yaygınlaşmaktadır ve “kronik açlık çeken bir milyar insanın” kaderini yakından ilgilendiren bu uyarının bu yılın Dünya Gıda Günü’nde de tekrarlanacağı anlaşılmaktadır.

Ben de bu vesileyle son yıllarda uluslararası gıda fiyatlarında gözlenen hareketleri gözden geçirmek, değerlendirmek istiyorum.

***

Aşağıdaki tablo, uluslararası ham madde fiyatlarına ilişkin IMF istatistiklerinden türetilmiştir. “Gıda”, tek başına alınıp satılan bir “meta” değildir; pek çok tarımsal üründen oluşan bir “sepet”tir. Tabloda bu “sepet” ile onu oluşturan en önemli ürünlerden altısının fiyat endeksleri bir önceki döneme oranlanmakta; artma ve eksilme temposu böyle belirlenmektedir. 2008 değerleri, 2005’i izleyen üç yıllık fiyat artışlarıdır.

ekran_alintisi_4.jpg

2005 sonu ile Ağustos 2011’i kapsayan fiyat hareketlerine bakarak birkaç saptama yapalım ve bazı sorular soralım:

• Altı yıla yakın bir dönem içinde çıkışlı-inişli üç büyük boyutlu fiyat hareketi gözleniyor: 2006-2008 kesintisiz çıkış; 2009 iniş; 2010-Ağustos 2011 Ağustos yeniden çıkış… Eylül 2011’de tüm ham madde fiyatlarını içeren bir endeksin yüzde 11.3 oranında düştüğü haberleşti. Gıda fiyatları inişe geçmiş olabilir; ancak, tablodaki dönemin ana eğilimi, fiyatların yükselmesi doğrultusundadır. Nitekim, Ağustos 2011’de tüm ürünlerin bileşkesi olan gıda fiyatları, 2005 düzeyini yüzde 81.8 oranında aşmıştır. Buradan hareketle, 2011’deki Dünya Gıda Günü de üç yıl önce olduğu gibi öncelikle yoksul tüketicileri ilgilendiren gıda krizi üzerinde odaklanacaktır.

• Buradan ilk soruya, “madalyonun diğer yüzüne” geliyoruz: Hububatta, şekerde, yağlı tohumlarda artan fiyatlar çiftçileri (hele hele bu ürünlerde köylü tarımı önem taşıyorsa, yoksul üreticileri) ihya etmiş midir? Daha genelleştirelim: Bu büyük boyutlu fiyat dalgalanmaları, ülke ekonomilerine nasıl, ne kadar yansıyor? Kimler kaybediyor; kimler kazançlı çıkıyor?

• “Fiyat hareketlerini arz/talep belirler. Tarım ürünlerinde ve gıdada üretim ve talepteki küçük değişiklikler de büyük boyutlu fiyat hareketlerine yol açar. (İktisat diliyle, arz ve talep esnekliği düşük olduğu için…)” Bu ifade doğrudur; ama tabloda kapsanan dönem için değil… Örneğin 2008 uluslararası krizin ilk yılıdır; dolayısıyla tarımsal ürün ve gıda talebinin düşmesi gerekir. Aynı yıl hububat üretimi de (FAO’ya göre) yüzde 6.7 oranında artmıştır. Düşen talep ile artan üretim koşullarının birleşmesi fiyatların düşmesine yol açmalıydı. Gerçekte ise iki yıl önce tüm ürünlerde başlayan fiyat artışları 2008’de de süregelmiştir. Arz/talep bağlantılarından kopan fiyat hareketleri nasıl açıklanabilir?

***

Bu soruları yanıtlamaya başlayabilmek için, fiyat hareketlerinin arka planında yer alan ve bunlardan etkilenen “aktörleri” belirlememiz gerekir.

“Gıda sepeti”ni oluşturan tarımsal ürünlerin üretim ve pazarlama süreçlerinde yer alan ve bunların dışında olmalarına rağmen fiyatları etkileyebilen ulusal ve uluslararası aktörleri, dört büyük gruba ayırabiliyoruz: Üreticiler, tüccarlar, spekülatörler ve tüketiciler…

Bölüşüm karşıtlıklarına odaklanmak istiyorsak zincirin iki ucunda yer alan “tuzu kuru aktörleri” (büyük çiftçileri ve Batı’nın tüketicilerini) kenara koyalım ve bu dörtlüyü yeniden adlandıralım: Köylüler, çokuluslu ticaret sermayesi, finans kapital ve gıda krizinin kurbanlarını oluşturan yoksul ülke tüketicileri

Gıda krizine bu çerçeve ışık tutmaktadır. Önümüzdeki haftalarda tartışmak üzere… (SOL)

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir