Avrupa basınından özetler-Deutsche Welle

Bugünkü Avrupa basının ağırlıklı konuları Japonyadaki nükleer felaket, Londradaki Libya Konferansı ve Suriyede şiddetli protestoların hükümetin düşmesine neden olması.

İspanyadan El Periodico, Fukuşima Dayiçi nükleer santralindeki radyoaktif sızıntı ve santrali işleten Tepco şirketinin yaptığı açıklamaları mercek altına alıyor:

“Japonlar arasında Fukuşimadaki felaketin boyutu konusunda verilen yanlış ya da eksik bilgilere dayanan, insanları yanıltan ve kandıran bir politikanın kurbanı olunacağı yönündeki korku, giderek büyüyor. Santrali işleten firma Tepconun açıklamaları hem ağır aksak, hem de güvenilir değil. Açıklamalar sürekli gerçeklerin gerisinde kalıyor. Yapılan tespitler de sistematik olarak yanlış çıkıyor. Hiç kimse bu şirketin, nükleer santraldeki felaketin ardından açığa çıkan plütonyumun insan sağlığına zararlı olmadığı yönündeki açıklamasına inanmıyor. Japon hükümetinin bu krize gösterdiği tepki ile ardından izlediği politikanın bedelini ağır biçimde ödeyeceği kesin. Ancak akla şu soru geliyor: Bir ülke böylesine bir nükleer felakette özel bir firmanın verdiği bilgilere böylesine bağımlı olmalı mı?”

Fransadan Oest France ise bugünkü sayısında, Londrada 40a yakın ülkeden temsilcilerle BM ve NATOdan yetkililerin Libya operasyonunu görüştüğü konferansı ele alıyor:

“Libyadaki çatışma ve operasyonların nasıl sonuçlanacağı ve Kaddafinin kaderinin ne olacağı konusunda belirsizlik hakim. Libyaya askerî operasyonunun amacı konusunda da farklı bakış açıları var. AB, NATO, Arap Birliği ve Afrika Birliği içinde görüş ayrılıkları dikkat çekiyor. Libya krizi çelişkilerle dolu ve ne olacağı kestirilemiyor. Londradaki toplantılarında 40a yakın ülke ve uluslararası organizasyonlardan temsilciler, askerî operasyona verilen desteği teyit etti. Libya muhalefeti bu toplantıya katılmasa da istekleri dinlendi, dikkate alındı. Koalisyonun amacı, özgür, demokratik ve birleşik bir Libya. Konferans sonunda açıklanan resmî  bildiri okunacak olunursa, durumun çok basit olduğu düşünülebilir. Ancak Libya kriziyle ilgili askerî, siyasi ve diplomatik tablo, açık ve net görünmek dışında herşeye benziyor.”

Fransız Le Monde gazetesi, günlerdir protesto gösterilerine sahne olan, çok sayıda muhalifin hayatını yitirdiği Suriyedeki gelişmeleri ele alıyor. Gazete hükümetin istifasıyla sonuçlanan protestoları şöyle yorumluyor:

“Suriye, Gazze Şeridindeki İslamcı Haması destekleyen az sayıda ülkeden biri. Bu nedenle Şamdaki yeni rejim ya da hükümetin yeni bir yön tayin etmesi, bölge genelinde kökten bir değişim anlamına gelebilir. Amerikalılar ve Avrupalılar ihtiyatlılar ve Suriyedeki isyan hareteki karşısında nasıl davranacaklarını bilmiyorlar. Arap Birliği  Libyada olduğu gibi Suriyeye karışmayı, bu işin içine dahil olmayı kesinlikle istemiyor. Ancak bu konuda takınılacak tavır açık olmalı. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad reformlar yapma konusunda cesaretlendirilmeli, ancak Esad başkaldırının, şiddet kullanılarak bastırılması yolunu seçerse de kınanmalı ve izole edilmeli.”

Danimarkadan muhafazakâr Berlingske Tidende ise aynı konuyla ilgili yorumunda şu satırlara yer veriyor:

“Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, hükümetini gözden çıkardı ve görevden aldı. Suriyede tıpkı eski hükümet üyeleri gibi yolsuzluk yapan ve halkına acımasızca davranan yeni hükümet üyeleri bulunacaktır. Ülkede yaşayanların çok azı sözde reformcuların istifa etmeyi düşündüğüne, parlamento ve Devlet Başkanının da böylesine bir durumda özgür seçimler yapılması kararını vereceğine inanıyor. ABD ya da ABnin yardımıyla  Esadın görevinden uzaklaştırılması hesaplanamaz. Umut edilsin ki Suriyeliler kendi güçleriyle demokrasi ve özgürlük taleplerini kabul ettirsin. Ve bunu mümkün olduğunca kansız biçimde yapsınlar.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Hülya Topçu


Editör: Murat Çelikkafa

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.